|| DS - 14 ||
Yazar: Ayşe İlhanlı

Bir emoji bırak <3 DUYULMAYAN SÖZLER 14. Bölüm ♫ Her şey ne zaman tepetaklak oldu kestiremiyorum. Başlangıçta her şey, Cenk için kabullendiğim bir amaç olsa da şimdi isteğim bu yarışmada birinci olmak. Her şeyi mahveden yetişkinlere inat istiyordum bunu. Bir şeyi daha mahvetmemelerine izin vermiyorum. Ecem. ♫ "Girebilir miyim?" Annem kapımı tıklattığında kitaplarımı düzenlemekle meşguldüm. Dünkü maç sonrası o kadar çok yorulmuştum ki gelir gelmez uyuyakalmıştım. Sabah, yeteri kadar uykumu almış olduğumdan enerji patlaması yaşayarak uyanmıştım. Sürekli ötelediğim ve dört katlı kitaplığımda var olan romanları ayıklamaya başlamıştım. Hala birinci sınıftaki hikâye kitaplarım raftaydı. "İşim var anne." "Kahvaltı hazırlamışsın." Elimdeki romanlardan birini kenara ayırdım. Kahvaltı kesinlikle barış eli değildi. Sadece işe aç gidip kahveyle tüm günü geçirmesini istememiştim. "Sen bana katılmayacak mısın?" "Ben yedim." Kitapları kucaklayıp ilk rafa sırayla dizmeye başladım. "Maçın nasıl geçti?" Omzumun gerisinden ona bakarken elimdeki son kitabı da rafa yerleştirmiştim. "Karşı takımdaki bir çocuğun saçını yoldum." Yüzünde ciddiyetimden emin olmaya çalışan bir ifade belirdi. Dün, yaptıklarımdan sonra ben bile kendime şaşırıyordum. "Bunu neden yaptın?" "Arda'ya vurduğu için." Annemin kaşları havalandığında sarı örtü serilmiş yatağıma yöneldim. Üzerindeki kitapların birçoğu çocukluktan kalan kitaplarımdı ve kütüphaneye verecektim. En üste Peter Pan masalının olduğu sararmış sayfalardan oluşan bir kitap duruyordu. Elimde alıp kapağına dokunmak bana geçmiş anıları anımsatıyordu. Dedem ve onun memnuniyetsiz o ifadesi gözümün önünde beliriyordu. Arayı bulmaya çalışan anneannemin durmadan acıyan gözlerle bana bakışı, annem geldiğinde başını eğip babasına sessini bile çıkaramayışı... "Babam." Diye mırıldandım. Annem gürültülü bir şekilde soluğunu tuttu. "Nasıl biriydi?" Boğazımda düğümlenen o tatsız düğümün nedeni elimdeki kitaptan çok daha fazlasıydı. Geçmişti. Babamsız geçen aşağılayıcı zamanlardı. Bir çocuğun babası olduğunda hayatı nasıl olur, daha önce hiç düşünmemiştim. Görebildiğim tek baba, dedemdi ve o da dar görüşlü bir adamdı. Bu yüzden yalnızca annem var diye mutluydum. Çocuktum. Bir babaya sahip olmanın kötü olacağını düşünmüştüm. Dün Orkun amca görmezden geldiğim o eksikliği hissettirmişti. Babasızlığın ruhumda bıraktığı o yaranın varlığını bile anımsamadığım bir anda kanamasına neden olmuştu. Saçımı okşamıştı. "Bu da nereden çıktı?" Annemin yine konuyu kapatacağını bildiğim o ses tonu odayı doldurmuştu. "Peter Pan." Elimdeki kitabın kapağını gösterdim. "Dedem komşudan ödünç istediğim için bağırmış, sonra kitabı yırtmıştı." Kitabı, elime almak bile o yaşlı adamın huysuzluğunu yeniden hatırlatmıştı. "Cenk'ten almıştım." O zamanlar Cenk'le arkadaş olmaya çalışıyorduk ve dedem kesinlikle insan içine çıkmamı istemiyordu; sanki bir günah tohumuymuşum gibi. "Sen çalışıyordun. Cenk'e gitmem yasaklanınca Cenk bu eve gelmeye başladı. Tüm mahalleden gizlenir gibi gelirdi. Dışarı çıkmadığım ve varlığımı birilerine göstermediğim sürece dedemin buna bir itirazı olmadı." Sayfayı çevirdim. Bantlı sayfalara parmak ucumda dokundum. "Cenk bana kızmadı. Kitabın sayfalarını tek tek bantlamama yardım etti." Bunu niye anlattığımı bile bilmiyordum. Yalnızca paylaşarak kalbimi sıkıştıran o anılardan kurtulmalıymışım gibi geliyordu. "Sen işteydin ve Cenk benim dedemden korktuğum zamanlarda beni güldürmek için yanımda olurdu." Dudaklarımı birbirine bastırıp soluklandım. Her bir kırgın parçam, kalbime batıyordu. "Beni dedemden koruyacak babam olmalıydı. Sen yokken korktuğumda, ağladığımda yanımda olması gereken adam nerede anne?" Bakışlarımı kaldırdım. Geçmişin ağırlığı, sabah uyanırken hissettiğim tüm o güzel duyguları silip attı. Annem bu şehre karnı burnun gelmişti; benimle. Dedemin tüm değerlerine aykırıydı. Etraftaki herkesin ne söylediğini umursayan, onlara göre en mükemmel olmaya çalışan bir adam için bu utanç kaynağıydı. Dedem, annemi sokakta bırak…