27. KIZIL TAN
Yazar: Rossoball

Gerçek asker olaylarından ve bilgilerinden bağımsızdır. KURGU GERÇEKLİĞİ YANSITMAZ. Keyifli okumalar! ♥ ♪ Mustafa Sandal • Gel Bana 27. KIZIL TAN Bizim evimizde bir şey kırıldığında annem, nazar çıktı yerine uğursuzluk bu derdi. Bu yüzden hiçbir zaman evin içinde bir şey kırmamaya çalışırdım. Ta ki annem ve babamın şehit olduktan bir hafta sonrasına kadar. O gün teyzemle evdeydik. Teyzem bizi hiçbir zaman yalnız bırakmayan lojmandaki komşularımızla beraber salonda oturuyordu. Bende içerde kendi odamda yanıma gelen ve benimle oynamaya çalışan çocuklar beraber oturuyordu. Kızlardan biri oyuncaklarımın içinde birkaç bebek çıkarmış oturduğumuz halının üstüne bırakmıştı. "Hadi evcilik oynayalım." dediğinde diğerleri de onu onaylayarak bebeklerimle oynamaya başlamıştı. Birkaç erkek ise kızların oyunu yerine, ellerinde getirdikleri asker oyuncakları ile oyun oynuyorlardı. "Afra sende oynasana bizimle." dedi karşımda oturan sarı saçlı kız. Elimdeki kâğıttan uçağı sıkı sıkı tutarken ona ve oynadıkları bebeklerime baktım. "Bak bu sana benziyor. Hadi al oynayalım." dedi çaprazımda oturan kız. Elinde de babamın bana benzeterek aldığı bebeği tutuyordu. Elimdeki kâğıttan uçağı sol elime alırken, sağ elimi de kızın bana uzattığı bebeğe doğru attım. Bebeği kızın elinden yavaşça aldığımda kızlar kendi aralarında bebeklerini konuşturarak oynamaya başlamışlardı. Ben ise öylece elimdeki bana benzeyen bebeğe bakıyordum. Üstünde kırmızı bir elbise vardı. Ayaklarında da benim giydiğim siyah botlara benzeyen bir çift bot vardı. Yüzüne çevirdim gözlerimi. Kumral saçlarına baktım. Benimki gibi uzundu ama yukarıdan atkuyruğu yapılmıştı. Kaşları benimki gibi ince ve aynı saçlarının rengindeydi. Gözleri de aynı benim açık mavi gözlerime benziyordu. "Afra bebeğini getir, araba kullansın." dedi kızlardan biri. Kafamı kaldırıp onlara baktıktan sonra önlerinde duran oyuncak arabaların içine sığmayan ve sığmadığı için üstüne oturttukları bebeklere baktım. "Bak senin araban da bu olsun." diyerek önüme kırmızı arabayı bıraktıklarında kafamı iki yana salladım. "Hayır, benim bebeğim araba kullanmayacak."dedim kaşlarımı çatarak. Ayağa kalktım, hızla oyuncak kutumun içinden annemin bana aldığın oyuncak F-16 uçağını alarak kızların yanına tekrardan geldim. Yerdeki halıya oturdum. "Benim bebeğim F-16 kullanacak." Kızlar şaşkınca bana bakıyorlardı. Ben ise bir elimde bebeğimi diğer elimde oyuncak F-16 uçağını tutuyordum. İşte o an olanlar olmuştu. İçerden bir cam kırılma sesi geldiğinde elimdeki oyuncaklarla öylece kalakalmıştım. Aklıma annemin sözleri geldiğinde ise hızla elimdeki oyuncakları yere atarak, babamın benim için yaptığı kâğıttan uçağa da fark etmeden basarak koştum. Odamdan çıktığımda koridor da koşmaya başladım. İçerden bir kadının "Ay Sertap çok özür dilerim. Çantamı alırken düştü çerçeve." dediğini duydum. Ben tam içeri girdiğimde ise teyzem ayakta durmuş öylece önüne düşen çerçeveye bakıyordu. Diğer kadınlar ben içeri girince bana döndüler. Hangi çerçevenin kırıldığını görmek için yavaşça teyzeme yaklaştım. Teyzemin yanında durduğumda önümde arkası dönük bir şekilde düşmüş olan çerçeveye baktım. Yere eğilerek çerçeveye uzandım. Teyzem "Afra elin kesilir." dedi. Umurumda bile olmadı. Tek düşündüğüm çerçevede duran fotoğraftı. Çerçeveyi kendime doğru çevirdiğimde aile fotoğrafımız ile karşı karşıya kaldım. Her yıl aynı fotoğrafı çekilir, çerçeveletir, babamın özel olarak yaptırdığı masanın üstüne dizerdik. Bu da son çektiğimiz fotoğraftı. Bir daha bu fotoğrafı çekemeyecektik. Elimdeki fotoğrafa bakarken gözlerim dolmaya başladı. Çerçevenin camı tam ortadan kırılarak parçalanmıştı. Bana gülümseyerek bakan annem ve babamın yüzleri artık kırıkların içinde görünmüyordu. Bir anda hıçkırarak ağlamaya başladım. Gözlerimden akan yaşlar elimdeki kırık çerçeveye düşüyordu. "Teyze, annem. Teyze, uğursuzluk." diyebildim hıçkırıklarımın arasında. Yanaklarımdan süzülen yaşlar ve iç çekerek ağlamalarım dayanılacak gibi değildi. O gün saatlerce ağlamıştım. Bir süre son…