Draegor: Küllerin Altındaki Kalp
4. Bölüm
Yazar: MaysaBerran

Bölüm görselleri

Merhabaaa, yeni bölümü sizlerleee Keyifli okumalar ❤️ *** Elaria, inançlı bir insan olduğunu söyleyebilirdi. Ama direkt inandığı bir din yoktu. Annesi ona dört kutsal kitaptan ve dinlerden bahsetmişti. Hatta bunun dışında olan kutsal kitaplara dayanmayan ama yine de insanlar tarafından inanılan dinleri de anlatmıştı. Hiç inanmayanları da anlatmıştı. Elaria, inanmayı seçmişti. O, bir yaratıcının varlığına inanıyordu. Çünkü dua etmeyi seviyordu. Dua etmek onun ruhunu güçlendiriyor ve hayaller kurmasına sebep oluyordu. Fakat doğrudan bir dine inanmıyordu. O dört kutsal kitaba da inanmayı seçmişti. Sonuçta hepsi aynı şeyi öğretiyor muydu? Merhametli ol, şefkatli ol, ahlaklı ol, iyi bir insan ol! Dua ve ibadet et! Elaria dört dörtlük biri değildi belki ama merhametiydi, şefkatliydi, ahlaklıydı, iyi bir insandı. Elbette kötü özellikleri de olabilirdi ama Elaria iyi bir insan olmak için çaba sarf ediyordu. Cennet ve cehenneme de inanıyordu elbette! Yoksa iyi insanlar nasıl ödüllendirilir, kötü insanlar nasıl cezalandırılabilirdi ki? Ama bazen, özellikle umutsuzluğa düştüğü zamanlarda düşünmeden edemiyordu. Yaratıcı sadece insanları mı cezalandırırdı? Peki ya kötülük farklı bir yerden gelirse ne olacaktı? Nasıl cezalandırılırdı? Elaria, bileği sıkıca Zar'Keth tarafından tutulurken zihninin bir köşesinde sinsi bir düşünce sızdı. Belki de Yaratıcı insanların yaptığı bu kadar kötülüğü Vortharilerle cezalandırmıştı. Belki de bugünün cezası ölümden sonraya kalmayacaktı. Önünde sert adımlarla yürüyen Vorthariye baktı. Uzun yarı örgülü saçları omuzlarının altına kadar dökülüyordu. Uçları sivri boynuzlarına taktığı kırmızı-gümüş halkalar onu estetik görünmekten ziyade tehlikeli bir görüşüne bürümüştü. Omuzları dik ve genişti. Üzerinde diğerleri gibi kumaş parçası ile birlikte, bedeni ile aynı renkte omuz zırhı vardı. Omuzlarına attığı pelerin omuz zırhının altında kalarak sabitlenmişti. Pelerin sırtının ortasına kadar dökülüyordu ve altına giydiği uzun etek benzeri kıyafet ile uyum içinde rüzgarda dans ediyordu. Belindeki siyah kemer hem önden sarkan kumaşı hemde arkasında ki kumaşı bir arada tutuyordu. Tüm bu kumaş yığınların arasından ise dev, dikenli bir kuyruk sürekli hareket ediyordu. Havayı yararak Elaria'ya yaklaşıyor hiç dokunmadan uzaklaşıyordu. Dev kuyruk, kazara bile ona dokunsa bacağında ciddi bir yaraya sebep olabilirdi. Sivri pençellerinin hissini bileğinin yumuşak iç kısmında hissediyordu. Öyle ki derisini çizmişse bile bunu hissedecek kadar kendine hakim değildi. Ama onu asıl dehşete düşüren Zar'Keth'in bedeniydi. Derisi siyah pul benzeri bir yapıyla kaplıydı ve pulların arasında sanki ateş yanıyormuş gibi kızıl bir renkteydi. Dolunayın ağaç yapraklarının arasından süzülerek gelen zayıf ışığının altında parlıyordu. Elaria'nın inandığı cehennemden gelen bir varlığa benziyordu. Elaria onu inceledikçe korkusu artıyor, yaptığı şeyin sonuçları düşünmeden edemiyordu. Kael nasıl korkmadan dimdik durabilmişti? Elaria, Draegor tarafından sürüklenmese çoktan dizlerinin üzerine yığılmış olurdu. Bacakları karıncalanıyor. Elleri uyuşuyordu. Şimdi ne olacaktı? Ne yapacaktı? Draegor'un adımlarına yetişmeye çalışırken sık sık tökezliyor, korkudan ıslanmış gözleri önünü görmesine engel oluyordu. Ayağı çıkık bir taşa çarptığında sağ dizi büküldü ve toprakla buluşmasına santimler kala beline sarılan soğuk bir hisle dengesini yeniden sağladı. Her şey o kadar hızlı olmuştu ki Elaria ayağa kalkıp bir kaç adım attıktan sonra beline sarılan şeyin Draegor'un kuyruğu olduğunu anladı. İçi ürpererek yutkundu. Draegor, ona hiç bakmıyor hızlı adımlarla ilerliyordu. Yere düşmek üzereyken bile dönüp bakmamıştı. Yanına gelen başka bir Vorthari'ye kendi dilinde bir şeyler söyledi. Vorthari arkasını dönüp Elaria'ya keskin bir bakış fırlattı. Siyah gözlerin içinden ona bakan canavarla Elaria gözlerini hızla kaçırdı. Vorthari'nin yanından geçerek uzaklaşmaya başladıklarında hala üzerine dikilmiş gözlerin varlığını hissediyordu. Nihayet ormandan çıktıklarında kar…