|| DS - 19 ||
Yazar: Ayşe İlhanlı

Bir emoji bırak <3 DUYULMAYAN SÖZLER 19. Bölüm ♫ O buradaydı. Babamın karısı yine acıdığı için yanımda olmak istemişti. Niye buna son verip annemmiş gibi davranıyordu ki? Hilal bunun tatlı olduğunu düşünüyor. Bense yapılacak en berbat hamle olduğunu... Keyfi kaçan Tarık ♫ Buradalardı. Bizim müziğimiz için. Mikrofona dokunup çenemi dikleştirirken bakışlarım ilk iki sırada oturan kişilerdeydi. Orkun amca, Kamil amcanın yanında oturuyordu. Boynunda ebeveynlerin çocuklarının isimlerinin yazılı olduğu o kartlıklardan iki tane vardı. Kız çocukların ebeveynleri için pembe, erkeklerinki içinde mavi ipi olan o kartlıklardan iki rengi de takıyordu. "Baban niye pembe kartlık takıyor?" Hilal'in fısıltıyı andıran sesiyle bakışlarımı Arda'ya çevirdim. Oturduğu tabureden kalkıp babasına baktı. "Ecem'dendir." dedi Cenk omzundaki kayışı çekiştirirken. Arda bakışlarını bana çevirdi. Ne yani babasıyla arkadaş olduysam, adam mı öldürdüm canım? "Hadi millet, sahnedeyiz." Tarık'ın uyarısıyla önüme öndüm. Aynı anda bizi aydınlatan ışıkların tamamı açıldı. Uğultular kesilirken derin bir soluk alıp sakinleştim. Arda'nın bagetleri üç kez birbirine değdi. Ardından gelen gitar melodileriyle beraber dudaklarımı araladım. "Sessizliğinle, duydum seni de, Duyulmayan sözlerinle Uzat elini, tut yardım et kendine." Geri çekilirken Tarık şarkının devamını söylemeye başladı. Sözlerin tamamını Arda'yla yazmıştık. Grubun ismini ve dostluğu kapsayan cümlelerden oluşuyordu. "Susma, konuş bana," Tarık'la senkron bir şekilde şarkının nakaratına geçtiğimizde müziğin duygusallığı, Arda'nın vuruşlarıyla aniden yön değiştirdi. Gitarın eşlik edişiyle müzik damarlarımda gezinen bir adrenaline döndü. Sahnenin akışına kendimi kaptırıp müziğin ritmiyle hareket etmeye başladım. "Söyle, duyulmayan sözlerini. Kimse dinlemese de ben dinlerim seni." Mikrofonu çıkartıp sahnede gerilerken Tarık saçını savurdu. Benim gibi mikrofonunu çıkarttı ve geriledi. Ben Hilal'e yönelirken Cenk'in etrafını dolandı. "Susma, konuş bana, Dostumu dinlerim, durma anlat bana." Hilal, omzunu sallarken etrafını dolanıp Arda'nın olduğu kısma girdim. "Söyle, duyulmayan sözlerini. Kimse dinlemese de, ben dinlerim seni." Bunu söylerken dudaklarını kıpırdatıp eşlik etti bana. Bagetleri davulları döverken ritmi kaçırmaktan endişelenmeden bakışlarımızı kesiştirmişti. Sahnedeydim ve kalbimin gümbürtüsünün tek nedeni Arda Kaplan'dı. Onun etrafını dolandığımda başını çevirip hareketlerimi takip ediyordu. Bateriye aniden vurmayı kesti. Cenk ve Hilal'in olduğu kısımlar dışındaki tüm ışıklar kesildi. Gitar tellerinden çıkarttıkları büyülü notayla beraber müziğimizi zirveye taşıyorlardı. Sözlerin son kısmı için sahnenin önüne geçmek için hareketlendiğimde ayağım takıldı. Arda'nın kolları belime sarıldı. "Sakin ol." diye fısıldadı kulağıma. Beni tuttuğu için minnettardım. Hayatımda bir rezilliğe daha ihtiyacım yoktu. Ona cevap vermemi beklemeden ayaklarımı yerden kesip sahnenin önüne geçmeme yardımcı oldu. Bu hareketi, kalbimi teklerken seyircilerin arasında ıslık sesine eşlik eden alkış tufanını tetiklemişti. Yerine oturduğunda sırıtışı genişledi. Çalınacak bir kalp bırakmamıştı. Sahneye odaklan Ecem. Işıklar tekrar yandığında sahnedeki son sözlere eşlik edip seyirciye doğru yürümeye başladım. "Susma, konuş bana," Sahnenin başlangıç noktasına ulaştığımda Tarık, sırtını sırtıma yasladı. "Dostumu dinlerim, durma anlat bana." Sonundaki kelimeyi uzatırken müzik tamamen son buldu. Işıklar kesildi. Az önceki ıslık sesiyle harmanlanmış alkıştan çok daha fazlası salonu doldurdu. Seyircilerden çoğu ayaklanmıştı. Kocaman gülümseyip sahneden kulise koşuşturdum. Kulise girdiğimizde Hilal çığlık atıp omzuma atladı. "Kesin kazandık." Onun sarılışına karşılık verirken heyecandan dilim damağım kurumuştu. Daha dinlenilmesi gereken başka gruplarda vardı ve onları beklemek, sahneye çıkmaktan çok daha yıpratıcıydı. Hilal beni serbest bırakıp Cenk ve Tarık'a aynı anda sarıldığında arkamı döndüm. Arda ellerini cebine koymuş omzunu duvara y…