16. Bölüm
Yazar: Ayşe İlhanlı

💬 "Daha fazla yiyemem, Sakine Teyze." İlayda, sesini kibar tutmaya çalıştı ama kelimeler tam tersi bir sitem dolu tonlamayla dudaklarından döküldü; buna engel olmamıştı. Sakine, Sevilay'ın annesiydi ve bulduğu her fırsatta İlayda'nın yanına gelip yiyebileceği yemekleri yapıp zoraki bir şekilde İlayda'ya yediriyordu. İlayda'nın başta midesi bayram ederken şimdi isyan ediyordu. "Yiyip vitamin alacak, o meretle savaşmaya güç bulacaksın. Sen hiç anne terliği yedin mi İlayda?" Sevilay, kıkırdayarak annesinin yaptığı yemekleri tıkınmayı sürdürdü. "Sakine Teyze, aşk olsun." "Aşk olmuş zaten sana. Konuşturmuyorsun da." İlayda'nın dudaklarında aptal bir gülüş belirirken Sakine onun yanına oturup tabağındaki brokoliye çatalını batırdı. "Sakine teyze, sen yaşıtların gibi televizyondaki günlük dizilere sarsana." İlayda yarısı yenmiş yemeğinin olduğu tabağı sehpaya bıraktı. Daha fazlasını yiyebilecekmiş gibi hissedemiyordu. "Televizyondan çok daha eğlenceli hayatınız var. O yüzden size sardım." Bir brokoli daha ağzına tıkıp ağır ağır çiğnemeye başladı. "Şu sırıtarak mesajlaştığın Toygar'dan bahset bana. Her tedavinde seni bırakıyor, eve geri getiriyor. Kimlerden?" "Anne, kimlerden ne demek? Koca İstanbul'da sanki her aileyi biliyormuşsun gibi." "Lafın gelişi. Söyle bakalım. Onunla konuştum ama ailesinden hiç bahsetmedi. Onlardan ayrı mı yaşıyor?" İlayda'ya meraklı gözlerle bakıyordu. Sanki bu bilgi onun hayatını kurtaracak bilgiymişçesine pür dikkat odaklanmıştı. "Babasını bilmiyorum. Hiç bahsetmiyor. Annesi de kanserden öldü. Bizimkilerle aynı hastanedeydi." Sakine iç çekip acıyla suratını buruşturduğunda İlayda, bakışlarını bıraktığı tabağına çevirmişti. Önceki güne göre daha az yemek yediğini fark ediyordu. İştahı eskisi kadar fazla da değildi. "Daha güzel konulardan mı bahsetsen anne?" "Doğru. Benim gözüm bu çocuğu tuttu." İlayda, tekrar baktı Sakine'ye. "Destekleyici ve anlayışlı iyi aile terbiyesi almış, belli." Halbuki Toygar'ın terbiyesi ve anlayışlı oluşu onun kendisini yetiştirmesindendi. Annesi her ona nefret kustuğunda ona anlayışlı olmaya çabalamış yıllar geçtikçe bu özelliği karakterine işlemişti. "Öyle. Tedaviye başlamamda en çok ısrarcı olan oydu." İlayda, Toygar'ın kendisi için kendisiyle savaşmasından memnun ve minnettardı. Umudunu annesi ve Alya'dan almışsa bile cesareti ve sırtını yasladığı kişi Toygar'dı. "Böyle zamanda sana destek oluyorsa sağlıklı olduğunda bile el üstünde tutar seni." İlayda, onun koşulsuz desteğine inanıyordu. Toygar, sınırlarına saygı gösterip hastaneye gelmese de her zaman onu bırakıp alıyordu. İlayda, yorgunluktan sızdığı veya enerjisini toparlayamadığı günlerde, Toygar onu arabadan kucaklayıp yatağına kadar taşıyordu. Sürekli mesajlarla yanında olduğunu hissettiriyor, onunla konuşuyordu. Eğer İlayda isterse daima evine onun yanına geliyordu, ki Sevilay'la Semra'nın gitmesi gerektiği günlerde Toygar, İlayda söylemeden onunla kalıyordu. Başta bunu yadırgasa da aniden olabilecek acil durum için yanında oluşundan memnundu. "Artık ne üstünde tutar, bilemeyiz." Sakine şuursuz yorumu için Sevilay'a ters ters baktı. Sevilay'ın pişkin gülüşünün ardında da ses tonunda da ima ettiği şeyin farkındalardı. "Sen kime çektin? Anlamıyorum." Sevilay kahkaha attıktan sonra öpücük attı. "Daima sana benzediğimi söylüyorsan sana çekmişimdir." Sakine cık cıklarken İlayda tebessümle seyrediyordu onları. İkisinin atışmalarında en ufak bir gerginlik olmazdı, daima şakalaşırlardı. Bundan hoşlanıyordu. "Sakine teyze, Sevilay'ın sevgilisinin kim olduğunu söyleyeyim mi sana?" Sevilay'ın çatalı düşerken şaşkınlıkla bana baktı. "Sevgilim yok benim." "Sus kız. Ben bunu bilmiyor muyum, sevgilin olduğunu? Kimmiş?" Sevilay, şaşkınlıkla annesine baktı. Bildiğini fark etmemişti. "Toygar'ın arkadaşıyla flört ediyorlar." "Bu arkadaşlığın yazılı olmayan kanununu çiğnemektir. Alacağın olsun, İlayda." İlayda, kıkırdarken Sakine gözlerini kısarak ikisinin konuşmalarını takip ediyordu. "Sakine teyze, dün bana Burak'la senin aranı yapmam…