GEÇMİŞ'İN SESİ
Yazar: Kevser Emek

Umarım kendinizden bir parça bulabilirsiniz. Çünkü bu Mahalle bir Mahalle'den daha da fazlası... Whatsapp Kanalında güncel bölümler ile ilgili bilgiler, Alıntılar ve sorularınıza cevaplar alabilirsiniz. Mahallemizdeki otobüs durağı gibi düşünün, dinlenmek tanıdık biri ile sohbet etmek için kanala bekleniyorsunuz. Link; https://whatsapp.com/channel/0029Vb62mD9KAwEfAbaDgY1E Bölüm Şarkısı Yalın - Küçücüğüm ‘’Derin’in Güncesi’’ 2000 yılı Eylül Ayı Hepsi bisiklete biniyor ama ben kolay yoruluyordum, ağlamak istiyordum . Gözyaşlarım ucunda duruyordu gözlerimin. Ayrıca bisikletim de yoktu çünkü süremediğim için babam biraz daha büyü okula başladığın gün alacağım demişti. Ne olurdu sanki hemen büyüseydim. Hem abimler de beni yanlarında istemiyordu. Bu mahalleden nefret ediyordum artık. Oturduğum kaldırımdan kalktım abimlerin yanına koşarak gittim. “Bineceğim diyorum bisiklete arkana oturayım ne olur abi ne olur.” diye yalvarıyordum ama dinleyen var mıydı hayır ! “Olmaz diyorum düşersen bide anneme ne diyeceğim diye düşünemem git kızım git işte, kendi yaşıtlarınla oyna uzaklaş yanımdan sülük gibi yapıştın kaldın.” diye beni kovmaya çalışan bir abim vardı. “Aaaabbiiii” dedim her harfi uzatarak “Ne olur diyorum bi kere bineyim gideceğim.” Alptuğ abi hemen söze atladı : “hadi Ömer bi kere bindir arkana bir şey olmaz.” “Tamam hadi gel başımın belası gel.” diyen abimdi. Zafer kazandığım için ellerimi çırparak bisikletin yanına ilerledim abim bindikten sonra arkaya oturmakta zorlansam da yine de başarmıştım mutluydum. Mahallede tur atmaya başlamıştık birinci tur ikinci tur ve abimin insanlığı buraya kadardı. “Son tur bizimkilerin yanına gidince ineceksin ve doğru eve anladın mı?” dedi. “Tamam abi teşekkür ederim.” deyip kabullendim çünkü bir daha bir daha binmek istiyordum. Abimin bisikleti kocamandı, ayaklarım lastiğin yarısına kadar geliyordu ve ben ayaklarımı sallıyordum. Sonra bir şey oldu ayağım nasıl olduğunu anlamadan bisikletin dönen zincirinin olduğu yere sıkıştı. Evet evet sıkıştı ayağım kanıyor muydu, kanıyordu. Gerçekten şu an çığlıklarımı koparma vaktim gelmişti ve beklenen oldu. “Abiiiiiiiiiiii” diye mahalleyi ayağa kaldırdım. Herkes balkona, tüm esnaf dışarı koşmuştu. Yazık abim ne yapacağını şaşırmıştı Alptuğ abi ise koşarak yanımıza ulaşmıştı. “Tamam ağlama bal böceği gel kucağıma. “ diyerek beni kucağına aldı ve gerçekten sol ayağımın iç kısmı kesilmişti. Evet evet derin bir kesi. Alptuğ abi cebindeki peçeteyi koysa da faydası yoktu çünkü çok kanıyordu ve ben çığlık çığlığa ağlıyordum. “Bu böyle olmaz Ömer annene seslen mikrop kapar burası dikiş atılması gerekebilir. ” dedi. Abim korkarak başı ile onayladı ve apartmanın önüne gittiğinde çoktan aşağıda annemin olduğunu görmüştü. Koşarak bana doğru geliyordu annem arkasında da babaannem mi vardı, yaşmağını bile yamuk takmış kurban olduğum korkudan gözü hiçbir şey görmüyordu. “Annnneeee anneeee! Abim o kadar hızlı gitti ki dur dedim, ayağım sıkıştı dedim çevirmeye devam etti pedalı anne. Beni dinlemedi anne…” diye kendimi haklı çıkarmak için çığırıyordum hem de korkuyordum ayağımdaki kan durmuyor ve sızlıyordu. “Sen bak bi daha sokağa adım atabiliyor musun yalvardın lan binmek için.” diyen beni deli eden abimdi. Gözleri dolu doluydu korkmuştu. “Konuşmayın bağrışmayın ne diyim size Allah akıl versin. Binme bisiklete ne olur ki Derin kalbime zorun mu var senin kalbime zorun ne he kızım?” diyen kişi nefes nefese kalmış annemden başkası değildi. Kucağına aldığı gibi sağlık ocağına doğru koşturmaya başladı. İçeri girdiğimiz an hemen sedyeye yatırdı ve başıma gelen doktora ve hemşireye olanı biteni anlattı ve ayağıma dikiş atılacaktı. Abim ve yaverleri kapının arkasında dikiliyordu. Doktor ve hemşireler başımdaydı, dikiş atıldı. Kullanmam gereken ilaçlar yazıldı. Ben bu sırada sadece ağlıyordum annem de başımda ağlayıp saçlarımı seviyordu. Bacağım sarıldıktan sonra doktor on gün boyunca pansumana geleceğimizi söyledikten sonra çıktık. Babam kapının önünde araba ile bizi bekliyordu.…