36. TAKVİM
Yazar: Rossoball

Gerçek asker olaylarından ve bilgilerinden bağımsızdır. KURGU GERÇEKLİĞİ YANSITMAZ. Keyifli okumalar! ♥ ♪ Semiha Yankı • Seninle Bir Dakika ♪ Koliva • Yüksek Dağlara Doğru ♪ Funda • Çaresizim ♪ Pinhani • Yitirmeden 36. TAKVİM Sabahın erken saatleriydi ve ben güzel bir kokunun kollarında uyuyordum. Gözlerimi hafifçe araladığımda, odanın içine vuran güneşin ışığıyla gözlerimi birkaç defa kapatıp açtım. Bacaklarım bir bedenin üstüne dolanmıştı. Kollarımda aynı şekilde bir bedene sıkıca sarıldığını fark ettim. Tek uyumaya alışık olduğu için durumu garipseyerek etrafıma bakındım. Yiğit'in odasındaydım. Yiğit' de benim kollarımın arasındaydı. "Uyandın mı?" dedi boğuk bir ses. Başı boynumla gerdanımın arasında duruyordu. Sersemce kendime gelmeye çalışırken. "Evet." Yiğit boynuma küçük bir öpücük bıraktı. Artık kendime gelmiştim. Kafasını kaldırıp yüzüme baktı. Dudakları yukarı doğru kıvrıldığında gamzesinde ortaya çıkmıştı. "Her sabah böyle mi uyanıyorsun?" diye sordu. Hâlâ sersemliğimi koruyorken, başımı aşağıya yukarıya salladım. Yanağıma doğru yaklaştı. Küçük bir öpücük bıraktı. "Çok şey kaçırmışım." "Nasıl?" diye sordum. Uyandığımda gerçek bir alıklığım oluyordu. "Seninle daha önce sevgili olmalıydım." Yavaşça öpücüklerini çeneme indirdi. Sesi de boğuk çıkıyordu. "O kadar güzelsin ki her halinle." Çenemdeki öpücükleri boynuma doğru indi. "Çok şey kaçırmışım. Keşke seninle daha önce karşılaşsaydım." Uykulu halimin artık açılmıştı. Yüzümde huzurun verdiği bir sıcak gülümseme oluşmuştu. "Sabah sabah bu ne romantiklik böyle." dedim. Anın büyüsü sözlerimle bozulmuştu. Yiğit çenesini iki göğsümün arasına bastırmadan kafasını kaldırdı. Bende kafamı hafifçe eğerek ona baktım. Mavilikleri parlıyordu. Uykudan benden önce uyanmış olacak ki yüzünde şişlik yoktu. Fakat saçları karışıktı. Elimi atarak saçlarını yavaş yavaş sevdim. Gözlerini kapattı. "Ben uyurken kesin beni de izlemişsindir." Gözleri kapalıyken sözlerimle gülmeye başladı. "Yaptık öyle bir şeyler. Ne yapalım? Fazla güzelsin, uyurken bile." Konuşunca çenesi tenime batmıştı ama rahatsız olmadım. "Uyurken güzel olamam. Şu saçlarıma bak." Boşta duran elimle önüme gelen saçlarımı düzelttim. "Dizi ve filmlerde oynayan kızlar bebek gibi uyanıyorlar. Bir de bana bak... Saçlarımı yolmuşum galiba uyurken. Kesin çok kötü duruyorlar." Sol elini kaldırdı. Başını yana doğru eğdiğinde eli de saçlarıma değdi. "Bu saçların kötü durması imkânsız. Şuna bak ne güzelde dökülmüş yastığın üstüne." İncitmeden ve dokunmaya kıyamıyormuş gibi sevmeye devam etti saçlarımı. "Sen gerçekten bu sabah bir farklı uyandın. Bir şair içine mi kaçtı senin ne oldu? Birazdan şiir de okursun bana." Konuyu biraz dalgaya almak istiyordum yoksa şuracıktı öpmeye başlayacaktım onu. Kimse de durduramayacaktı. "Dokunulmasa da, görülmese de; Kalpte yer verilir bazısına, Nedensiz... Sen; aklım ve kalbim arasında kalan, en güzel çaresizliğimsin. Gerçi aklıma bile gelmiyorsun artık. O kadar kalbimdesin ki... Gözlerinin mavisinden koy ömrüme, Kırk yılın hatırına "SEN" kalayım." Cemal Süreya'nın şiirini gözlerimin içine bakarak o güzel ses tonuyla okudu. Hatta bir kısmındaki kelimeyi de değiştirdi söylerken. İçimdeki kelebekler hareketlerini daha da arttırmışlardı. Biraz daha çırpınmaya devam ederlerse içimden taşacak etrafa yayılacaklardı. "Ne o? Niye öyle bakıyorsun?" dudaklarım ve gözlerime bakıyordu. Bende saatlerdir bir dudaklarına bir de gözlerine bakıyordum. En çok gözlerimin vakit geçirdiği yerde bu sürede dudakları oluyordu. "Bilmem nasıl bakıyorum?" diye sordum. Nasıl baktığımı çok iyi bilmeme rağmen. Artık bu aramızdaki bir şey olmuştu. Birbirimize bunu söylemeyi sevmeye başlamıştık. "Söylersem buradan çıkamayız." Fısıldıyormuş gibi derinden bir ses tonuyla konuşunca yutkundum. Gözlerimi kaçırmaya çalıştım. Hafifçe doğruldum ama o beni bırakmadı. "Dur," Kafasını boynuma doğru yaklaştırdı. Bir öpücük daha boynuma bıraktı. "Yiğit hadi. Daha eşyalarımı yerleştirmem lazım." Kendimden ayrılmaya çalışarak biraz debelendim. Bi…