|| DS - 12 ||
Yazar: Ayşe İlhanlı

Bir emoji bırak <3 DUYULMAYAN SÖZLER 12. Bölüm ♫ Tarık yüzünden bugün çözmem gereken 50 paragraf sorusunu yanlış yaptım. Sahneye çıktığından beri, sinirimi bozmasıyla kızların ondan hoşlanması doğru orantılı artıyor. Kafamın içindeki deliliği susturup eski soru çözen halime döneceğim. 50 yanlış ne ya? Hilal ♫ "Hayır." Acil durum toplantısıyla Cenk'in evine üşüşmüştük. Arka taraftaki balkondan dönüştürülmüş o oturma odasında durum analizi yapıyorduk. Bahisçi ergenleri alt etmek için plana ihtiyacımız vardı. Ergenler, ergenlere karşıydı. Kıkırdadım. "Gülme Cenk'in arkadaşı. Hayır. Yapmayacaksınız." Bakışlarını Hilal'e çevirdiğinde öfkeli görünüyorlardı. "İsimleri bana vereceksiniz, bende bir güzel onları döveceğim." Hepsi üniformalarından kurtulmuş gündelik kıyafetlerle beraber ders çalışma bahanesi kartını kullanmıştı. Hilal'in pembe tonlarındaki pantolonu ve beyaz tişörtü onu tam bir Barbie gibi gösteriyordu. Saçlarını ilk kez açmış ve önüne düşen tutamları tel tokayla tutturmuştu. Güzel bir kızdı ve onunla tanışmadan önce buz gibi soğuk biri olduğunu düşünmüştüm. Şimdi yanımızda ve gayet sıcakkanlıydı. Tarık koyu lacivert eşofman takımıyla gelmişti. Saçları her zamanki gibi kafasının arkasında sıkı sıkıya toplanmıştı. Arda'ysa siyah eşofmanının aksine yeşil tonlarında bir bandana takmıştı. Öncekilerinden faklı olarak siyah çizgilerle anlam veremediğim bir deseni vardı. Bu çocuğun kaç adet yeşil bandanası vardı? Sence düşünmen gereken bu mu Ecem? "Kavga edince okuldan babanı arayacaklar." Dedi Hilal. "Eminim buna memnun kalacaktır." Tarık'ın karşılık vermesini bekledim. Yapmadı. Babasının sohbette isminin geçmesiyle sessizleşti. "Mantıklı olan size yaklaşmalarına izin vermek mi?" Arda geldiğinden beri oturmuş ve konuşmadan dinlemişti. Keyifli görünmüyordu. "Gidip dövelim mi? Çözüm bu mu?" Haklıyken haksız duruma düşecektik. İlk yumruğu salladıklarında suçlu konumuna yükseleceklerdi. Basri hoca, kavga edenlere karşı fazlasıyla sert biri olurdu. Disiplin cezaları yetmez, o kişiyi okuldan soğutmanın bir yolunu mutlaka bulurdu. Okulların kapanmasına şunun şurasında bir buçuk dönem kalmışken niye okul hayatımızı riske atacaktık ki? "Ecem berbat bir yalancıdır. İllaki belli eder kendini." Cenk eliyle beni gösterdi. Planın beyni olarak katılabilirdim. Yalan konusunda haksız sayılmazdı. Zihnimdeki düşünceler yüzüme yansırdı. Asla kontrol edemediğim bakışlar, karşımdaki kişinin her şeyi anlamasını sağlardı. "Ben tek başıma hallederim." Hilal çayından büyük bir yudum aldı. "Oldu. Başka?" Tarık'ın öfkesini umursamadan kurabiyelerden birini ağzına tıktı. "Sana fikrini sormadım Tarık." Çayını yudumlarken bakışları Tarık'ınkileri buldu. Onu sinir etmek için gözlerini süzerek umursamaz bir bakış attı. "Burada oy birliğiyle bir plan yapmak için varız." Tarık kulağındaki küpeyi çekiştirmeye başladı. "Herkes onay vermezse plan iptal." "Hiçbirinizin onayını beklemeden yapacağım." Hilal kurabiye tabağına bir kez daha eğildi. "Bahis oynuyorlarsa sonuçlarına da katlanacaklar." Çikolata parçacıklı olan kurabiyeyi alırken kocaman gülümsedi. "Kesene bereket Arda." "Afiyet olsun." Arda çayına uzandı. Konu kapanmışçasına derin bir sessizlik etrafımızı sardı. Kimseden çık çıkmıyordu. Tarık ters ters bana bakıyordu. Muhtemelen bu işe, Hilal'i bulaştırdığım için sinirlenmişti. "Notlar veya bahis derken asıl noktadan uzaklaştık. Provalar için bolca vaktimiz olacak. İstanbul'daki yarışma tarihleri daha belli olmadı gerçi." "Geçen seneki üniversite sınavından sonrasında yapılmış. Yine aynısı olur." Arda'nın açıklaması rahatlatıcıydı Bolca vaktimiz vardı. Bu iyi haberdi. Daha iyi hazırlanabilirdik. "Bunları konuşmadan önce Arda'nın maçına odaklansak nasıl olur?" Tüm bakışlar bana kaydığında gülümsedim. "Üç gün kaldı." "Günleri mi sayıyorsun?" Cenk sırıttı. Yemin ederim beni delirtecekti. "Basket maçın bu hafta mıydı?" Hilal'in şaşkınlık dolu ses tonu Cenk'in imasının anlaşılmasına engel oldu. "Cuma akşamı." "Bunu bende bilmiyorum." Tarık, Arda'ya baktı. "Yaln…