Draegor: Küllerin Altındaki Kalp
2. Bölüm
Yazar: MaysaBerran

Bölüm görselleri


Merhabaaaa, işte ikinci bölümmm Bu hikaye beni heyecanlandırıyor 😍 Elaria'mız işte bu 😍 Ya aslında şöyle bir şey var, nedense bu yapay zeka kusursuz çiziyor ve ben ne desem düzeltmiyor. Ya da tam tersi çok kötü yapıyor. Şimdi Elaria'nın kusursuz bir güzelliği olmadığını bilmenizi istiyorum. *** Elaria nehrin kenarında neredeyse koşar adım yürüyordu. Zamanın nasıl geçtiği anlamamıştı ve annesinin gazabı her an onu sarabilirdi. Elbisenin etekleirni hafifçe toplayarak daha hızlı ilerlemeye başladı. Yüzü kızarmaya, nefesi sıklaşmaya başlamıştı. ''Of, umarım annem pazara gitmiştir. Ya da uyumuştur, ya da beni varlığımı unutmuştur.'' Son söylediğinin imkansız olduğunu bilse de yine de umut etmekten kendini alamadı. Kesinlikle fena bir fırça yiyecekti. Elaria başını iki yana sallayıp kötü düşüncelerinden ayrıldı. Gözleri çok kısa nehre düştüğünde hafifçe duraksadı. Nehrin kenarında süzülen yaprağa şaşkınlıkla baktı. Fark etmeden durmuştu. Yaprağa bakarken annesi aklından çoktan uzaklaşmıştı. Yaprak neredeyse eli ile aynı boyuttaydı. Ama ilginç olan bu değildi. İlginç olan yaprağın rengiydi. Yaprağın içi canlı kırmızı bir renkteydi ama tek renk bu değildi kırmızı kendini turuncuya sonra sarıya ve en son yeşile bırakıyordu. Yaprağın üzerinde dört farklı ton vardı. Elaria ilk defa gördüğü bu bitkiye hayranlıkla baktı. akan nehir yaprağı takıldığı yerden kurtardığında Elaria ancak kendine geldi. Yaprak uzaklaşmadan hızla elini uzattı ve yaprağı yakaladı. Ani hareket eteklerini ıslatmıştı amabunu umursamadı. Yaprağı sap kısmından tutarak havaya kaldırdı. Güneş ışıkları yaprağın üzerindeki su damlalarına düşerek ona uhrevi bir hava katıyordu. Renkli yaprak, hem bu dünyaya ait değilmiş kadar büyüleyici hem de bir o kadar gerçek görünüyordu. Elaria elindeki yaprağa o kadar odaklanmıştı ki bir anda nasıl ortaya çıktığını, neden nehirde öylesine süzüldüğü ile ilgili aklına tek bir şüphe kırıntısı gelmiyordu. Tek düşündüğü bir an önce eve gidip yaprağı suya koymak ve onu köklendirmekti. daha önce yapraktan çok fazla bitki köklendirmişti ve bu yaprağıda köklendireceğinden emindi. Yaprağın sap kısmına dikkatle bakarken bir anda etrafın çok fazla sessiz olduğunu fark etti. Kuş sesleri, böcek hışırtıları, doğanın kendine has sesi sanki bir anda yok olmuştu. Nehir bile neredeyse dikkat çekmek istemez gibi sessizce kıvrılarak akıyordu. Elaria başını hafifçe ormana doğru çevirdi ve dikkatle dinlemeye başladı. En ufak bir ses bile yoktu. Endişe, sinsi bir yılan gibi kalbine dolanmaya başlamıştı. Zihni ona acımasız Vorthari hikayelerini canlandırıyordu. Elaria yaprağı dikkatle avucuna koydu ve ikinci kez düşünmeden koşar adım ilerlemeye başladı. Evinin yoluna gelene kadar hızını kesmedi. Nihayet bahçeye girdiğinde göğüs kafesine acımasızca vuran kalbi sakinleşmeye başladı. Derin nefesler alıp avluya girdiğinde az da olsa sakinleşen kalbi yeniden hızlandı. Annesi kapının önündeydi ve çok sinirliydi! Elaria dişlerini alt dudağına geçirerek kaçacak bir yer aradı. Ama her yer annesinin görüş açısındaydı ve onu kurtaracak kimse de yoktu. Kaderinden kaçamayacağını anlayan Elaria, omuzlarını düşürerek annesine doğru ilerlemeye başladı. ''Saatlerdir neredesin? Hiçbir şey demeden nereye gidiyorsun? Aklım çıktı başına bir şey geldi diye! Seni sorusuz kız!'' Elaria annesi ile arasında bir kaç adım mesafe bıraktı. Can güvenliği önemliydi. ''Anne, özür dilerim. Ama Seylan ni-'' Annesi krizin eşiğinde biri gibi çığlık atarak üzerine atladı. ''Seylan Nine, Seylan Nine! O deli kadını düşündüğün kadar düşünmüyorsun beni!'' Annesi acımadan kalaçalarındaki eti kıstıyordu. Elaria annesinin elinden kurtulmaya çalışırken diğer yandan da kadını sakinleştirmeye çalışıyordu. ''Ya anne deme öyle. Özür dilerim, zamanın nasıl geçtiği anlamadım. Ya anne, acıyor, ahh!'' Elaria ayağında ki sandaletleri ayaklarını sallayarak çıkardı ve kendini evin içine attı. ''Kaçma, buraya gel!'' Elaria'nın annesi de kendini evin içine attı ve merdivenlerden yukarı şimşek hızıyla çıkan kızına ba…