DUVAR ARKASI

GİTMEDEN ÖNCE (1. BÖLÜM)

Yazar:

DUVAR ARKASI - Ervanur kitap kapağı
DUVAR ARKASI kitap kapağı

6 EYLÜL 2025 (GÜNÜMÜZ) İZMİR / URLA Yeni bir hayat, insanın kendi romanına yeni sayfalar eklemesine vesile olurdu. O sayfalarda tanımadığı insanlar, hiç yaşamadığı olaylar ve hafızasına kazınacak anılar vardı. Aynı hikâye durmadan tekrar etmezdi; her bölüm, insana bambaşka bir hayat yaşatırdı. Ben de kendi romanıma yeni bir bölüm eklemek üzereydim. Herkesin karşı çıktığı bir karar vermiş, tercih listemin en üst sıralarına doğudaki şehirleri yazmıştım. Sonuçlar açıklandığında ise içimde tarif edemediğim bir heyecanla ekrana bakakalmıştım. Erzurum. Artık her şey resmiydi. Yarın, öğretmen olarak görevime başlayacağım şehre doğru yola çıkacaktım. Bugün ise İzmir'deki son sabahıma uyanmıştım. Sabahın ilk saatleriydi. Alarmım çalmadan gözlerimi açmıştım. Heyecandan mı, yoksa içimdeki o tarif edemediğim huzursuzluktan mı bilmiyordum ama yeniden uyumam mümkün değildi. Yatağımdan kalkıp bej tonlarının hâkim olduğu odamın içinde birkaç adım attım. Büyük penceremin önünde durup güneşliği araladım. Tül perdenin arasından süzülen sabah ışığı odaya yumuşakça yayılırken pencereyi usulca açtım. İçeri dolan serin rüzgâr yüzüme dokunup saçlarımı hafifçe savurdu. Düşüncelerimi dağıtmak istercesine banyoya geçip hazırlanırken aklım durmadan ertesi güne kayıyordu. Aynadaki yansımama baktığımda heyecanla endişenin birbirine karıştığını görebiliyordum. Yeni bir şehir, yeni insanlar ve bambaşka bir hayat... Hepsi yalnızca bir gün uzağımdaydı. Hazırlandıktan sonra mutfağa geçtim. Dolaptan en sevdiğim kupamı çıkardım. Kahverengi kupamın üzerine serpiştirilmiş krem rengi kalpler, yıllardır değişmeyen sabah rutinimin küçük bir parçasıydı. Kahvemi hazırlarken telefonumdan her zamanki gibi kısık sesle bir fon müziği açtım. Keman ve piyanonun uyumu bana her zaman iyi gelirdi. Sözlü şarkılar yerine enstrümanlarla güne başlamak, zihnimi toparlamanın en güzel yoluydu. Kahveyi kupama doldurdum. Yanına birkaç parça çikolata aldıktan sonra salona geçtim. Balkon kapısını açar açmaz Eylül sabahının serinliği yüzüme çarptı. İzmir'in hafif esintili havası, ne bunaltacak kadar sıcaktı ne de üşütecek kadar soğuk. Balkon korkuluklarına yaslanıp kahvemi yudumlarken gözlerim karşı sokakta gezindi. Çocukluğumu, gençliğimi ve üniversite yıllarımı geçirdiğim bu şehir, yarından itibaren yalnızca ara sıra döneceğim bir yer olacaktı. Herkes yazlık bölgelerde görev yapmayı isterken benim buraları terk edişim herkese garip geliyordu. Kahvemin son yudumunu da içtikten sonra kupayı mutfağa götürüp yıkadım. Tam o sırada arkamdan tanıdık bir ses yükseldi. "Derin?" Telefonumdaki müziğin sesini biraz kısıp anneme döndüm. Ben Derin Yalın. Yirmi dört yaşında, çocukluğundan beri kitapların arasında büyümüş bir edebiyat öğretmeniyim. Şiirlere, romanlara ve kelimelerin insanı değiştiren gücüne hayrandım. Şimdi ise yıllardır kurduğum hayalin ilk adımını atmaya hazırlanıyordum. "Sana da günaydın, anne." dedim. Annem yüzüme uzun uzun baktı. Gözlerinde hem gurur hem de saklamaya çalıştığı bir endişe vardı. "Ah be kızım..." diye iç geçirdi. "Şöyle düzgün yerleri yazsaydın olmaz mıydı? Sen asker misin? Doğunun ne kadar zor olduğunu bilmiyor musun?" "Anne..." dedim, sesimi olabildiğince sakin tutmaya çalışarak. "Bunları daha önce de konuştuk." Annem derin bir nefes aldı. Tezgâha yaslanıp birkaç saniye boyunca yüzüme baktı. Gözlerindeki endişeyi gizlemeye çalışsa da başarılı olamıyordu. Ne zaman Erzurum konusu açılsa aynı ifadeyi takınıyordu. Sanki her seferinde beni vazgeçirecek yeni bir sebep bulmaya çalışıyordu. "Konuştuk da ne oldu?" diye sordu. "Sen yine bildiğini yaptın. İzmir'de okul mu kalmadı? Aydın var, Muğla var... İnsan oralardan birini yazar. Gidip Erzurum'u yazmak da ne demek? Delirteceksin beni, Derin." Annemin söylediklerine kızmıyordum. Çünkü bu sözleri bana bir yabancı değil, yıllardır tek başına beni büyüten kadın söylüyordu. Onun korkusu Erzurum değildi. Benden ayrı kalacak olmasıydı. Bunu biliyordum. Yine de içimdeki isteğin önüne geçemiyordum. Üniversitede staj yaptığım köy o…

Bölümün tamamını WritePad'de oku