|| DS - 7 ||
Yazar: Ayşe İlhanlı

Bir emoji bırak <3 DUYULMAYAN SÖZLER 7. Bölüm ♫ Dün gece uyuyamadım. Aklıma aylar öncesinde takılan bir sorunun çözümü geldi. Kalkıp çözerken yanlış çözüm yolu olduğunu anladım. Tabi sonrasında çözmek için hırslandım. Alarmım çalana kadar çözmeye çalıştığıma inanmıyorum. Yarışma için artık endişelenmiyorum. Not: O soruyu tabi ki çözdüm. Uyku dolu hisseden gitarist Hilal ♫ "Dünya dönüyor, ben yalnız bir kelebek." Mikrofona yaklaşıp müziğin ritmine uygun bir şekilde sesimi ayarladım. "Yapayalnız büyüyen, ölen." "Çaresizlik bendim, dedim. Kozamdan çıkıp gittiğim." Tarık bana eşlik ederken seslerimiz birbirine karışıp şarkıyı daha da güzelleştirdi. Nakaratı tekrarlarken davulların hızı arttı. "Nereye gitsem benimlesin. Sen özgürlük çiçeğimsin." Son kısımda tatsız bir tonlama vardı ve sanki Arda bunu fark etmiş gibi davullara vurmayı bıraktı. Tarık arkasına dönerken gitar sesleri de kesildi. "Sen de fark ettin, değil mi?" Arda'ya döndüğümde başını sallamakla yetindi. "Yalnızlıktan ve çaresizlikten, aşka geçiş." "Aşk en büyük çaresizlik değil midir?" Dördümüz Cenk'e bakarken sırayla bize bakıp omuz silkti. "Sadece bir düşünceydi." "Kitap arası konuşup bizi derin bir tartışmanın arasında boğma." Tarık saçını açıp tekrar sıkı topuz yaptı. Hilal'in topuzu gibi bağlamıştı. Bugünkü prova revir sonrasında yaptığımız dördüncüsüydü. Sanki onlarla ne kadar vakit geçirsem de yine eksik parçaları varmış gibi hareketlerini merak ediyordum. Mesela Hilal ve Tarık'ın niye aynı şekilde saçlarını sıkıca topuz yaptıklarını öğrenmek istiyordum. Arda'nın provaya getirdiği bandanaları sürekli aynı renkte seçiyordu. Yeşil. Hepsi aynı renk gibi dursa da tonları sürekli değişiyordu. Cenk zaten gitarıyla görmeye aşina olduğumdu. Yalnızca grup içindeki dinamikleri farklılaşıyordu. Enerjinin düştüğünü anladığında Tarık'ın olduğu tarafa yaklaşıyor, daha sonra Tarık'ın, Hilal'le Arda'nın etrafında gezinerek şarkı söylemesine neden oluyordu. "Ne yapalım o zaman?" Hilal'in bitkin sesini duymak beni kendime getirdi. Arda'ya döndüm. "O sözleri halletmeliyiz." Arda gözlerimin içine baktı. "Ben biraz karalarım. Sen boş vaktinde bakarsın." Bagetlerini parmaklarında çevirirken başıyla onayladı beni "Bir ara çalışalım. Gerçi acelemiz yok. İlk adım ilçeler arası olan yarışma. Orada zaten daha önce söylenmiş şarkıyı söyleyeceğiz." En azından orayı geçene kadar şarkının bir kısmı tamam gibi görünüyordu. "Tekrar alalım mı?" Cenk, hepimize tek tek baktı. "Aslında benim gitmem gerek." Hilal saatine bakarken endişeyle Tarık'a döndü. "Zaman niye bu kadar çabuk geçiyor ki." Tarık'ın keyfi kaçmış ve suratı asılmıştı. "Gerçekten gitmeliyiz. Kusura bakmayın." "Birkaç dakika daha çalıp ayrılacağız. Siz gidin." Arda'nın anlayışlı ses tonuyla daha hızlı hareket ettiler. Sahneden inip çantalarını toparlarken kaygılı görünüyorlardı. Sanki gidecekleri yer onların tüm sistemini arızalandırmıştı. Kapıyı arkalarından kapattıklarında Cenk ve Arda'ya döndüm. "Onlar iyi olacak mı?" "Her Cuma aile yemeği." Cenk gitarını küçük notalarla çalmaya başladı. "İkisi de o yemekleri sevmez." Arda'nın davul sesleri Cenk'in melodisine eşlik ettiğinde konuşmanın sonlandığını anladım. Mikrofona yaklaşıp müziğe eşlik eden sözleri mırıldandım. ♫ Tükenmiştim. Prova sonlandığında şarkı söylemekten boğazım ağrıyordu. Kafamın içinde hala müzik çalmaya devam ediyordu ve haliyle kafam davuldan farksızdı. "Hala alışamadın mı?" "İyiyim." Dedim yorgun sesimle. Cenk omzundaki gitar çantasının kayışını çekiştirdi. "Yorulduğunu söyledin diye gruptaki zayıf halka olmazsın. Hem ben liderim." "Liderliğinin benim yorgunluğuma bir katkısı var mı?" Güldü. En az benim kadar yorgun görünüyordu. O iki elini de gitarından uzaklaştırmamış, yorulmak bilmeden çalıp durmuştu. "Evde aylaklık edebiliriz." Diye öneride bulundu. İkimizde bunu yapamayacağımızı iyi biliyorduk. "Ödevlerimiz var. Bir de yarın bir iş aldım demiştin. Bugün dinlenmezsen eğer, yarın cehenneme döner." İşi unutmuş olacak ki bahsettiğim anda yüzündeki ifade aydınla…