dünya nefesini üflediğinde

üçün biri; halı ayağına takıldığında

Yazar:

dünya nefesini üflediğinde - bizâr kitap kapağı
dünya nefesini üflediğinde kitap kapağı

• • Uya'nın bu hayattaki en büyük arzusu uyumaktı. Önceleri bir çeri olmak sanıyordu ama o zamanlar diken üstünde yattığı uykuları vardı ve çeriliğe kabul edildiğinden beri tattığı güvenli uyku asıl hedefinin bu olduğunu fark ettirmişti: Uyumak. Kargalar bokunu yemeden yatağından kalkmak ona külfet gibi geliyordu; gömlek giymek, zincir zırh, kemeri, şalvarı derken aynı minik halkaları yüzünün yanlarından sarkar biçimde başına takıp takmak ve bu da yetmiyormuş gibi kafasına geçirdiği miğferin ağırlığı ve burnuna doğru inen o rahatsız edici uzantı... Adım attıkça gıcırdayan çizmeler ve henüz çaylak olduğundan taşımak zorunda olduğu mızrak... Uya bunların eğlenceli olabileceğini düşünmüştü. Değilse bile onurlu– o her ne demekse artık. Tek istediği onu zorlamadan ekmek kazanmasına yardımcı olacak bir işti ve şimdi neden bir çeri olmayı kafaya taktığını merak ediyordu. Ya da gece nöbetleri. En kötüsü hangisiydi Uya seçemiyordu fakat ikisini de ayrı ayrı hatırladığında gözlerini devirme, boğazından yükselen bir böğürtüyle odasını doldurma ve oflama dürtüsü hissediyordu. Yamalanmış şalvarın paketini yırttı, giden on yedi gümüş aziz için küfür etti ve giyinmek için odaya geçtiğinde sandalyeye serilmiş kıyafetlerinin üzerine şalvarı fırlatıp kendini yüz üstü yatağa attı. İzaz içeri girip onu böyle bulsa ne olurdu diye düşünüyordu şimdi: Kesin öldüğünü düşünür, korkar ve kadının uyuyan bedenini dürtmek yerine ortalığı ayağa kaldırırdı genç adam. Uya bu sahnenin hayali ile kendi kendine güldü sonra da yüzünü yatağa dayadığından nefessiz kalıp sırt üstü döndü. Hiç kalkmasa, böyle yatağında vakit geçirse... Ama sonra İzaz gelirdi, ondan kurtulabilirdi ama ardından kesin Hilye kapısını kırarcasına yumruklar, peşindeki zavallı İzaz'a yazık değil mi adlı söylevini uzun bir süre başında bağırdıktan sonra görevlerinden bahsetmeye başlar sonra da kesin art arda nöbetler verirdi. Daha yeni gözünde uslanmışken hem de, bu riski göze alamazdı Uya; bu yüzden kalktı ve giyindi. Kısa saçlarını yağ ve su ile geriye yatırdı, zincirleri başına geçirdi ve miğferini taktı. Sapı da, parlak ucu da işlemeli mızrağını alarak evden çıktı derken ayağı takılarak düştü Uya. "Hay Göklerin Azizlerini sikeyim!" Bir elinde mızrağı tuttuğundan kendini durduramamış ve yüz üstü düşmüştü; böylece burnunu koruyan metalin de etkisi ile kanın akışını hissediyordu. "Göklerin Azizi olduğundan emin değilim Çeri Uya ama sen yine de böyle küfür etme istersen." Uya miğferi kafasından çıkartıp kenara fırlattı ve ayağının takıldığı yuvarlanmış halıya baktı. Sonra da başının tepesinde sırıtarak dikilen Hilye'yi görmezden gelip ayağa kalktı. Her hareketinde yüzünün yanında ses çıkartan zincirler öfkesini katlıyordu. "Burnun kanıyor," dedi Hilye. Uya elinin tersiyle kanı silerken yüzünü buruşturdu. "Hadi ya, ben de sümük sanmıştım." Miğferi yerden alıp halıya ters bir bakış attıktan sonra "Biri halısını kapımın önüne düşürmüş!" diye bağırdı, ardından da yürüyerek uzaklaşmaya başladı. "Belki de sihirli bir halıdır ve senin olmak istiyordur Çeri Uya!" Hilye'nin eğlenen sesi adımlarının ağırlığıyla birlikte peşinden geliyordu. Daha yaşlı kadın, Uya'ya yetiştiğinde onu omzundan ittirdi ve genç olan da ona yandan bir bakış attı. Dilini dişlerinde gezdirdi, derin bir nefes aldı, düşündü, kaşlarını çattı kaldırdı; mızrağını boynuna dayayıp iki eliyle tutarak ona gevşek bir pozisyonda dayandı derken en son sırıttı. "Benim mi olmak istiyorsun Hilye? Bunu mu demek istiyorsun yoksa? Bunun için bir halının arkasına saklanma, açık ol." Hilye'nin eğlenen suratı düştüğü gibi duruşu dikleşti. "Terbiyesizleşme. Geç kaldığın için kıçını toplamaya geldim buralara." "Kıçımı mı– Ah!" Kafasına Hilye'nin elinde tuttuğu miğferiyle bir darbe yedi. "Daha yeni düştüm zaten, beynimi mi kıracaksın be?" "Zarar görecek pek bir şey yok gibi, bir şey olmaz. Gece devriyesi ve kazurat temizliği sende." "Hayır, ikisini aynı anda veremezsin!" "Verdim bile." "Bari boku İzaz'a ver!" "İzaz senin gibi terbiyesizlik yaptığı gü…

Bölümün tamamını WritePad'de oku