Duat’ın Laneti

10.KARTALLAR KRALININ ŞEHRİ

Yazar:

Duat’ın Laneti - Hüsna Çetin kitap kapağı
Duat’ın Laneti kitap kapağı

10.KARTALLAR KRALININ ŞEHRİ ⏾ Kavurucu güneş tepelerinde parlarken, Treda’ya ölüm sessizliği hakim olmuştu. Vornak’ın sözleri Kalina hariç herkesi şaşırtırken Kalina yavaşça oturduğu yerden kalktı. Hareketleri oldukça yavaş ve sakindi, karşısındaki adamın kibrine yenik düştüğünün farkındaydı. Bulunduğu konuma soylu ailesinden ötürü gelmiş, muhtemelen tüm yaşamı boyunca gerçek bir savaş görmemişti. Deneyimsiz ve aptal biriydi fakat dürüst olmak gerekirse Kalina onun bu ani çıkışını beklemiyordu. Söz ve davranışlarının rahatlığına bakılırsa Kral Drast onu Kalina hakkında uyarmamamıştı anlaşılan. “Sen kimi tehdit ettiğinin farkında mısın?” Kalina, kılıcını kaldırıp Vornak’a doğrulttuğunda arkasındaki askerleri de aynısını yapıp kraliçelerinin yanında durdu. Sarayda görevli olan Treda askerleri tereddüt edercesine birbirine baktıktan hemen sonra istemsizce kılıçlarını çektiler fakat Kalina’ya doğru herhangi bir hamlede bulunmadılar. Vornak hariç herkes onun kudretine karşı çıkılmaması gerektiğini biliyordu. Kalina bir an tanrılardan birini çağırmayı düşünse de hemen bu fikrinden vazgeçti, onu kendi elleriyle öldürecek ve sonra şehrine dönecekti. Evde kendisini bekleyen küçük bir kızı varken aniden Treda’ya savaş başlatması aptallık olurdu, kızına bu savaşa katılmayacağına dair söz vermişti ve sözünü tutacaktı. Kılıcı onun boğazına dayadığında, Vornak hiçbir tepki vermeden öylece dikilmeye devam etti. Gözlerinde korku ifadesinden ziyade alay ifadesi vardı, Kalina’nın kendisini öldürmeyeceğine oldukça emin gibiydi. “Kraliçe Kalina,” diye bir ses geldi merdivenlerden. Kral Drast kendisini kollarından tutup yürümesine yardım eden iki hizmetçiyle beraber bahçeye geldi. Gümüş işlemeli ipek kaftanını düzeltti ve saygılı bir şekilde Kalina’ya selam verdi. “Lütfen yardımcımın saygısızlığını bağışlayın, belli ki sizi tanımadan böyle bir aptallık yapmış. Normalde çok akıllı ve saygılı biridir, onun adına sizlerden özür dilerim.” “Beni öldürmekle tehdit eden birini sağ bırakmayacağımı sen de çok iyi biliyorsun Kral Drast. Bu yüzden bırak da ona hak ettiği cezayı vereyim.” ”Onun cezasını ben kendi ellerimle veririm, lütfen oturun ve size çay içerken eşlik etmeme izin verin.” ”Sadece bu seferliğine yardımcını affediyorum ama bir daha beni tehdit etmeye kalkışırsa bu şehri başınıza yıkarım. Bence artık bu kadar maskaralık yeter, ne istiyorsanız açık açık söyleyin.” dedi ve kılıcını boynundan çekip geriye doğru birkaç adım attı fakat kılıcını kınına yerleştirmedi. Olabilecek her hamleye hazırlıklıydı ve söylediğinin aksine Vornak buradan sağ çıkmayacaktı. Kral Drast ağır adımlarla masanın baş köşesine oturdu ve mor gözlerini Kalina’nın gözlerine dikti. ”Yardımcım isteğimizi oldukça açık bir şekilde dile getirdi sanıyorum ama ben de tekrarlayayım; bu savaşta bizim yanımızda durmanızı istiyoruz. Aramızdaki siyasi ilişkilerin gücü oldukça ortada ve sizi temin ederim ki bu savaşı kazandıktan sonra tüm bu diyara beraber hükmedeceğiz.” Cümlesi bittiği gibi istemsizce öksürdü ve boğazından gelen kanları bir bezle sildi. Oldukça yaşlı olduğundan dolayı vücudu adeta iflas etmişti ve ayakta duracak hali bile yoktu. Diğer Tredalıların aksine mor renkli saçları beyaza dönmüş ve yüzünde onlarca kırışıklık çıkmıştı. Kalina onun bu haline acıdı, neredeyse ölmek üzere olan bir krala göre fazla konuşuyordu. Kalina, vicdanlı bir insan olduğunu söyleyemezdi ama aptal da değildi. Eğer savaşa katılırsa savaşın sonunda kendisinin de yok olacağının farkındaydı. Tredalılar her zaman diğer ırkların kaynaklarını, topraklarını sömürerek hayatta kalmıştı ve er ya da geç sıranın kendi ülkesine geleceği biliyordu. ”Sizin yanınızda durmayacağımı az önce dile getirdim. Halkım hiç kimsenin siyasi hırsları için savaşmayacak.” Yanındaki muhafızlardan birine dönüp, “Gidip atlarımızı getir, gidiyoruz.” dediğinde muhafız hiç düşünmeden hızla sarayın dışına doğru uçmaya başladı. Swenalılar, diğer ırkların aksine her yere uçarak gittiklerinden oldukça hızlı canlılardı. “Demek öyle Kal…

Bölümün tamamını WritePad'de oku