Draven'in Çılgın Arayışı
Yazar: Peri1

Dışarıda, dans alanında: Draven’in odadan çıkışıyla sarayda soğuk bir rüzgâr esti sanki. Ejderha soyluları, kölelerin gösterisinden sonra hâlâ ayaktaydı. Fısıltılar, söylentiler, Draven’in Elanor’a olan ilgisini konuşuyordu. Thor, kalabalığın arasında sessizce duruyor, gözleriyle Elanor’un odasının kapısını süzüyordu. Kaşlarının arasında bir şüphe çizgisi belirmişti. “Bu iş hiç de sıradan ilerlemiyor,” diye düşündü. Soylular arasındaki huzursuzluk büyüyordu. Bazıları Elanor’un gücünden bahsediyor, bazıları Draven’in yumuşaklığını bir zayıflık olarak görüyordu. Bir köleye gösterilen bu ayrıcalık, ejderha diyarında hiç alışılmış bir şey değildi ve hoş karşılanmıyordu. Gökyüzünde kara kanatlar çırpıldı. Dışarıdan gelen ejderha kükremeleri, kaleyi sarstı. Diyarın sınırlarında çatışmalar başlamıştı. Ejderha diyarına sızmaya çalışan karanlık yaratıklar, uzun süredir beklenen bir isyanın habercisiydi. Thor sertçe yumruğunu masaya vurdu. “Ejderhalar bölünüyor,” dedi dişlerinin arasından. “Ve bu bölünmenin merkezinde o kız var.” Sergie’nin sesi Elanor’un kulağında yankılandı, sanki uzaktan ona ulaşıyordu: “Gördün mü, küçük peri? Oyun yeni başladı. Draven’in zincirlerini kırmak kolay olmayacak. Ama sen bu dünyanın dengelerini değiştireceksin.” Elanor odasında sessizce otururken, hem dudaklarında Draven’in sıcaklığını, hem de diyarın duvarlarını titreten kükremeleri hissediyordu. Kalbi hâlâ hızlı atıyordu, fakat içinde büyüyen şey korkudan çok daha fazlasıydı. Elanor odasında yalnızdı, zincirleri çözülmüş halde yatağa bırakılmıştı. Sergie’nin fısıltıları zihninde yankılanıyordu: “Dikkatli ol bu sarayda sana bakan gözler sadece Draven’in değil. ” Tam o sırada kapının kilidi sessizce döndü. Elanor refleksle doğruldu ama geç kalmıştı. Kapı aralandığında karanlığın içinden Thor belirdi. Gözleri ateş gibi parlıyordu; sanki Elanor’a bakarken hem nefret hem de tutku yaşıyordu. “Sen” diye hırladı kısık sesle, “Draven’in kölesi değil, artık yalnızca benim olacaksın.” Elanor geri çekilmeye çalıştı ama Thor bir anda yanına geldi, bileklerine uzanan zincirleri kavradı. Gücü o kadar fazlaydı ki Elanor’un nefesi kesildi. Onu sert bir şekilde kolundan yakalayıp sürükledi. Zemin boyunca yankılanan adımların sesiyle birlikte Elanor’un kalbi çarpıyordu. Çıkış kapıları, gizli koridorlar, taş duvarların ardındaki karanlık Thor hepsini biliyordu. Draven’in en yakınlarından biri olmasının avantajıyla sarayın en kuytu köşelerine ulaştılar. Sonunda Elanor’u yeraltındaki eski bir ejderha zindanına kapattı. Burası karanlık, rutubetli, taş duvarları yosun tutmuş bir odaydı. Thor, Elanor’u zincirlediği taş sütunun önünde eğildi ve yüzünü onun kızıl saçlarına yaklaştırdı. “Draven seni zayıflatıyor, Elanor,” dedi. “Ama benim yanımda, benim yanımda gerçek gücünü göreceksin. İstesen de istemesen de artık benimsin” Elanor’un gözlerinde korku ve öfke bir aradaydı. Sergie’nin sesi zihninde çınladı: “Sakin ol. Bu onun zaafı. Onu takıntısı kendi kendine düşürecek.” Thor uzaklaşırken bakışları hâlâ Elanor’un üzerinde takılı kaldı, tıpkı bir avcının avına bakışı gibi. Draven’in Çılgın Arayışı Draven o sırada saray salonunda gelen haberle öfkeye boğulmuştu ve salonu adeta inletiyordu. “Elanor yok!” O an tüm damarlarına ateş yürüdü. Yumrukları taş masayı parçaladı. Ejderhalar korkuyla geri çekilirken Draven’in gözleri karardı. “Onu kim aldı?” diye dişlerini sıktı. Ama içinden geçen ismi biliyordu: Thor. Draven’in iç sesi kükredi: “Onu bana ait olduğunu bilsinler diye seçtim. Benim olanı almaya nasıl cüret eder!” Ejderha formu bedeni sarsmaya başlamıştı. Kanatlarını açmadan önce kendi kendine fısıldadı; “Bekle küçük peri… seni bulmadan uyumayacağım.” Zindanda Elanor; Taş merdivenlerden aşağı sürüklendiğinde Elanor’un bilekleri acıyla zonklamıştı. Zincirler sürtünmüş, derisini çizmişti. Tam kurtulduğunu sandığı bu zincirler yine bileklerindeydi. Bu diyarda onlarsız kalamayacaktı anlaşılan. Thor onu yosunlu taş duvarlarla çevrili, rutubet kokusunun boğduğu eski bir zindana getirm…