Artık Seninleyim!
Yazar: Peri1

Ağaç yeniden titredi. Kökler açıldı. Toprak ışık gibi yarıldı. Draven başını kaldırdı. Bir sıcaklık hissetti. Tanıdık ama imkânsız olan giden birinin gelemeyeceği yerden gelen derin bir sıcaklık.. “Hayal görüyorum,” dedi. “Artık sadece hayal görüyorum…” Ama sonra Toprak yarıldı. Işığın içinden biri çıktı. Çıplak ayakları toprağa değdi. Saçları rüzgârda savruldu. Gözleri artık sadece insan değildi. “Elanor…” Draven ayağa kalkamadı. “Sen…” “Sen öldün, ben yine mi hayal görüyorum…” Elanor ona baktı, yavaş ve sakin adımlarla ona doğru yürüdü. “Hayır,” dedi. “Ben yolumu kaybettim fakat o yol her zaman sana çıkıyor senin için ve yine sana..” Ejderha Kral'ın gözlerinden iki damla yaş süzüldü. Kanatları titredi. “Beni bırakmıştın…” Elanor yürüdü. Ağacın gölgesinde durdu. “Seni terk etmedim,” dedi. “Kendimi seninle bir bütün olabilmek için feda etmeliydim ve bunu düşünmem bile gerekmiyordu çünkü herşey senin varlığınla hayat bulmuşken seninle de bitebilirdi Draven.” Draven diz çöktü. Bir ejderhanın bir perinin önünde diz çökmesi o an dünya değişmişti. Elanor elini onun göğsüne koydu. Alevle ışık temas etti. Ağaç nefes aldı. Sergie’nin sesi rüzgârla Elanor’un kulaklarına değdi. “Şimdi, hikaye yeniden başlıyor daha güçlü ve daha doğru bir yerden, birlikte var olarak.” Draven, Elanor’u Kadim Ağacın gölgesinden saraya götürürken kanatlarını açmadı. Ona sıkıca sarıldı ve her anı hissetmeye çalıştı. Yürüdüler, sessiz sakin ve kalpleri bir atarken. Bu, bir ejderha kral için alışılmış bir şey değildi. Fakat Elanor’un ayaklarının yere değmesini istiyordu. Bu dünyaya ve onun yanına ait olduğunu unutmaması için. Saray kapıları açıldığında, ejderhalar sustu. Bir zamanlar zincirlerle içeri giren kız, şimdi Draven’in yanında yürüyordu. Başını dik tutuyordu. Fakat içinde, kalbinde hâlâ çatlaklar vardı. Fısıltılar yükseldi: “Bu insan…” “Bu peri…” “ ölmedi mi…” “Bu kim nasıl döndü, şimdi neden yine burada?” Elanor onların bakışlarını hissediyordu ama artık kaçmıyordu. Draven tahtına doğru yürüdü. Elanor’u yanında durdurdu. Ne arkasında. Ne önünde. Yanında. Taht salonu doluydu. Ejderha Meclisi, muhafızlar, ateş rahipleri… Draven sesiyle salonu doldurdu: “Ben Draven. Ejderhaların Kralı.” Salondaki alevler titredi. “Bugün size bir kararımı bildireceğim.” Elanor’un kalbi sıkıştı. Ne diyeceğini bilmiyordu. Draven’in hala elini tuttuğunu fark etti. “Elanor ile evleneceğim ve bu tartışmaya açık bir konu değil .” Sessizlik saniyeler içinde bir kaos halini aldı. “Olmaz!” “Bir insanla mı?” “Bir köleyle mi?” “Bir perinin bir ejderha ile evlenmesi kabul edilemez” Bir ejderha öne çıktı. Pulları siyah, gözleri kül rengiydi. “Bir kral, zayıf biriyle evlenemez.” Elanor irkildi. Ama Draven öfkeyle değil, sakinlikle konuştu: “O benim için zayıf biri değil birleştirici ve büyüten bir güç.” Elanor’a baktı. “O benim kalbim.” Fısıltılar arttı. “Onun kanı karışık…” “Ne olduğu belli değil…” “Kadim Ağaç onunla uyandı ama hala kabul edilemez…” Draven sertleşti: “Zincirliyken susmuştunuz. Özgürken mi konuşuyorsunuz?” Salon yine karıştı. Bir ejderha kadın seslendi: “Biz onu köle olarak gördük. Kraliçe olarak kabul edemeyiz.” Elanor bir adım öne çıktı. “Ben kraliçe olmaya gelmedim,” dedi. “Sadece, Draven’e baktı ve “Onunla olmaya, geçmişi geleceği ve şimdiyi yalnızca onunla geçirmeye” geldim.” Salonda sesler yankılandı. “Bir köleydim. Bir periydim. Bir insandım.” Derin bir nefes aldı. “Şimdi ben de bilmiyorum ne olduğumu.” Draven ona baktı. “Ama bildiğim bir şey var,” dedi Elanor. “Ben artık zincir taşımıyorum ve Draven’i seviyorum.” Bileklerini gösterdi. İzler duruyordu. Ama demir yoktu. “Bu dünya beni kabul etmese bile… Ben kendimi ve onu bırakmayacağım.” Sessizlik oluştu. Ancak ağır ve sorgulayıcı bakışların etkisi halen üzerlerindeydi. Draven konuştu: “Elanor, ejderhaların yasasına göre yargılanacak.” Homurtular yükseldi. “Kadim Ağaç onun gidişi ile kanı ile canlandı,” dedi biri. “Bu bir işaret…” Başka biri: “Bu bir tehdit.” Draven kılıcını yere dayadı. “Kararımı verdim. Ejde…