29.İLK DURAK
Yazar: Rossoball

Gerçek asker olaylarından ve bilgilerinden bağımsızdır. KURGU GERÇEKLİĞİ YANSITMAZ. Keyifli okumalar! ♥ ♪ Ayten Alpman • Ben Varım 29.İLK DURAK Onun gibi kulağına doğru yaklaştım. Nefesim kulağına çarpıyorken. "O zaman her dakikayı dibine kadar yaşayalım." Yiğit ağzımdan çıkan sözü duyar duymaz benden uzaklaştı. Bu yaptığıyla ona şaşkınca bakarken sol elimi kavrayarak beni restorandın çıkışına doğru ilerletti. Dışarda yağan yağmur şiddetini arttırmıştı. Cama çarpan yağmur damlaları hoş bir his bırakıyordu içimde ama bu görüntüyü uzaktan izlemek daha çok hoşuma gidiyordu. Yiğit ise şu an kapıdan çıkmak üzereydi. Elimi saran parmakları sıkarak Yiğit'i kendime doğru çekmeye çalıştım ama sadece elini hafifçe kendime çekebilmiştim. "Yiğit." Sesim uyarıcı bir şekilde çıkınca arkasını dönerek bana baktı. "Efendim." Başımla dışardaki yağmuru gösterdim. "Dışarı çıkmayacağız dimi? Şuna bak çok yağıyor. Sırılsıklam olmak istemiyorum." Yiğit kapının önünde durdu. Bir eli kapı kulpunda duruyordu. "Benimle sırılsıklam ıslanmak istemiyor musun?" diye sorduğunda bir dışardaki yağmura birde ona baktım. "Ben seninle olan her şeye varım ama..." Daha cümlemi bile bitirmeden Yiğit kapıyı açtığı gibi beni ve kendini dışarıya çekmişti. Yağmur damlaları vücudumuza çarptığında ilk önce titredim ama sonra alışmaya başladım. Bütün vücudum daha iki dakika bile olmadan sırılsıklam olduğunda gözlerimi aralamakta zorluk çekerek, Yiğit'e baktım. "Şuna bak! Her yerimiz ıslandı! Hasta olacağız!" diye bağırdım çünkü yağmur sesinden sesim duyulmuyordu. Yiğit yüzündeki keyif alan ifadesiyle takım elbisesinin ceketini çıkartarak bir arabanın üstüne attı. Kollarını da kıvırmaya başladığında şaşkınca ona baktım. Bu adam üşümüyor müydü? Ben şimdiden hafiften titremeye başlamıştım. "Yiğit ne yapıyorsun?" Sol kolunu da kıvırarak kollarını iki yana doğru açtı. "Seninle sırılsıklam oluyorum!" Gamzelerini göstererek gülümsedi. Siyah kısa saçları alnına doğru yapışmıştı. Yüzünde ise yağmur damlaları geziyordu. O an bir yağmur damlası gibi olmak istedim. Onun yakışıklı yüzünde gezen ve onu sırılsıklam eden. "Hasta olacaksın!" dediğimde başını kaldırıp yukarı baktı. Beyaz boynu başını yukarı kaldırmasıyla gün yüzüne çıktığında gözlerim boynuna takıldı. Boynundan akan her yağmur damlasını bir an için kıskandım. İç çekerek karşımdaki görüntüyü izledim. Yiğit gözlerini bana çevirdiğinde "Olsun, seninle olduktan sonra hasta olmakta güzeldir. Hem çocuklarımıza bir anımızı daha anlatmış olacağız. Hem de az önce artık bu aşkı dibine kadar yaşayacağız dedik. O yüzden dibine kadar her anı yaşamamız gerekiyor." dedi. Çocuklarımız! O çocuklarımız mi dedi? Yoksa bana şimşek mi çarptı? Çünkü ben şu an algımı kaybetmiştim. Ben şaşkınca bunu düşündüm. Yiğit ise bana doğru yaklaştığında yanda duran iki elimi de kavradı. İki elimi de yavaşça yukarı doğru kaldırdığında, kollarımı boynuna sardı. Onunda elleri elimden çekildiği an belime sarılmıştı. Aramızdan düşen yağmur damlalarına aldırmadan onun koyu mavi gözlerine baktım. O da benim gözlerime bakarken bir ses yükseldi. Bir akşam gözünde aşk tüterse Geçmiş günler aklından geçerse Kalbin bomboş ümitler biterse Sen üzülme ben varım Kafamı çevirip yolun diğer tarafında duran arabaya baktım. Arabanın içinde kimse yoktu ama içindeki şarkı sesi bütün caddeyi sarmıştı. Şarkının sözleri yağmurun sesiyle karıştığında, Yiğitle dans etmeye başlamıştık. Bir süre sonra ise Yiğit alnını alnıma yasladığında gözlerimi kapattım. "Eskiden korkardım yalnızlıktan, korkmam artık. Sen varsın." dedim şarkıya eşlik ederek. "Ayrılmam istersen hiç yanında. Çağırsan gelirim çok uzaklardan." diyerek o da şarkının sözlerini dudaklarıma doğru mırıldanınca, içimdeki o hisle beraber kendimi Yiğit'in dudaklarına bıraktım. Dudaklarımız bizim gibi yavaş yavaş birbirleriyle dans ediyordu. Yağmurda şiddetini yavaşlatmıştı. Yiğit dudaklarımdan ayrıldığında ama hâlâ nefesi dudaklarıma çarpıyorken. "Sana zaten âşıktım, şimdi ise sırılsıklam aşığım." Kıkırdayarak güldüm. Gözlerim…