Draegor: Küllerin Altındaki Kalp
3. Bölüm
Yazar: MaysaBerran

Bölüm görselleri

Merhabaaaaa, Hepinize keyifli okumalar diliyorum. Umarım bu bölümü beğenirsiniz. ❤️🔥 Uyarı! Kanlı, tetikleyici sahneler az da olsa mevcuttur. O kısma uyarı işareti koyulacaktır. *** Vorthari Üssü / Kura Günü Vorthariler hızlı ve uyumlu bir şekilde hareket ediyorlardı. Üssün her yerine dağılmışlar, görevlerini yerine getiriyorlardı. İçlerinden biri üstündeki siyah-gri zırhlı üniforma ve omzunda ki kırmızı renkli nişan ile dikkat çekiyordu. Siyah gözlerinin içinde ki kırmızı göz bebekleri dikkatle önünde taşınan sandıkları izliyordu. En ufak bir hataya taahümülü yoktu. Askerlerden birinin tökezlemesi ile göz bebekleri çentikleşti. Kırmızı irisli gözleri cehennemden bakıyor gibiydi. Askerler hızla toparlanıp daha dikkatli bir şekilde ilerlemeye başladı. İlk sandık önündeki sunağa gelene kadar gözlerini onlardan ayırmadı. Sandık, saatler sonra açılmak üzere siyah bir kilit ile mühürlenmişti. Askerler arkalarına bakmadan kaçar adım uzaklaştı. Vorthari derin bir nefes alıp çenesini sıktı. Belkide bu görevi çaylaklara vermemeliydi. "Sorun mu var?" Arkasından gelen tok sesle yüz ifadesi hızla değişti. Öfkeli yüz hatları saygılı bir ifade ile yumuşadı ve başını eğdi. "Zar'Keth." Tüm bu siyah zırhlı Vorthariler arasında o dikkat çekiyordu. Siyah pullu, zırh benzeri derisi ateş kırmızısı renk ile parlıyordu. Derisinin altında sürekli akan bir lav varmış gibiydi. Kırmızı gözleri önce sandığa sonra da komutanına baktı. Gözleri alev alev yansa da oldukça soğuk bir bakışı vardı. "Çaylaklar." Dedi sadece komutan. Askerlerinde ki hata doğrudan onun hatası sayılırdı. Bu yüzden ayrıntı vermekten kaçındı. Neredeyse sandığı düşüreceklerini söylemedi. İkinci sandık da sunağa getirildi. İlk sandıktan farklı olarak kilit kısmındaki mühür kırmızı soluk bir ışık yayıyordu. Son sandık diğerlerinden daha büyüktü ve yapılmış olduğu malzeme bu dünyaya ait değildi. Siyah sandık tıpkı Vorthari ırkının derisi gibi siyah keskin pullarla kaplıydı. Üzeri ışığın yansıması ile yer yer altın rengi bir ışık ile parlıyordu. Kilit kısmı siyahtı fakat sanki kilit deliğine bir ışık hapsolmuş gibi ince sarımsı bir ışık dışarıya doğru sızıyordu. Diğer iki sandığın tam ortasındaki sunağa dikkatle yerleştirildi. Üç kalp için üç sandık. Çok değil saatler sonra bu sandıklar büyük bir vahşete sebep olacaktı. Temiz iç yüzeyleri kan ile yıkacaktı. ''Her şey hazır. Çıkmak için emrinizi bekliyoruz.'' ''Madeni ne yaptınız?'' Zar'Keth, komutanın söylediğini göz ardı ederek önündeki sandıklara ilerledi. ''Araştırmaya devam ediyoruz. Şimdilik o bölgedeki çalışmaları durdurduk.'' Zar'Keth sandıkları tek tek inceleyerek başını salladı. ''Dikkatli olun, o şeyin bu gezegene yayılmasına izin veremeyiz.'' Arkasını dönüp komutana baktı. Soğuk bakışların altında komutan dimdik durarak sonraki emrini bekledi. ''Gidiyoruz.'' Zar'Keth, yanında geçip giderken komutanın kendinden emin ifadesi sarsıldı. ''Gidiyoruz mu?'' diye fısıldadı kendi kendine. Fakat Zar'Keth bu sessiz fısıltıyı duydu ve omuzunun üstünden komutana baktı. ''Problem mi var?'' Bir sorudan çok tehdit gibiydi. Komutan hızla ifadesini düzeltip başını eğerek uzaklaştı. En son Zar'Keth ne zaman Vaer'Shal gününe katılmıştı? Beş yıl önce miydi? Komutan Vaer'Shal günlerine genelde katılmaz, sadece ona gelen kalbi alırdı. Şimdi neden katılmak istiyordu? Madende ki durumdan dolayı mı? Yoksa daha farklı bir sebebi mi vardı? Komutan aklında ki sorularla mücadele etsede hızla kendini topraladı ve görevine odaklandı. Nasıl olsa sorularına çok yakında cevap bulacaktı. *** Elaria Elaria kaç dakika o kapının önünde bekledi hatırlamıyordu. Esen sert bir rüzgar onu kendine getirdi. Kötü düşünceleri uzaklaştırmaya çalışsa da içindeki sıkıntıdan kurtulamıyordu. Eli kabinde, canı boğazında atıyordu. Bir süre daha kapıya gidip geldi ama elinden bir şey gelmeyince Kael'in istediği yemeği yapmaya başladı. Bu onun aklını az da olsa dağıtmasına yardımcı olmuştu. Ama zaman ilerledikçe yerinde duramaz olmuştu. Sürekli camın dibine gidiyor dışarıyı izliyor…