1.GECE SAAT ÜÇ
Yazar: Rossoball

Tekrardan Hoş geldiniz!! Oy vermeyi ve satır aralarımıza yorum yapmayı unutmayalım!! Instagram ; ballrosso Gerçek asker olaylarından ve bilgilerinden bağımsızdır. KURGU GERÇEKLİĞİ YANSITMAZ. Keyifli okumalar! ♥ İSTİHKAM MARŞI Coşkun suda, denizde, biz köprüler kurarız, Yarılmayan dağlarda geniş yollar acarız, Lağımlarla patlatır, titretiriz her yeri. Düşmana dehşet verir istihkamın erleri. ♪ Balmorhea • Remembrance BAŞLAMA TARİHİ ➼ 1.GECE SAAT ÜÇ ❛ GEÇMİŞ ZAMAN - HAKKÂRİ ❜ Yazar'dan... Gece saat üçtü dağlar sessizdi. Kayalıkların arasına saklanan, yüzü peçe ile örtülü, iki adam kendi aralarında konuşurken boğazlarına sarılan elleri fark etmemişlerdi. Geriye doğru çekildiklerinde kafalarını tutan eller sert bir hamle ile sola doğru çevrildi. İki adamda ne olduğunu anlamadan ölmüşlerdi. "Burası tamamdır." dedi üstündeki üniformanın kolunda al bayrak olan asker. Telsizden gelen kalın sesi dinlemeye başladılar. "Hazırlanın birazdan Ender üsteğmeni çıkaracaklar." dediğinde askerler oldukları bölgeye gizlenerek konum aldılar. Dağların arasındaki evden koliler taşıyarak arabaya yükleyen peçeli adamlara bağıran, Kevrin'e hedefler alındı. Kevrin, eliyle hadi hadi işareti yaparak "Bu ne yavaşlık hadi hızlı olun daha sınırı geçeceğiz." dediğinde telefonu çaldı. Telefonunu şalvarından çıkartarak açtığında karşı taraf konuşmaya başladı. "Ne yaptınız her şey hazır mı?" Kevrin korkuyla "Üsteğmeni de alıp geliyoruz baba." dedi. Karşı taraftan, "Acele edin." sesiyle babası görmese de Kevrin kafasını salladı. Kevrin bir şey söyleyecekken telefondan bip bip sesleri yükseldi. Telefonu elinde sıkarak adamlara bağırmaya başladı. "Hadi lan, hızlı olun!" Kayalıkların arkasında, pusuda olan yeşil üniformalı Türk askerleri, komutanlarından gelecek komutu bekliyordu. Evin içinde ağzı bezle kapatılmış, kolları da arkadan bağlanmış, Ender üsteğmen çıkarıldığında askerler hızla konum aldılar. Ender sarsak adımlarla ilerlerken, kaşından aşağıya akan kandamlaları yere çarpıyordu. Kafası aşağıya doğru eğik bir şekilde ilerlemeye devam etti. "Son kez gör diye açtık gözlerini üsteğmen, son kez ülkene bak! Çünkü bugünden sonra bir daha ülkeni göremeyeceksin." dedi Kevrin. Üsteğmenin karşısında durarak. Ender hâlâ yere bakmaya devam ediyordu. Kevrin'in tam arkasında Komutan Alpar Akınöz keskin mavi gözleri ile onları izliyordu. Ender öfke ile karşısındaki adama bakmadan dişlerini sıktı. Kevrin, yanındaki adama "ağzını aç" emri verdiğinde üsteğmen ağzındaki kanı Kevrin'in ayakkabılarına doğru tükürdü. Kevrin kafasını sağa doğru çevirdi dişlerini sıkarak. Yaptığı bu hareket büyük bir yanlıştı. Çünkü Ender kafasını kaldırdığında karşı kayalıkta onları izleyen, mavi keskin gözleri görmüştü. En yakın arkadaşının gözleriydi bunlar. İstemsizce gözleri, Alpar'ın koluna çevirdi. Kolunda al bayrak vardı. Ender'in yüzünde gülümseme oluştuğunda, Kevrin yumruk yaptığı eliyle Ender'in sol yanağına hızla vurdu. Ender yerinden bile kıpırdamamıştı. Ateş saçan gözlerle Kevrin'e bakmaya devam ediyordu. Ender, "İşlemedi biraz daha çalış." dediğinde Kevrin dişlerini sıktı. "Şeref-..." dediği an Alpar elindeki silahı kaldırıp Kevrin'in tam kafasının ortasına ateş etti. Alpar yüksek çıkan kalın sesiyle, "Kime ne söylediğine dikkat etmelisin, Kevrin." Kevrin yere düşerken, diğerleri koşarak eve girmeye çalışıyorlardı ama hepsi askerler tarafından teker teker vuruluyordu. Ender'in arkasındaki adam, Ender'in kolundan tutarak evin içine doğru çekiştirdi. Alpar bu sırada bulunduğu bölgeden çıktı. Askerler komutanlarını gördükleri an yerlerinden çıkarak, Alpar komutanı çember içine aldılar. Askerlerin çember halinde olduğunu gören bir peçeli adam bağırmaya başladı. "Türk askeri geldi!" "Buradan çıkamayacağız!" dediği an göğsüne bir kurşun saplandı. Alpar komutanın adımları eve doğru ilerlerken, Ender ile beraber bir adam kapıda belirdi. Adam elini havaya kaldırıp iki el ateş etti. Etrafta peçeli adamların hepsi yerlerde yatıyordu. "Bana izin verin! Buradan üsteğmeni alıp çıkayım!Yoksa burad…