GÖZÜNDEN AKAN BİR DAMLA YAŞ
Yazar: Kevser Emek

Umarım kendinizden bir parça bulabilirsiniz. Çünkü bu Mahalle bir Mahalle'den daha da fazlası... Whatsapp Kanalında güncel bölümler ile ilgili bilgiler, Alıntılar ve sorularınıza cevaplar alabilirsiniz. Mahallemizdeki otobüs durağı gibi düşünün, dinlenmek tanıdık biri ile sohbet etmek için kanala bekleniyorsunuz. Link; https://whatsapp.com/channel/0029Vb62mD9KAwEfAbaDgY1E 16.BÖLÜM GÖZÜNDEN AKAN BİR DAMLA YAŞ,BENİM İÇİMDE SELE DÖNÜŞÜR. Ağlama gece güzelim. Derin’den Hastanenin acil girişinden içeriye girdiğimiz de nereye savrulduğumu bile bilmiyordum. Eğer yanımda Alptuğ olmasıydı girdiğim koridorlarda kaybolurdum. Yürüyemiyordum ayaklarım beni götürmüyordu. Korkuyordum hem de çok korkuyordum göreceklerimden de,duyacaklarımdan da… Kocaman Ameliyathane yazısını bulanık gördüm. Alptuğ hala sağ kolumu sıkı sıkı tutuyordu sanki bıraksa düşecektim. Olduğum yere yığılıp bir daha ayağa kalkamayacaktım. Kardeşim, sonuna gitmişti. Kardeşim, kendi yolunu bile isteye kendi seçmişti. Kardeşim, son kez sevdiği adama sarılamamıştı. Çok sevmişti ve imtihanı olmuştu. Kavuşmalılardı. Hak ettiği mutluluğu yaşayamamıştı. Düşüncelerle boğuşurken Alptuğ’un sesini duydum. “Derin sakin ol, sağ taraftaki Ameliyathanenin önündelermiş” dedi. Kafamı salladım. Sadece başımı sallayıp evet diyebildim. Alptuğ iki kolumu tuttu, yüzümü kendisine çevirdim kollarımın yanlarını öyle sıkı tutuyordu ki. “Bak bana kendini biraz da olsa toparlar mısın güzelim ne ile karşılaşacağımızı bilmiyoruz lütfen biraz daha sakin olmayı dene ben yanındayım” Söylediklerini dinledim. Gözyaşlarımı sildim. Bir yudum suya ihtiyacım vardı ama aklımdakileri, karşımda bana içi gider gibi bakan adama söylemekten çekinmedim. “Alptuğ bir kere sarılamadı sevdiği adama, öpmedi doya doya” Eğer Haleye bir şey olursa Alican abiyi asla affedemezdim. Alptuğ hiç konuşmadan koluna girmem için kolunu uzattı. Uzattığını koluna girip köşeyi dönmek için biraz yürüdük. Döndüğümüz de karşılaştığım manzara bir kelime ile anlatılacak olsaydı çaresizlik derdim. Öykü yere oturmuş, bacaklarını karnına çekmiş dizlerine başını koymuş kollarını bacaklarının etrafına sarmış, sarsılarak ağlıyordu. Günnihan ve abim yanyana iki sandalyede Günnihan başını abimin bacaklarının üzerine koymuş abimin pantolonun sağ tarafı komple ıslaktı gözyaşları ile tek elini Günnihanın saçları üzerinde yavaş yavaş seviyor, sakinleştirmeye çalışıyordu. Annemler Selma Teyzeyi sakinleştirmeye çalışıyordu kadın bir Mehmet Amcanın olduğu yoğun bakıma gidiyor bir de Halenin başına geliyordu. Tüm mahalle neredeyse buradaydı. Kimisi dua ediyor, kimisi ağlıyordu. Ne yapacağıma ilk an bilemesem de Alptuğ’un kolundan çıkıp Öykünün yanına gittim. Yere onun yanına oturdum başını dizlerinden kaldırıp omuzda koydum şu an birbirimize sarılırsak daha çok ağlardık. Omuzumda güvendeydi. Bir süre öyle durduktan sonra bir kıyamet koptu. Önce: “Baba” diye bağırdı Uğur Abi hemen ardından: “Hale” diye bağırdı. Yeri göğü inletti sesi. Birkaç dakika sonra Ameliyathanenin kapısı açıldı Alican abi çıktı önlükleriyle. Kapıda bulunan herkesi inceledi. Hepimiz ayaklanıp önüne geçmiştik. Uğur abi hemen Alican Abinin önüne gelip durdu: “Bir şey söyle Alican? Nasıl kardeşim nasıl” “Uğur çok ağır bir ameliyat geçiriyor iyi olması için dua edeceğiz ama kana ihtiyacı var A pozitif biliyorsun hemen 3 ünite lazım” “Hemen hemen bulacağım” Uğur abi arkasını dönüp gidecekken Alptuğ durdurdu hallederiz dedi. Halenin annesi de Alican abiye dönüp: “Alican bize kimse bir şey demiyor oğlum sen söyle bari benim yavruma ne olmuş” Sadece arabanın arkasından şoförü uyuyakalan bir tırın çarptığını ve içlerindeyken üç takla attığını biliyorduk arabanın. “Selma teyze Hale arabanın içerisinde sıkışmış. Şu an da 7 tane kaburgası kırık, kırılan kaburgalar ciğerlerine batmış ve ciğerleri sönmüş durumda elimizden gelenin fazlasını yapıyoruz emin ol en iyi hocalar şu an Hale’nin ameliyatında güçlü kızdır bilmiyor musun sen kızını çıkacak inşallah” Selma teyzenin ağlama sesi hepimizi sarsmıştı…