dünya nefesini üflediğinde

birin ikisi; dünya üzerine kapandığında

Yazar:

dünya nefesini üflediğinde - bizâr kitap kapağı
dünya nefesini üflediğinde kitap kapağı

• Gökten düşüyordu. Islak toprağın üzerinde yürüyordu. Belki de sürünüyordu. Bataklıkta boğuluyor, aynı anda düşüş nefesini kesiyordu. Sonsuzlukta uyuyor ama bir hayvanın gözlerinden dünyayı geziyordu. Uruk nefesinin çekildiğini hissetti. Kendi ellerini duyumsuyor ama adımını bir pençe tamamlıyordu. Solukları kulaklarında duyuyor, bu netlik cızırtıya sebep oluyordu. Nereye gittiğini bilmediğini düşündü ama nasıl gittiğini anlamadığını fark edemedi çünkü kafası toprakla doluydu. Ya da suyla. Ya da rüzgarla. Belki de hepsiyle ve bir bataklıktan ibaretti beyni. Uyuyor olmalıydı. O uyurken toprak da onu yutmuş ve canlı bir ölü olarak kabul etmişti. Ya da ölmüştü ve yeraltına götürülüyordu. Cezalandırılacaktı muhakkak. Beceriksiz bir erkek olduğu için, aysız bir gecede doğduğu için ve annesine hiçbir faydası dokunmadığı için. Hem yayını kırmış, oklarını kaybetmişti. Alay konusu olacaktı. Gök ona bir daha aydınlanmayacaktı. Azalar onu ortalarına alıp gülecekti. Emir sessiz geldi. Beyninin içinde yankılandı ama onu duyamıyordu. Rüzgârın suratını yalaması ama soğukla birlikte tenini kesmesi gibi bir histi kelimeler . Uyan, dedi bir kükreme bildiğimiz tüm harflerden arınmış halde. Uruk gözlerini açtığında her şey karanlıktı. Kör oldum dedi ve kalbine inen düşünce ile nefes alamadığını hissetti. İğneler göğsüne batıyordu ama batan şey sırtındaki köklerdi ve sanki gözleri ay ışığının hafiften değdiği yaprakları seçer gibiydi. Sıkışma geldiği gibi gittiğinde gerinerek doğruldu, ağzının içindeki kuruluktan ötürü şapırtıyla dudaklarını kendine getirmeye çalıştı. Tüm bedeni ağrı içerisinde, beyni uzun bir uykunun karıncaları altındaydı. Yine avlanmak yerine uyuyakalmıştı işte. Zayıfsın , dedi zihni ona ait olmayan bir ağırlıkla ama Uruk gözlerini ovalayarak dilini dışarıya çıkarıp soğuk havanın ağzındaki kazurat tadını alıp götürmesini bekledi. Kafasının içinde ilk defa duyduğu şeyler değildi hakaretler. Zayıfsın, beceriksizsin, körelmiş bir ok ucundan farksızsın, faydasızsın. "Rüzgârda savrulmuş bir ok bile senden daha faydalı bir yöne gider," demişti Yuzar, henüz bir taylak gibilerken dahi ondan iki baş uzun olan, ok konusunda başarılı, at konusunda becerikli, köyün gelecek vaat eden gençlerindendi. Kendisi sıska kollarıyla iki tane su kovasını taşırken annesinin elindekileri aldığı için teşekkürlere tutulan kişiydi. Uruk ise... Uruk'tu işte. Yuzar'a yanıt veremeyen, yalnızca çatık kaşlarla yanından ayrılan bir oğlan. "Biliyoruz, biliyoruz," dedi kendi kendine. "Uruk şöyle zayıfsın böyle beceriksizsin. Yeteri kadar dışarıdan duymuyormuşum gibi sanki bir de kafamın içini dinliyoruz." Birden fazla mısın beşer yavrusu? Sonra dünya derin bir nefes aldı. Uruk başını çevirdiğinde yanındaki varlık gecenin içinde bir karartıdan ibaretti. Hayvan; Bars ya da bir Kurt? Hepsi birden? Tüm vücudunda dolanan titreme, gürültülü nefes salışı ile birlikte bedenini yaladı yuttu; hayvanın genişleyen burun deliklerinin karartısı varlığın kalanını daha gözle seçilir kıldı. Şimdi herhangi bir aslandan daha büyük ama bir geyikten küçük, pençelerini önünde üst üste atmış halde oturuyordu. Uruk kıpırdamadı. Kıpırda ya madı. Ağzını tek açışında kendisini parçalara ayırabileceğini bildiği bir hayvanın yanında dururken, okları ondan uzaktayken ve yayı da kırıkken ne yapabileceğini bilmez vaziyetteydi. İyileştirmeyi başarmak başka iyileştikten sonrası başka bir problem. Fakat o kadim bir varlıktı, öyle değil mi? Bir Yolbars bilinçli ve bilgili olandı. Ona zarar vermez hatta yardım ettiği için ödüllendirirdi bile? Uruk öyle olduğunu umuyordu ama içten içe bildiği şey uzun yıllardır kimsenin bir Yolbars görmediği, zaten kutsal kimsenin de kalmadığıydı. Basitçe nesillerinin tükendiğini ya da kendi âlemlerine çekildiklerini düşünüyordu âlimler. Artık orası neresiyse. Pekala rivayetler yanlış olabilirdi, pekala bir Yolbars, tıpkı İyeler gibi affetmeyi bilmez ruhlar olabilirdi. Çok düşünüyorsun, hiç avlanamamış olman bundan ötürü olmalı. Uruk ağzını açmadı ama kaşlarının aş…

Bölümün tamamını WritePad'de oku