|| DS - 2 ||
Yazar: Ayşe İlhanlı

Bir emoji bırak <3 DUYULMAYAN SÖZLER 2. Bölüm ♫ Bunu yazmak için açtığım sayfaya üç matematik sorusu çözerdim. Hepsi bunu yapmamamı ve duygularımı yazmamı istedi. Onları dinleyen var sanki. Köşeye bir soru yazacağım. Yıllar sonra olurda bu satırları okumak için defteri açarsam matematik sorusunu çözebilir miyim bakacağım? Umarım çözebilirim. Sevgiler Gitarist Hilal ♫ "Kaplumbağa?" Sırt çantamı güç bela omuzlarıma astığım sıra Cenk evinden çıkmış, sabah neşesini saçarak bana doğru adımlamaya başlamıştı. "Bu çantalar niye bu kadar ağır olmak zorunda?" Ders ve çalışma kitapları, üzerine defterler derken yüküm arttıkça artıyordu. "Sıra arkadaşınla test kitabı dışındaki kitaplarını paylaşsana. Yarı yarıya taşımış olursunuz. Ben sıra arkadaşımla öyle yapıyorum." İyi bir fikir olsa da daha sınıfta yeniydim ve sıra arkadaşımın adını bile bilmiyordum. "Sıra arkadaşımın huysuz, hırslı ve kız olması dışında hiçbir özelliğini bilmediğimden onunla konuşamıyorum. Biraz ürkütüyor beni." Çantamın kayışlarını çekiştirdim. "Hadi sana yardım edeyim." Sırt çantası dışında gitarının olduğu çantasını da omzuna asmıştı. Benim gibi ağırlıktan şikayetçi görünmüyordu. "Sen benim değerli gitarımı taşırsan çantanı alırım." "İki ağır çanta taşıyamazsın Cenk." Gitar çantasını çıkartıp bana uzattı. "Senin gibi iki gram kilom ve üç santim boyum yok." Gözlerimi kıstım. Bana kısa mı demişti o? "Hadi Ecem, okula geç kalacağız." Çantamı çıkartıp ona verdiğimde zahmetsizce sırtına asarak elindeki gitar çantasını omzuma astı. "Teşekkürler." "Ne demek." Okula bir sokak uzaklıkta olduğumuzdan iki katlı binaların ardında yükselen dört katlı mavi yeşil boyanmış okulu, görebiliyorduk. Beyaz tişört üzerine mavi şeritli koyu yeşil hırkadan oluşan üniformamız okulun rengiyle uyumlu olsa da hiç hoş durmuyordu. Eteklerin şort etek olmasını saymazsak berbat bir uyumda yapılmış kıyafetlerle berbat görünüyorduk. "Okulu sevsem de şu üniforma yüzünden nefret ediyorum." Cenk önümüzde ilerleyen başka öğrencilere bakarak konuşmuş, suratını buruşturmuştu. "Kimin fikriydi acaba?" "Müdür?" "Tüm berbat fikirler ondan çıkıyor." Ağzının içinden gevelerken iç çekti. "Müzik atölyesiyle ilgili yeni önerge sunmuş." Cenk sıkıntıyla ofladı. "Sınıfa çevirebilirmiş." "Müzik atölyesini mi? Okulda bir sürü boş sınıf var." "Geçen sene biyoloji laboratuvarını, öğretmenler için ikinci bir dinlenme odasına çevirmişti. Hatırlıyor musun?" Saçmalıktı. Müdürün tek derdi okulun var olan düzenini nasıl daha kötüleştiririm diye düşünmekti. Bunda gerçekten çok başarılıydı "Yarışmanızı etkileyecek mi? On sekiz gün kaldı. En azından Muğla'daki liseler arası yarışmadan birinci olmanızı bekleyemez mi?" "Eğer dediğini yaparsa muhtemelen evet etkileyebilir. Tarık, babasının tanıdıklarını araya koydu ve müdürü oyalayacak bir sorunla baş başa bıraktı. Yani muhtemelen yarışmayı kazandıktan sonra uğraşmamız gereken bir sorun daha olacak." "O zaman şimdiden düşünmene gerek yok. Yarışmana odaklan." Okulun siyah parmaklıktan oluşan araç kapısı sonuna kadar açıktı ve geçmek için adımlarımızı hızlandırdık. "Bana hangi sınıfa geçtiğini söylemedin." Okul binasına girdiğimizde kulaklarımızı sağır eden öğrenci gürültüsüne aynı anda suratlarımızı buruşturduk. "12-C." "Hilal'in sınıfı." Sınıf başkanı dışındaki hiçbirinin adını hatırlamıyor veya duymamıştım. "Ona seni bulmasını söylerim. Sonra görüşürüz." Çantasını alıp benimkini elime tutuşturduğunda koşuşturmaya başladı. İkinci zil çaldığında çantamı omuzlarıma takıp kalabalığın arasına daldım. ♫ "Verilen ödevler için tam iki haftanız var. Son dakikaya bırakıp yetiştiremediğiniz için sakın bana gelmeyin." Matematik öğretmeninin bağırışı zil sesiyle beraber ayaklanmış ve sınıftan çıkan öğrencilerin gürültüsüne karışıyordu. Sıra arkadaşım ve ben dışında herkes gittiğinde öğretmen bize döndü. Dudaklarımı kıvırdım. "Son güne bırakan biri değilimdir. Bu akşam bitireceğim." "Öğrenmeni istiyorum Ecem. Acele edip depar atmanı değil." Bakışları yanımdaki kıza odaklandı. Testine dalmıştı…