Duyulmayan Sözler

|| DS - 20 || ----- SON

Yazar:

Duyulmayan Sözler - Ayşe İlhanlı kitap kapağı
Duyulmayan Sözler kitap kapağı

Bir emoji bırak <3 Bir kitabın daha sonuna geldik <3 Başından beri dediğim gibi çerezlik bir kurgu olmasını hedeflemiştim ve umarım okurken bayılarak okumuşsunuzdur. Kitap bittikten sonra başka kurguları da bu bölümden sonra yazmayı planladığım için beklemede kalabilirsiniz. Gelecekte Hilal ve Tarık'a, Cenk'e de kitap yazma planlarım var. Ecem ve onun yolculuğuna beraber çıkabildiğimiz için çok mutluyum. Daima söylerim. İyi ki varsınız <3 DUYULMAYAN SÖZLER 20. Bölüm ♫ Nefretimi bile hak etmeyen insanların düşünceleri için kaygılanmaya son verdiğim andan itibaren her şey yoluna girmişti. Belki de yolunda olan yalnızca benim bakış açımdı. İnsanların düşüncelerini daha az önemsemeye başladığımda kendi iç sesimi duydum. Daha canlandırıcı, neşe dolu ve kaygısız o kız çocuğunun düşünceleri, doldurdu zihnimi. Ben, ben olmayı ne zaman bıraktım bilmiyorum. Ama artık başkasının düşünceleriyle var olmayı reddediyordum. Ben sahnede rezil olsam da olmasam da cesaret edip hayatımı değiştirmeye karar veren biriydim. Bunu yapmayı bile denememiş insanların sözleri niye umurumda olsun ki? Ecem ♫ Geçmiş Perdenin arkasından gizlice gelenlere baktım. Annem gelmiş miydi? Çok karanlık olduğu için göremiyordum. "Ecem ne yapıyorsun?" Öğretmenimizin sert sesiyle olduğum yerde sıçrayıp öne doğru sahneye düştüm. Seyircilerden bazıları konuşmayı kesip bana baktılar. Gülüşler yükseldi. Sahneye düşmem onları eğlendirmiş olsa da kendimi kötü hissettirmişti. Birinin düşmesi komik değildi ki. Annem bunun kabalık olduğunu söyleyip dururdu. Onlar niye gülüyordu o zaman? Ayağı kalkıp kaşlarımı çattım. Gülmelerinden hoşlanmadım. Kaba insanları sevmek istemiyordum. Perdenin arkasına geçtiğimde öğretmenim ellerini beline yaslamıştı ve dedemin bakışlarınki gibi bakıyordu. "Kulise geri dön, Ecem. Sahneye sırayla çıkacaksınız, dememiş miydim?" Bana niye kızıyordu? Sahneye düştüğüm için sorun çıkarttığımı mı düşünüyordu? Bilerek yapmamıştım ki? Beni korkutan oydu. "Anneme bakıyordum." dedim zar zor duyulan ses tonumla. "Gelmiş mi? Biliyor musunuz?" "Kaç öğrenci var? Hepinizin annesini nasıl kontrol edeyim? Gelmiştir. Hadi Ecem." Başıyla kulislerin olduğu yönü işaret etti. Annem dışındaki her yetişkin sinirliydi. Yetişkinlerin tamamı benimle bir dakikadan daha uzun konuşmaya katlanamıyorlardı. Ben çok konuşmazdım ki, niye benimle konuşmak kötüymüş gibi davranıyorlardı? Sınıftaki Beril, durmadan konuşuyordu ve öğretmenimiz ona sürekli gülümsüyordu. Bana niye sürekli kaşlarını çatıyordu ki? Başımı eğerek yavaşça yürümeye başladım. Yetişkinleri anlamıyordum. Annem dışında hepsinden nefret ediyordum. Kulise girerken etraftaki koşuşturanlardan uzaklaşıp en kenardaki dolaba ilerledim. Orada kimse yoktu. Rahat rahat duvarın dibine oturabilirdim. Yere oturup annemin bana aldığı tokayı saçımdan çıkartıp avucuma hapsettim. Yeşil ve siyah çizgilerden oluşuyordu. Annem bana yeni bir şeyler aldığında dedem çok kızıyordu. Buna da kızmıştı. Bu sefer annem de çok sinirlenmişti. Bu yüzden dedem, ilk kez bir tokama karışmayı bırakmıştı. Dudaklarımı kıvırıp tokayı kalbimin üzerine yasladım. Bu tokayı çok seviyordum. Birinin burnunu çektiğini duyduğumda etrafıma baktım. Herkes hazırlık yapıp gülüyor ve sohbet ediyordu. Sesi bir kez daha duydum. Yanımdaki dolaba uzanıp açtığımda içinde oturan bir çocuk gördüm. Kıvırcık saçları kafasının kocaman olmasını sağlamıştı. "Koca kafalısın." dediğimde başını kaldırıp bana baktı. Gözleri kocamandı ve kıpkırmızı olmuşlardı. Burnunu çekti bir kez daha. "Senin de saçların çok kötü." "Tokamı çıkarttım çünkü." Elimdeki tokayı gösterdim. "Saçlarım tokayı taktığımda çok güzel olacak." Hızla yeşil tokayı saçıma takmaya çalıştım. Yapamadım. "Annem geldiyse ondan yardım almam lazım. Yapamıyorum." Elimi indirip çocuğa baktım bir kez daha. "Yalnız başına mı ağlıyorsun?" "Ağlamıyorum." Yüzümü yaklaştırıp yüzünü inceleme başladığımda kaşlarını çattı. "Çekilsene be." "Gözlerin canavarlarınki gibi kırmızı olmuş. Ağlıyorsun işte." Dolaptaki boşluğa oturup onun gibi d…

Bölümün tamamını WritePad'de oku