8. Bölüm
Yazar: Ayşe İlhanlı

💬 Günümüz "Tatiliniz nasıl geçti?" İlayda'nın kolunu dürten Sevilay, heyecanla sormuştu. İlayda'nın kapı duvar oluşunun bir gün kırılacağına inanıyordu. Toygar'dan hoşlandığını ve bunu bastırdığını biliyordu. "Tatil falan değildi. Mahsur kaldık Sevilay." İlayda kutudaki malzemeleri standa çıkartırken o günden beri onun etrafından uzaklaşmış Toygar'ı seyrederken buluyordu kendini. Ona istediği alanı sağlamıştı ama bundan memnun olamıyordu. "Bir şey olmadı mı?" İlayda, öfkeyle başını kaldırdığında Sevilay dudaklarını birbirine bastırdı. "Tamam sustum." İlayda, göz ucuyla etrafa bakındı. Toygar, hala yoktu. "Yarın sonuçlar çıkacak." Aklını kurcalayan diğer gerçeği seslendirdiğinde kalbindeki korku tekrar büyümeye başladı. "Toygar, bana açılır gibi oldu. O günden beri benden kaçıyor." "Fazla naz aşık usandırır, derler. Seni ömür boyu bekleyemezdi ki." "Beklemesini istemiyorum. Sadece onunla konuşmak nefes almak gibi. Aynı ortamda olmak özgürleştirici hissettiriyor. Bana laf attığında sinir olmak bile rutinimdi. Her şey tepetaklak oldu." Çıkardığı malzemeleri düzeltti. "Aşıksın kızım işte. Neyi bekliyorsun?" "Bilmiyorum. Korkuyorum." Aşık olmaktan korkmuştu, aşık olmuştu. Onu tamamen hayatına engel olacak kaygıları bir tarafa atmalıydı. Gençti ve yapabileceklerinin bir sınırı olmamalıydı. Sağlıklıydı, enerjikti, mutlu olmayı en az diğer insanlar gibi hak ediyordu. Ya onu da kaybederse? Bunu düşünmek ilişkiye başlamaktan daha çok korkutuyordu onu. "Sen korkmaya devam et. Mezun olacağız. Ortak çalışacağınız ofiste ne kadar kalacaksınız ki? İllaki o kendi bölümüne sen kendi seçtiğin mesleğe yöneleceksiniz. O zaman ne olacak?" İlayda'nın elleri hareket etmeyi kesti, Sevilay bunu fark edince konuşmayı sürdürmeye karar verdi. "Başkasını bulacak. Daha anlayışlı ve onu yormayan birini." İlayda başını kaldırıp ters ters baktı ona. Toygar'ın başka birini bulabileceğini bugüne kadar düşünmemişti. Şu an bunu zihnine yerleştirmesinden dolayı en yakın arkadaşını dövmek istiyordu. "Neden felaket tellallığı yapıyorsun ya?" Sevilay omuz silkip umursamazca bakışlarını ayırdı ve etrafa bakındı. "Sana ömür boyu bağlı kalamaz. Sende kararını ver. İstiyor musun? Cevabın evetse korkularını boş ver. İnsan korkarak karşıdan karşıya geçemiyor. Karşıdan karşıya geçmezsen olduğun yerde saatlerce kalırsın. Bunu mu istiyorsun?" İlayda önündeki işe döndüğünde Sevilay uzaklaşarak Burak'ın yanına gitti. "İlayda, tamam. Sıra sende." Burak, dudaklarını kıvırırken Sevilay'ın yumruğuna yumruğunu tokuşturdu. İkisi de arkadaşlarının birbirine gitmeyeceğini biliyordu. Ortalığı karıştırmanın zamanı gelmişti. "Birazdan güzel sanattan Bade gelecek. İlayda'nın görmesini sağlayacağım. Toygar'ı buraya getirmelisin." Sevilay'ın yanından ayrılırken salonun etrafını dolandı ve koridora çıktı. Ses odasının olduğu odaya geldiğinde Toygar'ın kabloları bağlarken buldu. "Toygar, dışarıda sana ihtiyaç var." Toygar başını kaldırıp arkadaşının yüzündeki anlaşılmaz ifadeye baktı. Dışarı çıkamazdı, ruhu İlayda'ya gitmek isterken onun etrafından kaçınmak zor oluyordu. "Başka birini bulsunlar." Tekrar işine döndü. Kabloları ayırt ederken ses sistemini kurmaya çalışıyordu. "Koordinatör seni çağırdı. İkimizi istiyor." Elindeki işi bırakırken diz çöktüğü yerden ayaklandı ve kapıya yöneldi. "Neyin var lan senin? Sakarya meselesi mi?" Toygar duraksarken öfkeli bir soluk serbest bıraktı. "Sakarya meselesi... İlayda meselesi...Bir de sıkıldım. Okul bitsin, İstanbul'dan gideceğim." Burak'ın şaşkın bakışlarını umursamadan odadan çıktı ve salona yöneldi. "Ne demek gideceğim?" Burak adımlarını ona yetiştirirken Toygar, hızlıca yürümeye devam etti. Sıkılmıştı bu şehirden, kalabalıktan, dengesizlikten. Kitapları ona yetiyordu ve gittiği yerde yazmaya devam edebilirdi. "Ne duyduysan o. Sıkıldım." "Saçmala oğlum. Sen gidersen bende gelirim." Toygar'la birbirlerine söz vermiş kan kardeşi olmuşlardı. Bu yüzden yan yana olmalılardı. Toygar, Burak'a cevap verecekken İlayda'yı gördü. Merdivene çıkmış pankartı…