dünya nefesini üflediğinde

beşin üçü; kervan sarayına vardığında

Yazar:

dünya nefesini üflediğinde - bizâr kitap kapağı
dünya nefesini üflediğinde kitap kapağı

• O gün gurup vaktinde yola çıkıyorlardı ve Güzey heyecanlıydı. Bu ilk kervanıydı fakat dahası, saray bölgesine de ilk gidişi olacaktı. Güzey ömrü boyunca yalnızca iki çevreden ibaret bir harita bilgisine sahipti ve bunu genişletmek için büyük bir arzu duyuyordu. Başının da belada olmadığını öğrendiğinden ötürü içi fazlasıyla rahat, önündeki keyifli yolculuğa odaklanabiliyordu. Bir de gözünün önünden ayrılmayan baykuş yok olup gitse tadından yenmezdi ama Ölüm halinden memnun gibiydi. Güzey canla başla Neza'nın verdiği işleri yetiştirmek için iğneye iplik ardına iplik geçirirken ve kumaşların dönüşmesi gereken biçimlerini karıştırmamak için çabalarken Ölüm karşıda, köşede dikiliyor, her zaman sadece dikiliyordu. Sen hiç oturmaz mısın dedi ona. "Oturabilirim," dedi sakince. "Gereği yok yalnızca." Fakat sonra olduğu yerde oturdu. Nereye, Güzey tam olarak bilmiyordu ama oturuyordu işte. Gerçi oturmuş haliyle dahi boyu ayakta dikilen uzun bir insana tekabül ediyordu. Güzey iç çekerek başını iki yana salladı, işine odaklandı. Onu evcil bir baykuş gibi düşünmeye çalışıyordu. Bir evcil hayvanım eksikti. "Görünüşüm seni yanıltmasın, ben bir hayvan değilim." Konuşabilen bir hayvan. Ölüm yanıt vermek üzere dudaklarını (ya da gagasını ama Güzey asla emin olamıyordu) araladığında Neza gürültüyle içeri girdiğinden konuştuysa dahi sesi kaybolup gitmişti. "Bitirdin mi? Arabayı ayarladım, malları da yüklettim. İki posta şimdiden yola çıktı bile, üçüncüsü de bizimle gelecek. Hadi bitir şunları da... Of, yoruldum be. Bir bardak su getirir misin bana?" Güzey elindeki işin son kısmını da bitirip Neza'ya arka taraftan bir su getirdi. Kadın hararetle içip bitirene kadar başında beklediği sürede bakışları köşedeki Ölüm'ün üzerindeydi. Tüm gün sessizce oturuyor, genelde dışarıdayken ortadan kayboluyordu. Güzey canının sıkılıp sıkılmadığını merak etmekle beraber neden tüm gününü kendisini izleyerek geçirdiğini bilmek istiyordu. Yalnızca sormaya cesareti yoktu. Bardağı yerine koyarken Neza az önce dikizlediği yöne bakıp Güzey'e döndü. "Bu aralar epey bir tuhafsın ama en azından birkaç gün önceki deli hallerin yok. Bir şey demeyeceğim de bir Sağaltıcıya kontrol ettirsek mi seni diye de düşünmüyor değilim, haberin olsun." Genç kızın yapabileceği tek şey gülümseyerek başını eğmekti. Oysa söylemek istediği şeyler dilinde ağırlık yapıyordu: Ölüm bana musallat oldu, köşede oturan varlıklar görüyorum diyebilirdi fakat bu Neza'ya deliliği adına onay vermekten başka işe yaramazdı. Korkarak yaşıyorum, hayatta kalmak için mücadele etmekten çok yoruldum, huzurlu ve güvende ama en çok da tadını çıkararak yaşayabileceğim bir alanım olsun istiyorum da demek isterdi ama Neza buna yalnızca gülerdi, biliyordu. O yüzden konuşamıyor olması pek de değişiklik yaratmıyordu. En azından o an için. * Güzey'in üzerindeki elbisesi dışında yanında yalnızca iki parça daha yedeği vardı, elindeki minik bohça ve omuzlarına attığı pelerini ile birlikte Neza'nın yanında, at arabasının (araba demeye kırk şahit isterdi tabii çünkü arkası açıktı, insandan ziyade yük içindi desek daha doğru olurdu) sepetinde oturmuş, sarsıntılı bir yolculuğa çıkmıştı. Hayatının korkusuz ilk yolculuğu, ilk yer değiştirmesiydi. Sarayı merak ediyor, insanların onlardan ne kadar farklı olduğunu görmek istiyordu. Daha güzel elbiseler, daha güzel şalvarlar ve kumaşlar ve iplikler ve belki de makaslar göreceğine inanıyor, kervandan gelecek olan farklı, dışarıdan gelen insanları da düşündükçe bu inancı daha da katlanıyordu. Ne çeşit kişiler göreceğinin hayali içinde bakışlarını Neza ile hazırladıkları malların bohçalarına sabitlemiş, onları görmez başka alemlere dalmıştı. Bir de Ölüm vardı tabii. Yükleri bindirirken ansızın ortadan kaybolan Ölüm, canı istediğinde olmadık yerde beliren Ölüm. Benimle arabaya biniyor olmana gerek yoktur diye tahmin ediyorum. "Benden rahatsız mı oluyorsun?" Açıkçası evet, beni ürpertiyorsun. "Konuşabildiğin tek varlık olarak sana eşlik ederim diye düşünmüştüm," dedikten sonra Güzey'e o…

Bölümün tamamını WritePad'de oku