Kehanet
Yazar: Peri1

Ama öyle kalamazdım. İçimdeki öfke damarlarımı yakıyordu. Adımlarım taş koridorları inleterek zindana indi. Thor zincirlenmişti, ama bakışlarında hâlâ o kibir, o arsız iştah vardı. “Onunla göz göze gelmeye cüret ettin…” dedim alçak bir sesle, neredeyse fısıltıyla. Sesim o kadar tehditkârdı ki, zincirler bile titredi. “Ellerin onun tenine dokundu.” Thor alaycı bir gülüşle başını kaldırdı. “O sadece bir köle, Sen bunu biliyorsun, Draven. Sadece diğerlerinden daha fazla parlayan bir oyuncak.” Ejderham öyle bir kükredi ki, Thor’un zincirlerini sarsan bir basınçla tüm zindan yankılandı. Ellerimden ateş sızdı, taş duvarları kızıl bir alevle yaktım. Zincirlerin halkaları sıcaktan karardı. “Benim olan kimse oyuncak olamaz.” dedim dişlerimin arasından. Thor’un gözleri bir an parladı, içinde korku mu yoksa meydan okuma mı, anlayamadım. Ama umurumda değildi. Onu paramparça etmek istiyordum. Ellerim ateşi daha da yükseltti . Tam o sırada diğer ejderhalardan bir haberci geldi. “Lord Draven… Konsey sizden bir toplantı talep ediyor. Elanor ve Thor’un son yaşananları nedeniyle…” Gözlerim kıpkırmızı bir alev gibi yandı. Konsey. Tabii ki. Bu sarayda hiçbir şey gizli kalmazdı. Thor’un üzerine eğildim, neredeyse yüzüne kadar. “Konsey seni kurtarabilir mi sanıyorsun? Seni, kendi ellerimle kül etmemek için tek sebebim onun gözlerini tekrar kapatmasını istememem.” Ardımı dönüp çıktım. Adımlarım taş koridorları döverken, tek düşündüğüm şey Elanor’un yeniden gözlerini açıp bana bakmasıydı. Ejderha Konseyi Salonu Draven ağır adımlarla konseyin taş kapısından içeri girdiğinde, salondaki hava bir anda değişti. Yüksek kubbenin altındaki devasa masanın etrafında oturan ejderhalar, parlayan gözleriyle ona baktılar. Her biri binlerce yıllık ihtişamın, kudretin temsilcisiydi. Burada atılacak her söz, tüm diyarın kaderini değiştirebilirdi. Konsey başı olan Galdor söze başladı. “Draven Sarayda yaşananlar tüm kulaklara ulaştı. Bir köle için zincirlenmiş bir ejderhayla böylesine karşı karşıya gelmen, açıklamaya muhtaç bir mesele.” Salonda mırıltılar yükseldi. Bazı üyeler Draven’e meydan okuyan bakışlar atıyor, bazıları ise Thor’un aşağılık girişimini onaylamıyorlardı. Draven gözlerini kıstı, bakışları buz gibi sertti. “Thor’un yaptığı sadece bana değil, ejderhaların onuruna da ihanettir. Benim köleme dokundu, zincirlerime meydan okudu. Bu, sadece bana değil—” sesi yükseldi, “—hepimize hakarettir!” Thor zincirler içinde salona getirilmişti. Dudaklarında küçümseyici bir gülümseme vardı. “Elanor yalnızca bir köleydi. Benim yaptığım… bizim doğamızın gereği. Draven’in tek derdi kendi sahiplenme arzusudur.” Salondaki ejderhalardan bazıları öfkeyle kükredi, bazıları ise sessizliğe gömüldü. Konsey başı Galdor ellerini masaya vurdu. “Yeter! İkiniz de çizgiyi aştınız. Ancak…” bakışlarını Thor’a çevirdi, “bir ejderhanın zincirlerini kırmak, kendi kardeşine meydan okumak asla affedilemez.” Draven’ın gözlerinde kıpkırmızı bir alev ile yandı. “Cezası ölümdür!” dedi tok bir sesle. Salonda derin bir sessizlik oldu. Galdor uzun süre düşündü, ardından başını iki yana salladı. “Hayır Draven. Bir ejderhayı öldürmek dengemizi bozar. Ama yaptığı cezasız kalmayacak.” Bir işaret verdi. Kapılar açıldı. Üzerlerinde siyah pelerinler olan kadim büyücüler içeri girdi. Kadim buyulerle işlenmiş asalar taşıyorlardı. Thor’un gözleri kısılıp hiddetle parladı. “Onun gücünü kısıtlayacağız.” dedi Galdor. “Alevi artık özgürce akmayacak. Zincirlerin ötesinde, kudretinin yarısını kaybedecek. Bu onun cezasıdır.” Thor zincirlerini gerdi, gözlerinden ateş fışkırdı. “Bunu bana yapamazsınız! Ben bir ejderhayım! Bu köle için benim gücümü elimden alamazsınız!” Ama büyücülerin sözleri havayı doldurdu. Eski dillerde fısıldadılar, gölgeler Thor’un bedenine dolandı. Gözlerinden çıkan ateş sönmeye başladı, alevi bastırıldı. Öfkeli bir çığlık attı ama sesi boğuldu, zincirleriyle yere çöktü. Draven izliyordu. Kalbinin derinlerinde hâlâ tatminsiz bir öfke vardı. Onu oracıkta yok etmek istiyordu. Ama en azından, Thor…