30. SON SÖZLERİN SÖYLEDİĞİ
Yazar: Rossoball

Gerçek asker olaylarından ve bilgilerinden bağımsızdır. KURGU GERÇEKLİĞİ YANSITMAZ. Keyifli okumalar! ♥ ♪ Barış Manço • Aynalı Kemer ♪ Ümit Sayın • Gül Beyaz Gül ♪ Kıraç • Yüce Dağ Başınada Yanar Bir Işık 30. SON SÖZLERİN SÖYLEDİĞİ MEKTUP Ankara'da İkinci Gün "Bu adamların, başındaki adamın takıldığı bir pavyon varmış. Her gece gidermiş Ankara'da olduğu zamanlar." dedi günlerdir öğretmeni kaçıran adamların başlarındaki, adamı izleyen asker. Talay Yarbay ekrandaki adamların fotoğrafını baktı. "O zaman oradan yola çıkarak öğretmeni nereye götürdüklerini bulabiliriz." Asker başını salladı. "Evet komutanım. Hatta adam yarın gece için kendine bir loca hazırlatmış. Eğer oraya girebilirsek adamın ağzından laf alabiliriz." Kafasını çevirip Aksel, Sena ve bana baktı. "Planın ne?" dedi Yarbay. "Biri adamın dikkatini çekerse adamı avlamak daha kolay olur. Zaten bir süre içtikten sonra kafası güzel oluyor ve ne dediğini bilmeden baygın bir şekilde pavyondan çıkıyor." Yarbay sert bir ses tonuyla. "Hayır, kızlarımı böyle bir şeye bulaştırmayacağım. O herif kendi kendine bizim elimize düşecek." Kızlarımı. Talay Yarbay'ın bu şekilde bizlere hitap etmesi çok hoşuma gidiyordu. Bizi kendi kızından ayırmaması ve koruması o baba sıcaklığını bize hissettiriyordu. "Emredersiniz komutanım. Ben o zaman yarın için hazırlıklara başlıyorum." Asker yerinden kalktı, Talay Yarbay başıyla onu onayladı. Odada sadece Azer timi kalmıştı. "Bugün biraz daha dinlenin çünkü yarın ve sonraki günler fazla yorucu olacak." Oturduğu koltuktan kalktı Talay Yarbay. Tam gidecekken Enes hızla "Komutanım!" diye bağırdı. Talay Yarbay kaşlarını çattı. "Niye bağırıyorsun Enes? O kadar da yaşlanmadım daha seni duyabiliyorum." Enes mahcupça başını yana doğru eğdi. "Yok, komutanım ondan değil." "Neyden o zaman?" Enes başını çevirerek hepimize sırayla baktı. En son Aksel'e baktığında gülümsedi. "Oğlum hadi konuşsana! Senin keyfini bekleyemem!" diye çıkıştı Talay Yarbay. Enes dalmış gözlerini Aksel'den çekti. "Şey komutanım..." dediğinde arkasını hafifçe masaya doğru dönünce Aksel dışında herkes onu görüyordu ama Aksel onu görmediği için Enes yüzük parmağını gösterdi. Talay Yarbay tek kaşını havalandırdı. "O parmağını kırmamı istemiyorsan indir ve bana artık bugün şunu söylemeyi bırak. Unutkanlığım yok. Akşam geleceğim." Enes elini indirerek duruşunu düzeltti. Talay Yarbay arkasını dönmüş yürürken. "Hadi çıkın artık şu askeriyeden, yoksa hepinize iş kitleyeceğim." Bir anda hepimiz ayaklandık. Yiğit yavaşça yerinden kalktı. Elinde tutuğu telefona bir mesaj geldi. Ekrana baktıktan sonra bize döndü. "Hadi hazırlanın, bizim eve geçiyoruz. Ayşin sultan size ziyaret hazırlamış." "Kurban olurum ben ona! Ne özledim yemeklerini." dedi Özer. "Hadi o zaman bir an önce gidelim yardım da ederiz. Şimdi o bahçeyi hazırlıyordur." Sena yumuşak çıkan sesle konuşunca gözlerim ona çevirdi. Yiğit'in evinin bahçeli olduğunu daha yeni duyuyordum. "Sandalyeleri de bizim bücüre taşıtıyordur." dedi Semih. Bücür? Buradaki bücür galiba Asena olmalıydı. "Aman abi! Kızın yanında demeyin onu sonra ben bücür değilim diyerek bütün gün söyleniyor." diye takıldı Abidin. Aksel başını iki yana salladı. "Kız haklı. Öğretmen oldu ama siz hâlâ kıza bücür diyorsunuz." "Hadi hadi! Gidelim ama ilk önce benim uğrayacağım bir yer var. Siz önden gidin." Azer timiyle beraber çıkışa doğru ilerliyordum ki Yiğit bana yaklaşarak bileğimi nazikçe tutu. "Sen benimle geliyorsun." dedi. "Neden? Ben gitmeyecek miyim sizin eve? Niye ki? Üstüm mü kötü ondan mı?" Bir anda hızlıca konuştum. Kafamı eğerek üstüme baktım. Altımda siyah bir dar pantolon ve ince belimi saran siyah küçük tokalı kemer vardı. Üstümde de siyah dar bir body vardı. Body belimi hafif açıkta bıraktığı için beyaz tenim gözüküyordu. Üstüme Akşama doğru havanın soğuk olacağını bildiğim içi koyu kahve tonunda deri bir ceket almıştım. Ayaklarımda da her zaman ki gibi siyah botlarım vardı. Acaba böyle giyinmese miydim? Çok mu günlük ve sade duruyordum? Yok canım. Ne giyecekti…