dünya nefesini üflediğinde

beşin ikisi; tüm hafifliğiyle ayağa kalktığında

Yazar:

dünya nefesini üflediğinde - bizâr kitap kapağı
dünya nefesini üflediğinde kitap kapağı

• Ömrü süresince deneyimlediği en iyi uykunun bu olduğundan emindi fakat Uya her uykusu için aynını söylüyordu. Uzun bir nöbetin ardından tüm günü uykuda geçirdiği bir akşam hayatının en iyisi olduğundan emindi, tıpkı İzaz'ın hasta başında tüm gece ateşini kontrol altında tutmaya çalıştığı gecenin ardından uyuduğunda da en iyisinin o olduğunda karar kılmıştı ve aynı şekilde Hilye'yi korkutmak için (kendisi buna eğlendirmek diyordu demesine ama Çeribaşı'nın bunda hemfikir olmadığını herkes biliyor) tüm geceyi kadının yatağının altında geçirdiğinde (savunması burada henüz daha genç olduğu yönündeydi) uyuyakalmış, her yeri tutulmuş ama tatlı tatlı bir derinliğe batarak uyumuştu ki bu da en iyi uykularının arasındaydı. Öyle ki Uya gözlerini açtığında etrafındakileri görmeyi beklemiyordu. Hilye'nin erkenden kalkıp gideceğinden, İzaz'ın da o köşede kıvrılmaktan yorulup yatağına döneceğinden emindi ki hayat onu, bu kez hoş bir yandan şaşırtarak Basat dahil üçünü de hala yanı başında bırakmıştı. Hilye koltukta kaymış, kolları iki yandan sarkıyor, bacakları açık, başı omzuna doğru devrilmiş, kaşları çatık; rüyasında bile savaş veriyordu muhakkak. İzaz yerdeki minderin üstünde nasıl bıraktıysa öyle, oturarak duvarın köşesine dayanmış, bacaklarına sarılıyor ve başını da dizlerine dayayarak uyuyordu. Boynu felaket ağrıyacaktı ama Uya yine de memnundu. Basat ise İzaz'ın yanında oturmuş, ölmüş de duvara yığılmış gibi duruyordu; ağzı açık, başı yanda, elleri yerde iki tarafında. Uya bu manzaraya güldüğünde keyfinin bir hayli yerinde olduğunu ilk kez bu kadar huzurla hissetti. Yine de bu, sağaldığı manasına gelmiyordu ki kalkmaya yeltendiğinde başına saplanan zonklamayla tüm neşesi kaçmış, beyninden başlayan bir ağrı dişlerine kadar onu titretmişti. Gerisin geri yatağa devrilip kafasını ellerinin arasında tutarak sessizce inledi Uya. Bok vardı da uyandım dedi içinden, bir yandan ağlanarak. Ağrı dindiğinde daha sakin hareketlerle doğruldu, nefesini dahi olabildiğince ağırdan alıyordu ki bir yerlerini sarsmasın. Önce bacaklarını sarkıttı, ardından da elleriyle yataktan destek alarak ayağa kalktı. Ne de hafifim diye düşündü, parmak uçlarında dikleşip tekrar düzeliyor, kollarını yukarı uzatıp geriniyordu. Esneme hareketleri yaparken başının bundan etkilenmemesine hayret ediyordu. Yavaşlıktan etkilenmiyorsun demek, ne de tersiz. Uya ses etmeden önce pencereye yöneldi, içeri dolan ışık günün neredeyse ortalandığını haber ediyordu ve Hilye'nin halen daha uyuyor oluşu onu bir kez daha hayrete düşürdü. Tınevi'nin dışı sakin ama boştu da. İçerisi ile dışarısının tenhalığı birbirinden o kadar farklıydı ki Uya bazen Tınevi'nin başka bir boyutta dikili durduğuna inanır oluyor, tabii hemen sonra saçmaladığını bildiğinden kendisine gülüyordu. Kapıya yönelmeden önce uyuyan arkadaşlarına baktı ve yatakta yatan kendisini gördü. Dünya durdu ama belki de duran Uya'nın zamanıydı. Suratına bir şamar yemişçesine geriye adımlayan kadın gerisin geri düşerek kendisini zeminde buldu– Hayır, içinde ydi. Toprağın altında. Hızla gömülüyordu, batıyordu. Çırpınışları fayda etmiyor, sesini çıkaramıyordu, dünya üzerine kapanıyordu. Boşluğa düşmeye devam etti Uya ve kendisini yıldızların arasında buldu. Binlercesinin ortasında süzülüyordu şimdi– ve her biri yanmaya başladı. Etrafından geçtiler, ona çarptılar, ötelediler derken hepsi bir olarak ona baktı. Ansızın yeniden düşer oldu Uya ve bu sefer tüm yıldızlar da peşinden geldi. O yere çarptığında dünya da üzerine çöktü. Senelerdir nefes almamışçasına bir hararetle bağırarak gözlerini açtı. "Ne oluyor be?" dediğini duydu Hilye'nin ama derin derin soluklanmakla, eliyle kalbini yoklamakla meşguldü Uya. "İzaz git birini getir." Uya omzundaki eli hissettiğinde bakışları etrafı taradı; dokunulduğunu, yatakta olduğunu gördü, pencereye bakıp orada da olmadığından emin oldu ve rüyaymış diye düşündü gözlerini yumarken. Rüya görmüşüm. Sonra da gülmeye başladı ama bunun başına sapladığı ağrıdan ötürü yüzünü buruşturarak kısa kesmek zoru…

Bölümün tamamını WritePad'de oku