26. EVİMİ ÖZLEMİŞİM
Yazar: Rossoball

Gerçek asker olaylarından ve bilgilerinden bağımsızdır. KURGU GERÇEKLİĞİ YANSITMAZ. Keyifli okumalar! ♥ ♪ Tuğkan • Özledim 26. EVİMİ ÖZLEMİŞİM •Ankara • Saat 23:00 • Evin kapısı hızla açıldı. Sessiz evde yankılanan kapı sesi ile içeri bir adam girdi. Adamın anlından terler akıyordu. Bu saatlerdir peşine düşen polislerden kaçmasının verdiği terlerdi. Nefes nefese salona doğru ilerledi. İçeride oturan adam kapının hızla açılmasıyla yerinden sıçrayarak uyanmıştı. Bu yüzden sinirli bir yüz ifadesiyle konuştu. "Lan! Neden öyle giriyorsun eve! Senin yüzünden uyandım!" Anlından terler akan adam kafasındaki şapkayı çıkartarak salonda duran orta sehpanın üzerine fırlattı. Koyu kahve tonundaki saçları dağılmıştı. Elini saçlarına atarak dağılan saçlarını biraz daha dağıttı. Odanın ortasında hiç durmadan oradan oraya yürüyordu. "Ne oldu sana?" dedi az önce uykusundan uyanan adam. "Ne olacak, Zilvel ölmüş." Adam hiç durmadan odanın ortasında yürüyorken elini bu sefer sakalına attı. "Ne demek ölmüş?" Sakalından elini çekti. "Nesini anlamadın! Ölmüş işte! Yine o köye girmiş! Askerlerde öldürmüş! Önemli olan ölmesi değil! O şerefsiz evladı umurumda bile değil!" Küfür ederken ağzındaki tükürükler etrafa saçılmıştı. Nefes alış verişleri ise az önceki gibi hızlı ve fazlaydı. Karşısındaki adam kaşlarını çatarak "Askerler bundan laf almış midir?" diye sordu. "Almışlardır tabi! Onu öylece öldürmezler!" "Ne yapacağız o zaman?" diye sordu adam tekrardan. Tam o sırada içerdeki odadan bir inleme sesi duyuldu. Bu bir kadın inlemesiydi. "Öğretmeni çıkar odadan. Artık bu iş çok uzadı. Bir ev var, orada kalacağız bir süre sonra öğretmen bize babasından kalan dosyayı verecek." Koltuğa oturduğunda arkasına yaslandı. Rahat olmaya çalışıyordu ama içinde bir korku vardı. Ayakta duran adam merakla, "Öğretmene sonra ne olacak?" diye sordu. Koltukta oturan adam kafasını kaldırdı. Karşısındaki adamın gözlerinin içine baktı. "Cevabını bildiğin sorular sorma." İçerdeki inleme sesleri içli bir ağlamaya karıştı. 𖣘 • Hakkâri • "Afra Üsteğmenim bizim geldiğimizi nasıl anladınız siz?" diye sordu Özer. Saatlerdir toplantı odasında Ankara'da uygulayacağımız plan hakkında konuşmalar yapmıştık. En son Talay Yarbay benim yorgun bakışlarımı görünce "Yeter bu kadar yarın devamını konuşuruz, bu kızı da evine götürün." beni gösterdi. "Ne kadar asker de olsak, zorluklarda çeksek, insanız. Dinlenmeye ihtiyacımız var." Bu sözlerden sonra Talay Yarbay odadan çıktı. Geriye biz kalmıştık. Azer timi. "Hissettim." dedim Özer ve diğerlerine bakarken. "Hislerim kuvvetlidir." "Bizde sizi havalı havalı çıkartırız köyde demiştik ama siz yine yaptınız şovunuzu." dedi Abidin yarımca bir gülüşle. Gülerek "Ne yapalım artık başka bir görevde." dedim. Sena kafasına bir şey takılmış gibi bana döndü. "Üsteğmenim sizin F-16 berbat bir haldeydi. Yeni bir F-16 gelecek dimi?" Yine aklıma F-16 o hali gelince gözlerimi yavaşça kapatıp açtım. Canımın içi orada kalmıştı. Derin bir içli nefes aldım. "Yeni gelecektir." Bunu derken sesim üzgün çıkmıştı. "Yalnız çok kötü düşmüş." diyerek yaramı daha da deşti Paya. "Her yeri kırıklar içindeydi." dedi Anka. Susun artık. "Çokta güzel bir uçaktı." dedi Abidin ve ben o an patladım. Hızla ayağa kalktım. "Bilerek mi yapıyorsunuz?" dedim sert bir ses tonuyla. "Neyi?" diye sordu Abidin. Kafamı ona çevirdim. Gözlerimden ateş çıkıyordu ve Abidin bunu görünce gözleri benden kaçırarak ayağa kalktı. "Benim başım ağrıyordu. Revire gidiyim, iyi gelir." Hızlı adımlara arkasına bile bakmadan ilerledi. Ondan gözlerimi çekerek diğerine bakmak için kafamı çevirdiğimde hepsi ayaklandı. Enes ayağa kalktığında Aksel'in de elini tutmuştu. Beraber odadan çıkmadan önce Enes, "Bizim evlilik işi var, onu masaya yatırıp güzelce bir konuşalım." dediğinde Aksel'e göz kırptı. Sena ve Semih çok garip bir şekilde aynı an da ayaklandılar. Sena Semih'in önüne geçerek ilerleyecekken Semih'te Sena'nın önüne geçti. İkisi de ilerleyemeden birbirlerine baktılar. "Çıksana önümden." dedi Sena. Semih güld…