5. Bölüm
Yazar: Ayşe İlhanlı

💬 İlayda, sırt çantasının içine yedek eşofmanları tıktı. Babasının ona kazandırdığı nadir alışkanlıklardan biriydi. Günübirlik gezilerde ne olur ne olmaz çantasına mutlaka yedek kıyafetler koymayı, babasından öğrenmişti. İhtiyacı olacak, dış fırçası gibi malzemeleri de çantasına tıktıktan sonra fermuarını kapattı. Apartman kapısının zili çaldığında koridoru geçip kırmızı düğmeye bastı. Kapıyı araladığı anda merdiveni çıkan Toygar'ı gördü. Yine her zaman siyah boğazlı kazağını giymişti. Bu sefer ceketi yerine montu üzerindeydi. Eldivenlerini çıkartıp cebine çıktığı sırada başını kaldırdı ve İlayda'yı gördü. "Dışarısı buz gibi." İlayda kapıyı sonuna kadar aralayıp içeri girmesini işaret etti. Botunu çıkartıp içeri girdiğinde ellerini birbirine sürttü. Kulakları ve burnu kıpkırmızıydı. Arabasıyla gelmiş olsa dahi İlayda kapıyı açana kadar soğuktan kızarmışlardı. "Sıcak bir şeyler içer misin?" İlayda, evden çıkmadan önce ısıtıcıyı kapatacağı için ev hala sıcaktı. Toygar, montunu asarken sıcaklığın bedenini ısıtırken rahatlatmasına izin verdi. "Yok, yola çıkalım hemen. Hazır trafik yok." İlayda başıyla onayladı ve koşarak odasındaki çantayı omzuna taktı. Koridora çıkarken montunu astığı portmantoyu araladı. "Eldiven ve atkılarını da al. Çok soğuk." Onu dinleyerek bir çift eldiven, atkı ve şapka aldığında çantası omzundan düştü. Toygar ondan önce davranarak çantayı aldı ve kendi omzuna taktı. "Sakarlığını engellemeye çalışıyorum." İlayda gözlerini kıstığında göz kırptı. "Hadi, söz müzikleri senin seçmene izin vereceğim." İlayda anlaşmanın şartını beğendiği için montuyla botunu giydi ve eldivenleri ellerine geçirdi. Atkıyı takarken dirseği duvardaki çerçeveye çarptı, çerçeve sağa sola sallansa da yerinde sabit kaldı. "Bir kez bile sakar olduğumu söylersen yolu sana zindan ederim Toygar." Toygar'a tehditkâr bir bakış attı, Toygar oralı bile olmamıştı. Dudaklarını birbirine bastırıp hayali bir fermuar çekti dudaklarına. "Savaşın bitti mi?" Toygar'ın sesindeki alayla İlayda, şapkasını taktı. Savaştan kastının ne olduğunu pekala anlamıştı, yine de sakarlıkla ilgili bir kelime kullanmadığı için tek kelime edemedi. Toygar, kapıya çıkıp botunu giydi tekrar. Peşinden İlayda, ısıtıcıyı kapatıp tüm ışıkları kapattı ve kapıyı kilitledi. Toygar arabaya bindiğinde ısıtıcıyı ayarladı, İlayda sürücünün yanındaki koltuğa oturup kemerini bağladı. "Soğukmuş." Eldivenlerini giymesini söylediği için Toygar'a minnettardı. "Kar yağar mı acaba?" Arabanın ön camına eğilip bulutsuz gökyüzüne baktı. Hava durumunu kontrol etmişti. İstanbul'da kar görünmüyordu. "Sakarya'dan erken çıkmalıyız. Yoksa oradaki kara yakalanacağız." Toygar'ın erkenden yola çıkmak isteyişinin en büyük sebebi buydu. İstanbul'a zamanında ve kara yakalanmadan dönmek için Sakarya'dan erken çıkmaları gerekiyordu. Bu yüzden erkenden gidip görevlilerle konuşup dönmeliydiler. "Kar sevmez misin?" İlayda'nın sorusunu düşündü. Karı sevmesi için hiçbir sebebi olmamıştı. Karda oynamayı sevdiği zamanları anımsıyordu ama hep yalnızdı. Babası daima onunla oynayacağını söyleyip akşama kadar annesiyle ilgilenirdi. Akşam olduğunda ikisi yorgunluktan uyuduğunda Toygar camdan dışarı seyretmekle yetinirdi. Kapının kilidini anahtarla açıp kapatmayı öğrendiği gibi ailesi uyuduğu zaman kar yağmış sokağa inerdi. Tabi tüm çocuklar çoktan sıcacık yataklarına çekilmiş günün kar savaşının ardından uyuyakalmış olduğundan o yine yalnız oynardı. Yalnız oynamanın tek iyi yanı, suratına kar topu atan arkadaşları olmayışıydı. Gerçi o da kimseye kartopu atmamıştı. Bir mermere oturup ya kardan adam yapmaya çalışırdı ya da karın yağışının büyüsünü seyre dalardı. Yaşı 23'tü. Hayatı boyunca asla kar topu yapamamıştı. "Kar yağdığı her zaman hasta olurum." Arabayı yola çıkartırken dikkatle silecekleri çalıştırdı. Hafif yağmur çiseliyordu. Bu garip bir huzur veriyordu ona. "Bu yüzden karlı havalarda camdan dışarıya bakmayı tercih ederim." Gizli kaçışları sonrası hasta olduğu anlarda babasının sitemkar davranışlarını anlamasa d…