|| DS - 15 ||
Yazar: Ayşe İlhanlı

Bir emoji bırak <3 DUYULMAYAN SÖZLER 15. Bölüm ♫ Bateri bagetlerim parmaklarımda döndürürken göz ucuyla sahnedeki ona bakıyorum. Müziğe eşlik eden sesi, kulaklarıma ulaştıkça bateriye vurmak şairane hissettiriyor. Onun dahil olduğu bu anı seviyorum. Arda ♫ "Gel Ecem." Müdür odasının kapısını kapatarak masaya birkaç adımla yaklaştım. Pazartesi günlerinden daha kötüsü varsa o da dersin ortasında Basri hocanın beni çağırdığını duymaktı. Terleyen avuç içlerimi pantolonuma sürdüm. Kalbim tabiri caizse boğazımda atıyordu. Basri hocanın o kadar büyük ve koyu renkte gözleri vardı ki öfkelendiğinde korkmamak imkansızdı. Kalın kaşları ve üç katı kalınlıktaki bıyıkları ona otorite sağlıyor gibi görünse de pek umursanmadığını söylemeliydim. Sevdiği öğrencileri ayırdığı tüm okul tarafından bilinen bir gerçekti ve bu yüzden otoriter olmak yerine nefret edilesi olmaktan öteye gidemiyordu. "İnternette gezinirken bir videoya denk geldim." Telefonunu masanın bana yakın kısmına bıraktı. Adımlayıp bakmadım bile. Seslerden Arda'nın oynadığı maça dair o video olduğunu anlaşılıyordu. "Karşı takımdan birine saldırıp okulun imajını zedelediğinin kanıtı." Telefona bakmayacağımı anlayınca videoyu kapatıp telefonunu kendi önüne bıraktı. "O sıra zaten herkes kavgaydı." Neyin kanıtından bahsediyordu ki? "Sende bu yüzden katılayım mı dedin?" Yutkundum. Gergin değildim. Hayır. Sadece kendimi açıklasam da bir işe yaramayacağını bildiğim için sakinleşmeye çalışıyordum. Basri hocanın sevdiği öğrencilerden biri değildim. Hatta yakın zamanda yeğeninin fişini çekenlerden biriydim. Acaba Deniz ona söylemiş miydi? "Evet." Okulun olmayan imajının biletini bana kesemezdi. "Okulun imajı yeğeniniz tarafından günler önce yerle bir edilmişti zaten. Ben orada arkadaşımı korudum." Cevap vermeden sandalyesinde yavaşça geriye yaslandı. "O konuya gelirsek," Kapı tıklatıldı. Omzumun gerisinden baktım. Gelen Deniz ve Cansel'di. "Gelin çocuklar." Önüme döndüm. Üçe karşı bir. Haksız bir rekabetti. "Şimdi Deniz, bana anlattığını söyle." Ah. Tabi ki dayısına söylemişti. "Hocam." Dedi boğazını temizleyip solumda dururken. Yüzünde hesapçı bir ifade vardı. "Ecem bana komplo kurdu." İrkildim. "O paylaşımlarla da defterle de işim yok. Bir şekilde benim üzerime atı-" "Sen ne saçmalıyorsun ya?" Arkadaşlarıyla videoları da vardı. Tüm bunları sosyal medyadan silince her şey unutulacak mıydı sanıyordu? "Sessiz kal!" Basri hocanın bağırışıyla sesimi kestim. Sakin ol Ecem. "Plan yapmış işte. Şahidim var." Bakışlarım Deniz'inki gibi Cansel'e kaydı. Geldiğinden beri bakışları müdürün masasındaki bayraktaydı. "Ne duyduğunu söyle bana." "Deniz'den hoşlanıyordu." Ne? "Deniz yüz vermeyince de bunun intikamını alacağını söylüyordu." Dudaklarım şaşkınlıkla aralandı. "Ne?" dedim bana bile zar zor ulaşan o ses tonuyla. "Nerede?" "Kızlar tuvaletinde. Telefondan biriyle konuşuyordu. Sosyal medyada onu rezil edeceğim diyordu." Ben kimseyle konuşmamıştım. "Hakkındaki iddialar hakkında ne diyorsun?" "Birincisi, yeğeninizin hayranı değilim. Yolda görsem besmele çekip geri dönerim." Basri hocanın kaşları çatıldı. Deniz bana doğru bir adım atarken Cansel onun kolunu tuttu ve durdurdu. "İkincisi Deniz'in bu olayları olduğunda sosyal medya hesabım bile yoktu. Ayrıca videoda konuşan kişileri bile tanımıyorum. Deniz hakkında konuşan onlar. Ben nasıl-" "Arkadaşlarımdan bazılarıyla aram iyi değildi. Senin onlarla konuşup beni dibe çekmiş olduğuna eminim." Gözlerimi devirmekle yetindim. "Kanıtlasınlar." Dedim Basri hocaya bakarken. "Cansel'in kuru sözüne mi inanacaksınız? Yeğeninizden hoşlanacağıma yalnız kalırım daha iyi." "Senin bunları yapmadığına dair bir kanıtın var mı?" Az önce saydıklarımı kanıt olarak görmeyecekti. Burada ne söylersem söyleyeyim Basri hoca, zaten var olana değil, Deniz'le Cansel'in sözüne inanacaktı. "Benim kendi kuru sözüm var. Ona da inanacak mısınız?" Basri hocanın bakışlarından bile kararı okunuyordu. Harcıyorlardı beni. "Bak Ecem. Kuru sözlerden daha fazlasını vermelisin." Cansel duyduğun…