1.Bölüm
Yazar: Yagmur

Merhabalar, Başlama tarihlerinizi alalım… …….. DA 1.Bölüm Karanlık renklerin hakim olduğu çalışma odasında viskisini yudumluyordu Aras. Son günlerde kafası iyice karma karışık hale gelmişti. 3 ay önce tamamıyla tesadüf eseri karşılaştığı kız onun aklını iyice çelmişti, ne işine ne hayatına asla odaklanamıyordu. Bakışları telefonundaydı, kızı korumak için yerleştirdiği adamı yaklaşık 30 dakika önce eve bir erkek bir de kızın geldiğinin haberini vermişti. O ise adeta deliye dönmüştü. Kafayı yiyecekti neredeyse. Ne demek sevdiği kızın yanında şuan da kendisi değil de başka bir erkek vardı? Aynı havayı solumalarını bile kıskanıyordu Aras. Çocukluğundan beri fazlasıyla hırslı yetiştirilmişti. Bakışları kameralara kaydı, aralarında herhangi bir temas olmamasına rağmen deli gibi kıskanıyordu. Artık hayatına girmeliydi. Kendini ona bir şekilde sevdirmeli, aşık etmeliydi. Saatler sonra misafirler kızın evinden gittiğinde derin bir nefes almıştı Aras. 3 kaşık sakinleştirici içmiş anca sabretmişti, ve ona rağmen her yer kan içindeydi. Bakışları yatakta masumca uyuyan yüze kaydı. Onu kameradan görmek dahi Aras’ın içinde bir şeylerin kopmasına sebebiyet veriyordu. İstemsizce dudakları kıvrıldı Aras’ın. Bir gün o kız kollarında uyuyacaktı, biliyordu. * Sare’den… Yatakta hafifçe doğruldum, bugün okuduğum üniversitede konuşmam vardı, başarılı bir mimar olmuştum, ve gerçekten iyi okullarda okumuştum. Bir duşa girip rahatlamak istedim ve bu sebeple ayaklandım. Bugün konuşmaya benim gibi 2 isim daha katılacaktı. Birisi Emre’ydi. Onubla geçen sene tanışmıştık ve iyi anlaşıyorduk. O bir doktordu, ve işinde gayet başarılıydı. Diğer ismi ise henüz öğrenememiştim. Elbette ki gidince öğrenecektim. Hızla duştan çıkıp kızıl rengi saçlarımı düzleştirdim. Saçlarımın doğal rengi kızıldı, herhangi bir işlem yaptırmamıştım. Annemin saçları gibiydi aynı rengi. Hafif bir makyaj yaptım ve altıma siyah bir etek üzerime ise lacivert çizgili gömlek giydim. Omuzlarını ise hafif düşürdüm. Altına tabi ki uzun topuklu çizme giyecektim. Zaten havalar bu aralar soğumaya başlıyordu yavaştan. Bu çizmeleri giymek bana da iyi gelecekti. Çantamı aldıktan sonra evden çıktım ve arabama yöneldim. Kahvaltı yapmamıştım. Zaten bu aralar pek iştahım yoktu. Kendimi hafif kilo almış hissediyordum. Bu yüzden yememek bana herhangi bir zarar vermeyecekti. Arabamla konuşma yapacağım üniversiteye gitmeye başladım. O sırada telefonum çaldı. Asistanım Ela arıyordu. “Dinliyorum Ela.” dedim kısık bir sesle. Karşı taraftan yanıt ise gecikmedi. “Sare Hanım günaydın. Bu akşam için arkadaşınız Meryem düğün davetiyesi gönderdi.” dediğinde yutkundum. “Gitmeyeceğim Ela,” dedim gergin bir sesle. Bir süre duraksadıktan sonra yanıt gecikmedi. “Cesur holdingin yönetim kurulundan da bir kaç üye olacakmış diye duydum.” dediğimde kaşlarımı çattım. “Akşama benim için elbise ayarlar mısın?” Dedim heyecanla. Cesur Holding yıllardır herkesin iş yapmak için can attığı mühendislik şirketiydi. Telefonu kapattım. Doğrusunu söylemek gerekirse fazlasıyla heyecanlanmıştım. Üniversiteye geldiğimde arabayı park ettim ve telefonuma bakarak ilerlemeye başladım. Asistanım Ela’nın gönderdiği bir kaç elbiseye yanıt veriyordum. Tam o sırada hiç beklemediğim bir şey oldu. Duvara çarptım. Duvara çarpmamla elimdeki çantam yere fırladı ve geri geri düşmeye başladım. Tam o sırada hiç beklemediğim ikinci şey oldu. Duvarın elleri vardı. Daha doğrusu bu duvar değildi, insandı bu. Gerçi bu arkadaş yunan heykellerinin dirilmiş hali olabilirdi. Zira dalgalı siyah saçlarının, könür gözlerinin ve duvar gibi fiziğinin başka açıklaması olamazdı. O an ellerini belimde hissettim. Az kalsın düşüyordum ve beni tutmuştu. Hemen kendimi toparladım ve ayaklandım. “Ee şey teşekkür ederim.” Dedim utanarak. “Rica ederim” dedi kalın ve erkeksi bir ses tonuna sahipti. Ona bakmak için boynumu kaldırmam gerekiyordu. Elini uzattı. “Siz şu mimarsınız,” dedim kaşlarını çatmıştı. “Sare Şen’di sanırım” dedi şüpheyle. Ben ise elini sıktım. “Evet memnun oldum.…