RÜZGAR ESSE KOKUN ULAŞSA ÖYLE BİR ÖZLEM
Yazar: Kevser Emek

Umarım kendinizden bir parça bulabilirsiniz. Çünkü bu Mahalle bir Mahalle'den daha da fazlası... Whatsapp Kanalında güncel bölümler ile ilgili bilgiler, Alıntılar ve sorularınıza cevaplar alabilirsiniz. Mahallemizdeki otobüs durağı gibi düşünün, dinlenmek tanıdık biri ile sohbet etmek için kanala bekleniyorsunuz. Link; https://whatsapp.com/channel/0029Vb62mD9KAwEfAbaDgY1E Bölüm Şarkısı Mor ve Gri - Alnıma yazılan İlker Gürsan - Yel essin kokun gelsin Candan Erçetin - Kedi Alptuğ’dan Sonunda İstanbul’da son günümüzdü, özlemekten ölünse şuracıkta son nefesimi verirdim gerçekten! Bugün biraz Ortaköy taraflarına inecektik. Derin onsuz gittiğimi görürse beni gebertecekti ama olsun bu kızın bu dengesizliği de benim sonum olacaktı. Görmüyordu beni ve öylesine kördü. Onun karşısında eridiğimi, ona yandığımı bilmiyordu ama bilecekti, farkına varacaktı. Ben ona bildirecektim. Düşüncelerle birlikte odadan dışarı attım kendimi takım elbisemi koyduğum kılıfı ve ufak valizimi de almıştım. Direk havaalanına geçiş yapacaktık, tekrar otele dönmemize gerek yoktu. Ömer’i kapısında görünce telefonu kulağına sıkıştırmış olduğunu gördüm. Hem konuşup hem çıkmaya çalışıyordu. Umutsuzca kafamı sağa sola sallayarak ona yardıma gittim, takım elbise kılıfını alarak asansöre doğru yürümeye başladım. Sonunda telefon görüşmesini sonlandırdı bana dönüp: ‘’O kadar heyecanlı ki bazen bu kadar heyecanı nasıl o minik vücudu kaldırıyor diye düşünüyorum.’’ diyerek gülmeye başladı. ‘’Ee az kaldı kardeşim, o da haklı ikiniz de uzun zamandır bekliyorsunuz. Ablanın düğününe de az kaldı cidden, önceliğimiz tabi ki başka!‘’ daha ben lafımı bitiremeden hemen lafımın sonrasını devir aldı. ‘’Tabiiii’’ kızların heyecanını yansıtarak komik şekilde yerinde zıplayarak harfleri uzatıp: ‘’meeeee - zzzuuuu – niii - yeeet ‘’ dedi güldüm hem de en seslisinden sonra omuzuna vurarak inmesi için yönlendirdim. Çıkış işlemlerini ve oda kartını teslim ettikten sonra otelden çıktık taksiye bindik. Ortaköy’de ilerlerken aklıma gelen ilk deliliği yapıp köprüyü arkamda kalacak şekilde kendimin fotoğrafını çektim ön kameradan ve mesaj kısmına girip ‘’Enderinim’’ yazan kişiye tıkladım fotoğrafı göndermek için, omuzuma cin ali şeklinde Derin’i çizmiştim gülerek mesajı gönderip altına şöyle bir not düştüm. ‘’Keşke gerçek seni de omuzuma iliştirip her yere bu şekilde götürebilsem minikim, bak her yerde olduğu gibi burada da benimlesin.’’ yazıp gönderdim. Elimde telefon ergenler gibi mesaj bekledim 5 dakika.. 6.. 7.. 8… Umudumu kesmişken çevrimiçi yazısı göründü ekran hala onda açıktı profil fotoğrafına girip sesli bir iç çektim. Bu fotoğraf geçen yaz hep birlikte Marmaris’e gittiğimiz zaman çekilmişti. Saçları açık canıma kasıt o oyuntu şeklinde incecik beli, kısacık şortu, uzun bacakları fazla güzeldi, fazlasıyla bana güzeldi… Derin bir nefes koydum ortaya ciğerimi şurada bırakmışta olabilirdim. Enderinim: yazıyor…yazıyor… Ulan dedim kendi kendime sabır çektim. Derin on saatte yazmanı beklemeyelim kızım be, methiyemi düzüyorsun diyerek sinirle kendimle konuştum. Enderinim: Öncelikli olarak hangi takıldığım şeyden başlasam bilemedim. O minik senin canına okur bilgin var mı? Bu bir! İki beni omuzunda mı taşımak istiyorsun? Valla seve seve ahhahah ayrıca üç nasıl her yerde seninleyim bensiz bir sürü yere gittin, hiç bana böyle bir fotoğraf atmadın. İşin gücün şov yemin ederim. Dördüncü bensiz gittiğin için seni asla affetmeyeceğim pislik gözüme gözükme nefrettttttttt!!! Alptuğ: Derin miniciksin derken zayıfsın, küçüksün anlamında söylemiştim. Canıma okuduğun konusunda hemfikiriz. Sadece boy olarak benden kısa ve zayıfsın tek lokmalık. Sana böyle fotoğraflar atmıyorum diye aklımda olmadığını düşünmen kırdı beni. Ben seni başımın üstünde de omuzumda da sırtımda da taşırım hem de bir ömür boyu. Gözüne gözükmeyeyim mi? Mezuniyete beraber gideceğiz unut onu ayrıca sana bir sürprizim var. Enderinim: Sürpriz mi söylesene ne söyle hadiiii beee. Ayrıca siz çok uzunsunuz bilmem farkında mısın ama benim boyu…