Draegor: Küllerin Altındaki Kalp
5. Bölüm
Yazar: MaysaBerran

Bölüm görselleri

Merhabaaa, yeni bölümmm ❤️ Heyecanlı mısınız? 🔥 *** Draegor'un bir kalbi yoktu. Ama bir kalbi olmadan mı doğmuştu yoksa kalbini ondan almışlar mıydı? Bunu bilmiyordu. Bildiği tek şey göğsünde ki o soğuk boşluktu. Üç ayda bir ona getirilen kalpler az da olsa o soğukluğu geçiriyor ve ona yaşam özünü veriyordu. Bu sadece bir kaç dakika sürüyor sonra yeniden o soğuk boşlukla yaşamaya devam ediyordu. Draegor bir kalbin varlığının ne anlama geldiğini bilmediği gibi umursamıyordu. Hiç sahip olmadığınız bir şeyin varlığının nasıl hissettirdiğini bilemezdiniz. Ama şimdi Draegor hissediyordu. Göğsündeki o boşluk, güçlü bir varlığın ritmik vuruşları ile uyarılıyordu. Draegor, onun kalbinin sesini duyuyor, sıcaklığını hissediyordu. Kalbin sesi, Nyxar'ın ormanlarının derinliklerinde akan çağlayan nehir gibiydi. Sıcaklığı, Draegor'un ateşinin yansıması gibi. Draegor en son ne zaman ateşinin sıcaklığını hissetmişti? Kadının, göğsünde atan kalp sanki onun göğsünde can buluyordu. Draegor, bir kalbi varmış gibi hissediyordu. Draegor ilk defa göğsündeki o soğuk boşluğun dolduğunu hissetti. Damarlarında akan kadim güç, ona sonunda tamamlandığını söylüyordu. Draegor başını hafifçe eğip üzerindeki kadına baktı. Gözleri sımsıkı kapalı, yüzü sanki acı çekiyor gibi kasılmıştı. Halbuki Draegor ona dokunmuyordu bile. Kızıl gözlerinde ki ateş harlandı. Bir eli havalandı ve kadının ensesini kavradı. Pençelerini çok bastırmadan kadının kafasını ondan uzaklaştırarak yüzünü kaldırdı. Kadının dudaklarından kaçan çığlık ile Draegor yüzünü buruşturdu. Gürültülü insanlar! Kadın gözlerini irice açmış ona bakıyordu ve yine o garip sıvı gözlerini kaplamıştı. Draegor gözlerini kısarak kadının yüzünü inceledi. Yüzü neredeyse saçları ile aynı renge bürünmüştü. Gözlerinin etrafı kızarmış ve açık kahve kirpikleri ıslanarak birbirine yapışmıştı. Gözlerinin altından, yoğunluğu burnunun üstünde olan ve yanaklarına kadar yayılan kahverengi tonlarında tozlar vardı. Draegor o tozların kadının yüzüne yapışık olup olmadığını anlamak için bir an pençeleri ile tozları kazımak istedi. İnce dudakları hafifçe aralanmiş sert soluklar alıyordu. Draegor, kadının Aralık dudakları arasından görünen küt dişlere baktı. Gözlerine yansıyan küçümseme ile tekrar kadının gözlerine baktı. Fakat parmak uçlarına yapılan baskı ile kadının boynuna baktı. Baş parmağı kadının boynunun sağ tarafında diğer parmakları ise sol tarafındaydı ve Draegor her iki tarafta da parmak uçlarına yapılan baskıyı hissediyordu. Kaşları hafifçe çatıldı, çenesi gerildi. Kadının kaç tane kalbi vardı? Elinin tutuşunu sıkılaştırdığında kadın kolunu sıkıca tuttu. Gözleri kadının eline düştü. Küçük ve zayıf elleri onun kolunu tam olarak kavrayamasa da Draegor, kadının ellerinde bedenine yayılan sıcaklığı hissediyordu. Dudakları gerildi ve hırıltılı bir ses ile, "Anor!" dedi. Elaria ellerini çekmedi hatta tam tersi sıkıca tutmaya devam etti. Tüm bedeni histeri krizine girmiş gibi titriyor, kalbi boğazında atıyordu. Elaria başaramadığını düşündü. Yapamamış ve onu daha da sinirlendirmişti. Şimdi tüm öfkesini ailesinden mi çıkaracaktı? Elaria artık ölmeyi düşünmüyordu. Tek istediği ailesine bir şey olmamasıydı. Son çare yalvarmayı düşündü, bir kalbi yoktu belki ama vicdanı da mı yoktu? Sesini bulmaya çalışırken Draegor boştaki diğer elini kaldırarak göğsüne doğru götürdü. Elaria gözlerini sıkıca yumarak kaçınılmaz sona hazırladı kendini. Fakat beklediği acı gelmedi. Belki de Yaratıcı ona acımış ve ölümünde bir şey hissetmemesini sağlamıştı. Fakat, eğer öldüyse o zaman göğsündeki sıcak baskıyı da hissetmiyor olması gerekmez miydi? Elaria gözlerini temkinli bir şekilde araladı ve Draegor'un yüzü ile karşı karşıya geldi. Fakat ona bakmıyordu. Gözleri göğsündeydi. Elaria başını eğdiğinde o zaman gördü göğsündeki baskının sebebini. Draegor iri pençeli elini sol tarafına bastırmıştı. Kalbi şiddetle Draegor'un eline çarpıyordu. Kafeste yakalanmış bir kuş gibi çırpınıyordu kalbi. Draegor'un kaşları düşmüş, kirpikleri yarı yarıya gözler…