Duat’ın Laneti

3.CEZA

Yazar:

Duat’ın Laneti - Hüsna Çetin kitap kapağı
Duat’ın Laneti kitap kapağı

3.CEZA Adel, şehre geri döndüğünde güneş çoktan doğmuştu. Sık dağların arasına kurulmuş, küçük yeraltı şehirlerinin güneşi en çok gören kısmı iç taraflarıydı. Dağlar her ne kadar gökyüzünü kapatıyor olsa da uç kısımları birbiriyle birleşmediğinden oluşan açıklıktan güneş ışınları tam şehre vuruyordu. Adel gözlerini kamaştıran ışığı görmemek için ellerini gözüne siper etti. Saat sabahın erken saatleri olmasına rağmen etrafta büyük bir kalabalık vardı ve Adel bu kalabalığın kendisi için olduğunun farkındaydı. Etraftaki herkes şaşkınlık ve korku dolu bakışlarla ona bakıyordu. Şehrin ortasında durmayı bırakıp yürümeye başladığında yanında, “Adel," diye bir ses duydu. Kendisine seslenen kişiye baktığında bunun Eris olduğunu fark etti. Eris sevinçle onu doğru koşmaya başladığında Adel ona gülümsedi. Bu şehirdeki çoğu şeyden nefret ediyor olsa da Eris’i seviyordu. Eris kollarını ona doladığında o da karşılık verdi. “Tanrıya şükür hayattasın, çok korktum sana bir şey oldu diye." “İyiyim, korkma.” “Eris, hemen ondan uzaklaş." Elron öfkeli bir şekilde onlara doğru yürümeye başladığında Adel ceza alacağını çoktan anlamıştı. Herkes onu dağların içinden çıkarken gördüğünden işlediği suçun ne olduğunu biliyorlardı ve muhtemelen hiç kimse cezaya karşı çıkmayacaktı. Bu şehirde yaşamaya başladıkları günden beri bir sürü insan, çocuk ve hayvan kaybolmuştu. Ancak hepsinin ortak noktası kaybolduktan bir süre sonra asla geri dönememseydi. Dağların arasına girip sağ salim çıkan tek kişi Adel’di. Bu nedenle de muhtemelen ceza alan ilk kişi olacaktı. Adel ne ceza alacağını bilmiyordu ama şimdiden kendine her şeyi hazırlamıştı. “Elron, lütfen ona kızma.” Eris onu savunmaya geçse de bunun anlamsız olduğunu herkes biliyordu. Eris’in kocası şehrin lideriydi ve bugüne kadar kimse onun kararlarına karşı çıkmayı başaramamıştı. “Eris sana onun yanından uzaklaş dedim.” Eris istemsizce onun yanından ayrılıp kenara çekildiğinde Elron Adel’e baktı. “Dün geceden beri ortada yoksun, herkes senin için endişelenip seni ararken sen hiçbir şey olmamış gibi dağlardan çıkıp geliyorsun. Orada ne yapıyordun Adel? Neden şehirdeki herkese dış dünyanın tehlikeli olduğundan bahsedip kendin ilk fırsatta oraya gidiyorsun? Umarım bu kaçış hikayenin mantıklı bir açıklaması vardır yoksa sana ceza vereceğim.” Elron’un sert ve öfkeli tonuna nazaran Adel gayet sakin bir şekilde cevap verdi. “Dün gece çalışma odamda işimi bitirdikten sonra evime doğru yürümeye başladım ama hemen ilerideki dağlardan bir çocuk sesi duymamla bunun bizim çocuklara ait olabileceğini düşündüm. Oraya gittiğimde yüzünü göremediğim büyük bir şey beni dağlara doğru sürüklemeye başladı, sürüklenirken kafamı taşa çarptığım için bayıldım. Uyandığımda çoktan güneş doğmuştu ve ben de etrafta kimseyi göremeyince dağların arasından çıkıp buraya döndüm. Oraya gitmedim Elron, kaçırıldım.” Adel yalan söylemekten oldukça nefret ederdi ama şu an yaşamak istiyorsa yapması gereken tek şey mantıklı bir yalan söylemekti ve hikayesi de kaybolan o kadar çocuğu düşününce gayet mantıklıydı. Ancak ne kadar mantıklı bir hikaye uydurursa uydursun ceza alacağını biliyordu. “Seni kaçıran şeyin ne olduğunu hatırlamıyor musun yani?” Adel başını iki yana salladı. “Hayır, sadece büyük bir şey olduğunu hatırlıyorum." “Madem kaçırıldın neden hiç bağırıp yardım çağırmadın? Dün gece muhafızlar senin çalışma odanda uyuduğunu sanıyormuş, şehirde olmadığını ancak bu sabah fark ettik.” Elron’ın bu şüpheli tavrı onu hiç şaşırtmıştı, Adel zaten kimsenin onun lafına körü körüne inanacağını düşünmüyordu. “Dediğim gibi her şey aniden gelişti ve sürüklenirken kafamı çarptım. Bağırmış olsam bile dağların içindeyken beni duymanız imkansızdı.” Elron başını aşağı yukarı sallayıp onayladı. “Pekâlâ, biz yarın arama ekibiyle beraber gidip dağların arasını kontrol edeceğiz. Eğer dediğin gibi bir varlık varsa öldürüp geri döneceğiz.” “Hayır, bildiğin üzere oraya gitmek yasak. Benim yüzümden başınıza bir şey gelmesini istemiyorum hem bakın, ben sağ salim geri dö…

Bölümün tamamını WritePad'de oku