Duat’ın Laneti

8.TANRININ GÖLGESİ

Yazar:

Duat’ın Laneti - Hüsna Çetin kitap kapağı
Duat’ın Laneti kitap kapağı

8.TANRININ GÖLGESİ ☀︎ “Hazırlıklarını yap, biraz sonra yola çıkacağız.” Adel, Veles’in sözlerini duymamazlıktan gelip şaşkınlıkla dışarıdaki orduya baktı. Zırhını ve kılıçlarını kuşanıp beş uzun sıra halinde dizilmiş nizami ordunun hemen önünde ondan fazla ort vardı. Büyük cüsseleri, kalın sarı renkli kürkleri, keskin pençeleri ve dişleriyle adeta korkunç bir yırtıcı oldukları buradan bile belli olan bu hayvanlar Adel’i hem şaşırtmaktan ziyade korkutmuştu. Bu hayvanlardan en son küçük yaştayken görmüştü ve o da ölü haldeydi. Bildiği kadarıyla ortlar; insanlardan nefret eden, bulabildiği her eti yiyen, etçil hayvanlardı fakat onları bağlayıp tutan muhafızlara bakılırsa belli ki Duatlılar onları binek araç olarak kullanıyorlardı. Altına ve sarı rengine bu kadar bağlı olan bir ırkın ortları evcilleştirip binek araç olarak kullanması onu pek de şaşırtmamıştı ama karşısındaki koca ırk onu epey şaşırtmıştı. Eğer Duatlıların hepsi aynı lanete maruz kaldıysa bu koca ordu nereden gelmişti? Adel bilmediği başka bir Duat şehri olup olmadığını düşünmeye çalıştı ancak yine de bu kadar kişinin hayatta kalması imkansız gibi geliyordu. Özellikle de kralın ailesinin bile bu lanete maruz kaldığını düşününce başka bir şehir olma ihtimali ona epey olanaksız görünüyordu. Yanında duran Veles’e döndü ve sordu. “Bunu nasıl yaptın Veles?" “Neyi nasıl yaptım?" “Buraya geldiğimizde ordun en fazla iki yüz kişiden oluşuyordu ama şu an koca bir orduya sahipsin.” Veles, tam cevap vereceği anda arkasından annesinin sesini duydu. “ Tanrının Gölgesi’nin gücüne akıl sır erdirilmez Adel.” derken yanlarına geldi ve gülümsedi. Yüzünde ordusunu ve halkını yeniden yanında görmenin mutluluğu mevcuttu. “Ona bahşedilen bu eşsiz güçle hastaları iyileştirebilir, ölüleri diriltebilir ve her istediği canlıya yeniden yaşamı verebilir.” Adel, Veles’e takılan hoş lakabı duymamazlıktan geldi ve yeniden Veles’e döndü. “Yani ölen bütün ordunu yeniden mi uyandırıyorsun?” “Evet ama bu gördüğün ordu, asıl ordumun henüz yarısı bile değil. Dün gece anca bu kadar kişiyi uyandırabildim fakat ittifaklarımızı topladıktan sonra geriye kalan herkesi uyandırıp savaşı başlatacağım.” “Bu sırada Vertliler de boş durmayacak herhalde, senin ittifak toplamana veya ordunu uyandırmana karşı çıkarlarsa ne yapacaksın?" “Uzun süredir yeraltında yaşadığından ve içerisinde bulunduğun dünyaya epey yabancı olduğundan nasıl bir durum içerisinde olduğumuzu bilmiyorsun ama biz bütün Vertlilerle düşman değiliz Adel. Aslına bakarsan bizim ırkımız ve hatta senin ırkın da Vertli. Her ne kadar sizin atalarınız başka bir gezegenden gelmiş olsa da sizler de bizler de bu gezegende doğduk. Vet’te tıpkı bizim gibi tanrılar tarafından yaratılan veya hep burada yaşayan başka ırklar da var ve bizim spesifik olarak karşı olduğumuz birkaç ırk var.” dedi ve şehrin ardında görünen dağları gösterdi. “Şu dağları görüyor musun? Tam orada yaşayan ırk, Vert gezegenin en eski ırkı olan ve kendilerini gezegenin sahibi olarak tanımlayan Treda halkı. Treda şehri, şehirlerimize uzakmış gibi görünse de aslında bize epey yakınlar ve eminim şu an bizlerin uyandığının farkındadırlar.” “Müttefikiniz olan diğer ırklar kim?" “Açıkçası bu soruna nasıl cevap versem bilemiyorum. Gördüğün üzere henüz ölüm uykumuzdan yeni uyandık ve yüzyıllar sonra yanımızda kimler duracak bilemiyoruz ancak her halükarda savaşta kazanan biz olacağımız için oldukça rahatız.” Adel, Veles’in bu kendinden emin tavırlarını yersiz bulmayı çok isterdi ama karşısındaki orduya bakılırsa gerçekten dediği gibi bu savaşı kazanabilme olasılığı yüksekti. “Peki, savaşta tarafsız kalanlara ne yapacaksınız?” ”Karşımızda duran kişilere ne yapıyorsak onu yapacağız.” dedi. Sesindeki sakin ve rahat ton Adel’i rahatsız etmişti. “Yanımızda durmayan herkesi düşmanımız bileceğiz.” ”Bu savaş kuralları gereği adil bir yaklaşım olmaz.” Veles, umursamaz bir tavırla omuz silkti. ”Savaş kuralları kimin umurunda? Ben sadece kazanmaya bakarım.” “Benim umurumda,” derken ona doğru birkaç adım atı…

Bölümün tamamını WritePad'de oku