DESEM Kİ SEN GELMEDEN BAHAR GÖRMEZ BAHÇEM
Yazar: Kevser Emek

Umarım kendinizden bir parça bulabilirsiniz. Çünkü bu Mahalle bir Mahalle'den daha da fazlası... Whatsapp Kanalında güncel bölümler ile ilgili bilgiler, Alıntılar ve sorularınıza cevaplar alabilirsiniz. Mahallemizdeki otobüs durağı gibi düşünün, dinlenmek tanıdık biri ile sohbet etmek için kanala bekleniyorsunuz. Link; https://whatsapp.com/channel/0029Vb62mD9KAwEfAbaDgY1E Bölüm Şarkısı Alperen Kekilli - Seninle DESEM Kİ SEN GELMEDEN BAHAR GÖRMEZ BAHÇEM Derin’den Arabaya doğru ilerledik. Abimin ses çıkarmaması hatta hiç kimsenin sesinin çıkmaması… Alptuğ sanki yıllardır bugünü, bu anı bekliyormuş hissi veriyordu ama neden bugün neden bu an? Kapımı açmaya çalıştım ama açamıyordum hava da ciddi anlamda serinlemişti. Mayıs ayındayız İzmir bir kendine gelebilir misin rica. Ayrıca nereye gittiğimiz hakkında da en ufak bir fikrim yoktu. Yazıklar olsun be adam tamam söyle hislerini de bizi de bir düşün… “Çok mu üşüdün? Kapıyı açamadın Derin ellerin titriyor!” dedikten sonra kapımı açtı, ellerim titriyordu. “Evet üşüdüm biraz.” dedikten sonra koltuğa kuruldum. Üzerimde hala ceketi vardı. Bana verdiği için üşümüş olduğunu düşünerek vermeye çalıştığım zaman ise gözlerini devirmekle yetinmişti. Bunu da bu ara sık yapıyordu. Kapımı kapatmadan: “Bekle hemen geliyorum. Al anahtarı çalıştır arabayı hemen klimayı çalıştır.” diyerek kapıyı kapattı. Ve tekrar içeri yöneldi, dediklerini yaptım. Farkındaydım ciddi anlamda titriyordum. Donduk be artist giyineceğiz diye… Ellerimi birbirine sürterek ısınmaya çalıştım. Ceketinden gelen kokusu, azıcık burnumu sürtsem ne olurdu ki? Bir insan böyle güzel kokabilir mi? Bir koku bir insanı böyle temsil edebilir mi? Kokunun Alptuğ’u vardı. Evet evet öyle bu koku ona hastı, kimse de hissetmediğim aromalar vardı bu kokuda; sandal ağacı, mehenk, portakal ve birkaç farklı şey... Ben kokusu ile haşır neşir olurken karşıdan dağ gibi adam göründü çıkış kapısından. Şaha kalkan kalbimi görmezden gelmeye çalışsam da başarısızdı. Kapıyı açıp hemen sürücü koltuğuna yerleşti, bana şalı uzattı. “Şunu iyice ört Derin kendine, hasta olacaksın. Her yerin açık be kızım ne tarafı örtelim.” la havle çekerek arabayı çalıştırdı. Söylenerek direksiyonu çevirme milli hareketimizi gerçekleştirdi. Adi adam yakışıklıydı hatta baya yakışıklıydı. Şöyle bir alıcı göz ile bakalım fazla yakışıklıydı. Keskin çene hattı, gamzeleri bile elmacık kemiği ile burnunun arasında kalıyor farklı bir hava yaratıyordu. Kumrala yakın saçları, hafif çekik kahvenin en güzel tonuna sahip gözlerine, güzel kirpikleri yüzüne tam oturan burnu , haddinden fazla çarpıcı dudakları… Kırmızı ve resmen dolgun olan dudakları ile estagfurullah bin kere tövbe yarabbim gözüme perde inseydi o nasıl ahlaksızca süzmektir be Derin yedin adamı! gözlerin ile çek kızım gözlerini üstünden! “Ama elbisem çok güzeldi, çok da severek giydim.” kollarımı göğsüm de bağlayıp camdan tarafa döndüm ve yolu izlemeye koyuldum. Şu hayatta en sevdiğim şeyler listesinde başı çeken tek ve yegane şey Alptuğ’a trip atmaktı. Yazık çocuğum da sorgulamayı bırakalı uzun yıllar oluyordu ve o tribimi çekiyordu. Böyle erkekler sevilir Derin, bağrına basılır yani bil de. “Kim sana çirkinsin dedi var mı öyle bir ihtimal?” diyerek konuşmasına devam etti . Aferin aslanım, aferin paşam ay Allah’ım neler diyorum ben Derin bu çocuk sana aşkını itiraf etmeden sen ona doğru bayılacakmışsın gibi dünden razısın. ‘’Zaten bana çirkin dedin demedim farkındaysan, bildiğim bir şeyin aksini söyleyince inanmıyorum. ‘’ gözlerimi devirerek önüme döndüm sonra tekrar ona dönüp: ‘’Pardon da nereye gidiyoruz? Kaçırır gibi herkesin yanında artist bir şekilde Derin benimle diyorsun. Sordun mu fikrimi nereye götürüyorsun söylesene!’’ dedim. ‘’Evet kaçırıyorum, uzaklara kimsenin olmadığı yere.’’ dediği an olduğum yere sinip sustum. Bu kadar net olmasa iyiydi, hayır işimiz vardı. Bu netliğe cevap vermedim cevap vermemi bekledi. Hiç bir şey söylemeden önüme döndüm çünkü şu saatten sonra bir şeyler sormak ya da söylemek kendi topuğ…