Duat’ın Laneti

5.KADİM DUAT IRKI

Yazar:

Duat’ın Laneti - Hüsna Çetin kitap kapağı
Duat’ın Laneti kitap kapağı

5.KADİM DUAT IRKI Gecenin karanlığı yavaş yavaş kaybolurken güneş henüz doğmamıştı. Yıldızlar gökyüzünde parlarken, ay tüm ihtişamıyla parlıyordu. Gezegenleri Güneş sisteminin içinde değil dışında yer aldığı için bir öte gezegen olarak biliniyordu ve kendine ait farklı bir Ay’a, farklı bir Güneş’e sahipti. Vert’teki Güneş’in ışınları Dünya’daki Güneş’ten yüzde yirmi oranla daha fazlaydı. Bu da gezegenin Rikar ve diğer çevre ülkelerin milyonlarca yıl önce çölleşmesine neden olmuştu. Sıcaklık hiç azalmadığı için Vert’in kuzeyinde hava her zaman sıcak ve açıktı. Güneşten gelen ışınlar, geceleri bile turuncu bir gökyüzü yaratıyordu. Çölün ardında yaşayan Vertliler yıllardır bu manzarayı doya doya izliyorken, Dünyalılar için durum tam tersiydi. Uzun, sıra dağların arasına kurulmuş şehirlerinde yalnızca güneşin kavurucu sıcaklığını hissedebiliyor ve görebiliyorlardı. Yalnızca Vertliler için dışarıda madenlerde ve diğer işlerde çalışanlar gökyüzün bu ihtişamını görme şansı yakalıyordu. Ancak gökyüzünün güzelliği hiçbir Dünyalının umurunda değildi, onlar astronomiyle ilgilenmezdi. Tepelerinde bir Ay, bir Güneş ve bazı geceler görünen komşu gezegenler olmasının onlar için ilgi çekici bir yanı yoktu. Çoğunun temel amacı yaşamını savaşmadan sürdürmekti, Rikar ülkesinde yaşayan Vertlilerin gözlerine batmayıp onların kendileri için biçtiği hayatı yaşıyorlardı. Hiçbiri bir kaçış yolu aramaya çalışmıyor, onların söylediklerine karşı gelmiyordu. Adel ise tüm bunların tam tersini düşünüyordu, o da savaşmaktan nefret ederdi ama Vertlilerin boyunduruğu altında yaşamak istediği son şey bile değildi. Mecburen onlara katlanmak zorunda kalsa da bu durumdan memnun değildi ve bunu değiştirmek için elinden gelen her şeyi yapmaya hazırdı. “Bazı geceler diğer gezegenlerin Vert’ten göründüğünü biliyor muydun?” diye sordu Adel. Gözlerini neredeyse yarısı görünen kırmızı gezegene dikmiş, hayranlıkla onu izliyordu. Veles ise hemen yanında oturmuş, sükûnetle zamanın geçmesini bekliyordu. ”Evet ama onlar gezegen değil, öte gezegen ve bizler de birer öte gezegende yaşıyoruz bildiğin üzere. Muhtemelen orada yaşayan birileri varsa onlar da bizim gezegenimizi görüyordur. ” ”Öte gezegenleri nereden biliyorsun?” Veles bu soruya güldü. “Beni antik bir mezarlıkta buldun diye aptal olduğumu mu düşündün?” Adel başını hızla iki yana salladı, sorusu onun hoşuna gitmemişti. Karşısındaki insana cahil muamelesi yapmaktan hoşlanmazdı ama doğrusu böyle bir varlığın gezegenlerle ilgilenmesi onu şaşırtmıştı. ”Hayır tabii ki ama astronomiyle ilgilendiğini düşünmemiştim. Dışarıdan bakınca sadece vahşi bir varlığa benziyorsun.” Bu doğruydu; keskin pençeleri, zehirli dili ve tehlikeli yılanlarıyla adeta vahşi hayvana benziyordu. Dışarıda onu gören insanların yapacağı tek şey korkup kaçmak olurdu ama Veles, zorunda olmadığı sürece kimseye zarar vermezdi. Şu an kendi ırkına zarar veren ırktan biriyle oturup gökyüzünü seyretmesi de bunun en büyük kanıtlarından biriydi. O vahşi bir hayvana benziyor olsa da mecbur kalmadıkça vahşi değildi. ”Vahşi değilim Adel, sandığının aksine yaratılışımın ardından insanlara saldırmak yerine onlarla yaşadım. Onların öğrendiklerini öğrenip, onların gittiği okullara gittim ve onlar Vertlilerle bir olup bize düşman kesilene kadar da onlardan hiçbirine zarar vermedim. Benden korkuyorlardı, bu doğru fakat tanıştıktan sonra hepsi zararsız olduğuma emin olmuştu. Siz Dünyalılar her şeyden korkarsınız ama canavarı tanıdıkça onunla arkadaş olursunuz.” derken sıkıntılı bir nefes verdi. Maziyi konuşmak ona yalnızca acı veriyordu, bu yüzden sustu. “Ancak artık bunların bir önemi yok, yaşanan her şey yaşandı ve bir gün intikamımı alacağım günler de gelecek.” ”Beni bu yüzden mi yanında tutuyorsun?” diye sordu. Sorduğu soruya nazaran sesi oldukça sakin çıkmıştı. Veles’in onu kendi emelleri için kullanmak istediğinin farkındaydı ama suçu olmamasına rağmen kendisinden intikam alacak mıydı merak ediyordu. Çünkü o bahsettiği savaşın ne zaman, ne için yaşandığını bile bil…

Bölümün tamamını WritePad'de oku