15. Bölüm
Yazar: Ayşe İlhanlı

"Her şey üstüne gelip seni dayanamayacağın bir noktaya getirdiğinde sakın vazgeçme, çünkü orası kaderinin değişeceği yerdir." Mevlânâ 💬 "Şimdi hastaneye gideceğim." İlayda, Toygar'a mesaj atarken otobüsün demirine tutunmuş düşmemek için direniyordu. Araç trafikte durup kalkarken sarsılıyor, İlayda'nın sabit kalışını zorluyordu. "İlk tedavinde yanında olsaydım bari." Toygar'ın mesajın sonuna ağlayan emoji atmasıyla dudaklarını kıvırdı. İlk seferi hazmetmek için yalnız gitmeye ihtiyacı vardı ve Toygar'ın itirazlarına rağmen şu an yaptığı şey buydu. Önce o kabullenmeliydi ki yanında gelen her kim olursa olsun ona bir yük bindirmemeliydi. "Şu an yanımdasın. Sen ne yapacaksın?" "Yayıneviyle kapak için görüşeceğim." İlayda, heyecandan kıpır kıpırdı. Toygar'ın onun için yazdığı kitabı merak ediyordu. Onu ikna etmek için dil dökmüştü ama yazar kimliği Toygar'dan daha inatçıydı. Kitap duyurulup basıldıktan sonra ilk eline ulaşanı İlayda'ya verecekti. Bunu beklemek bir işkenceydi resmen. "Kapağında ben mi varım?" Göz kırpan emoji gönderdiğinde başını kaldırıp durağı kontrol etti. Birazdan ineceği durağa ulaşacaktı. "Seni tüm dünyayla paylaşmamı mı istiyorsun? Asla." İlayda, o görmese de yanaklarının kızarışına engel olamadı. Elinin tersini ısınmış yanaklarına sürterken telefonu bir kez daha titredi. "Her an telefonum elimde olacak. Yaz bana. Buradayım." "Biliyorum." Telefonun ekranını kilitledi ve ineceği durağa yaklaşırken durması için düğmeye dokundu. Otobüs yavaşladı ve durdu, açılan kapıdan inerek kaldırıma adımladı. Hastane tam karşısındaydı ve kaygısı yine onu ele geçirmeden adımlarını hızlandırdı. Hastanenin kapısından içeri adım attığında kalp atışları kulaklarında yankılanıyordu. Derin bir nefes alıp kapının ardından kapanışını duyduğunda, o boğuk yankının sessizlikle birleşip daha da yoğunlaştığını hissetti. Yine aşina olduğu o kokuyla ve aynı kıyafetle dolaşan hemşireyle doktorlarla hızlı nefes alıp verdi. Hemşire tarafından odaya alınırken de kemoterapi koltuğuna yerleşirken de kalbi nefesini kesen bir hızla atmaya devam ediyordu. İlayda başka koltukta yatan hastalara göz gezdirdi. Kimisi saçlarını kazıtmış, kimisi de başının üzerine bonesini bağlamıştı. Hepsinde ortak bir yorgunluk ve ten renklerinde soluk bir ton vardı. Sandığının aksine yalnız tek başına olduğu bir odada tedavi görmeyecekti. Kanserle savaşan ve buna cesaret etmiş insanlarla aynı odadaydı. İlayda bunun bir tesadüf olduğunu düşünüyordu ama değildi. Sevilay, İlayda'nın yalnız kalmaktan korktuğunu söylemişti Toygar'a. Bu yüzden tedaviden endişelendiğini de... Toygar, annesi öldüğünden beri kanserle mücadele eden derneklere üye olmuş, onların faaliyetlerine yardımcı olmuştu. Bu yüzden fazlaca tanıdığı vardı. İlayda kemoterapinin yan etkilerini doktordan dakikalarca dinlemişti. Anne ve babasından daha önce tecrübe edindiği için tüm savaşı vermeye hazırdı. Kapıdan içeri gülümseyen bir hemşire girdi. Sanki buradakilere saygısızlık olabilecekmiş gibi düşünerek saçlarını bonenin ardında gizlemişti. "Merhaba, nasıl hissediyorsunuz?" İlayda sorunun kendisine sorulduğunu birkaç saniye geç algıladı. Kafası dopdoluydu ve algısı kaymıştı. "İyiyim. Siz?" Hemşire tebessüm ederek onun koluna bağladı lastiği. "İyiyim. Şimdi size ilacınızın olduğu serumu bağlayacağım. Derin bir nefes alın." İlayda, kendisine denileni yaparak derin bir nefes aldı ve iğnenin derisinde batışını hissetti. Hemşire bir bant yardımıyla serumun ucunu koluna sabitledi. Serum torbasının bağlı olduğu şeffaf borudan ilerleyen sıvıyı göz ucuyla takip etti, İlayda. İlk damlayı sanki görebiliyormuş da kanına karışmış gibi zihninde hayal ederken buldu kendini. Kollarından göğsüne, oradan beyin ve diğer organlara... "Ben ara sıra geleceğim kontrole." Hemşire İlayda'nın yanından ayrılıp serumu biten hastalara yönelmişti bile. İlayda'nın kaygıları üzerine çöreklenirken sessizce baktı onun gibi savaşan savaşçılara. Serumundan kurtulan ve ufak yorgun bir tebessümle hemşireye teşekkür eden kadınlar ve adamlar...…