|| DS - 5 ||
Yazar: Ayşe İlhanlı

Bir emoji bırak <3 DUYULMAYAN SÖZLER 5. Bölüm ♫ Uzun uzun yazamam. Bugün sahnede beş dakika dayanamazsam, bir hafta evde annemin bulaşıklarına yardım edeceğim. Beş dakika çok kısa bir süre sonuçta. Değil mi? Su gibi geçecek. Patlayacak sahne bombası Ecem ♫ "Selam." Hilal çözdüğü testten bakışlarını ayırmadan başını sallamakla yetindi. Keyfi yok gibiydi. Suratı asık ve dışarıdan görünen sakinliğinin aksine bacağını sallayıp duruyordu. Gerginliği bana bulaşırken sessizce kitaplarımı çıkarttım. Kalemini sertçe bırakıp bana döndü. "Beni rahatsız eden bir şey var. İyi hissettirmiyorsun." Duraksadım. Ona hiçbir şey yapmamıştım ki. "Söz yazmakta yardımcı olacakken aniden solist oldun. Vakit kaybı." "Cenk yarışmaya gitmeyi çok istiyor. Solist-" "Sahne korkun yok mu? Sınıfta sana öğretmen soru sorduğunda bile afallayıp kalıyorsun. Yüzlerce kişi önünde nasıl şarkı söyleyeceksin?" Ona kızmak istesem de kendimi durdurdum. Haklıydı. Kaygıdan ödüm patlarken bunu yapamazdım. "Vaktimi çalacaksın." Önündeki teste döndü ve kalemi alırken ellerinin titrediğini gördüm. "Provaların artması lazım. Sahne korkunun bitmesi gerekiyor. Hepsi ayıracak vaktimiz yok. Vakit kaybı." "Sorun olacağını düşünmemiştim." Alt tarafı Cenk'in hayalinin piyonu olmak istediğim için bunu teklif etmiştim. Hilal başını sağa sola salladı. "Sorun olacak tabi." Dudaklarını ıslatırken öfkeli soluk alıp verdi. "Sorun olacaksın." Mırıldansa da duyabilmiştim. Niye bu kadar kırıcı olmak zorundaydı ki? Onlara yardım etmeye gönüllü olmuşken bu kadar kırıcı olmasının ve sertçe çıkışmasının bir anlamı yoktu. Tahtaya bakarken farkında olmadan gözlerim sulanmaya başladı. Boğazımdaki yumruyu yutkunurken içeri giren öğretmeni masasına kadar takip ettim. Birine odaklanmazsam kırgınlığım gözyaşı olarak akıp gidecekti. Cenk'e yardım edebileceğimi düşünürken onlara haksızlık yapıyordum. Dersinden, antrenmanından vakit kaldıkça provalara gelen Hilal'le de Arda'ya da haksızlıktı. Sorunluydum. Onlara cidden sorundan başka bir şey olmayacaktım. Çenem titrerken dudaklarımı birbirine bastırdım. Berfu öğretmenle gözlerimiz kesiştiğinde çenemi dikleştirip gülümsedim. Başını kapıya doğru salladı. Sanki buradan gitmeye ihtiyacım olduğunu anlamışçasına gözlerini kapatıp açtı. Bu kadar anlayış bile yeterliydi. Sıramdan kalkıp sınıftan çıktım. Kapıyı yavaşça ardımdan kapatırken tavana bakıp gözyaşlarımın akmasına engel olmaya çalışıyordum. "Bir de bayıl istersen Ecem." Diye mırıldanırken koridorun sonundaki kızlar tuvaletine hızlı adımlarla ilerledim. "Alt tarafı dürüstçe fikirlerini söyledi." Tıpkı dürüstçe annemle babamı konuşanlar kadar dürüsttü işte. Kırılmaya hevesli olan kalbim daima parçalanacak bir söz bekliyordu. Bu da onlardan biriydi. Aniden birine çarptım. Bir iki adım gerileyemeden kolumu tuttu. Teşekkür etmekle özür dilemek arasında kalırken görüşüm bulanıklaştı. "İyi misin sen?" Bakışlarımı kaldırmadım. Arda'nın derste falan olması gerekmiyor muydu? Niye çarpacak onu bulmuştum ki? Rezil oldum yine. "İyiyim." Klasik aptal kırılmalarımdan yalnızca biriydi. "Hiç öyle görünmüyorsun." Arda'nın yanından geçmek istediğimde önüme geçti. "Ecem." "Lütfen çekilir misin?" Başını eğip yüzlerimizi aynı hizaya getirdiğinde elimin tersini dökülecek olan gözyaşlarını silmek için kullandım. "İyiyim." "Değilsin." "İyiyim." Çenemi dikleştirip derin bir soluk aldım. "Konuşmak istemiyorum." "Tamam." Geriye adımlayıp çekildi. "Teşekkürler." Yanından geçerek kızlar tuvaletine girdim. Soğuk suyu yüzüme çarparken sakinleşmeye çalışıyordum. Aynadaki aksime bakarken derin bir soluk aldım. Başkalarının ne düşündüğü umurumda olmamalıydı. Yapmak istediklerime odaklanıp her şeyi değiştirecek olanı yapmalıydım yalnızca. Benimle ilgili olan düşüncelerdeki gibi biri değildim. Ben Ecem'dim. Yalnızca Ecem işte. ♫ "Nereye?" Arkamdan gelen sesle adımlarım hızlandı. Omzumun gerisinde bana seslenen Hilal'e baktım. Onu umursamadan merdiven basamaklarını inmeye başladım. "Ecem." Okulun kapısından çıkıp yürürken kenarda bekleyen Ta…