[6] İNTİKAM YEMİNİ
Yazar: Şahnaz

“Bazı acılar affedilmez, sadece sessizce yemin edilir.” Bu evde ki beşinci günümdü. Her ne kadar istemesem de beş gündür bu eve ve içindekilere tahammül etmeye çalışıyordum. Bu sınırlarımı zorlasa da başka çarem yoktu. Bir yanda kafayı benle bozmuş Kılıç, bir yanda beni abisi ile sevgili sanan Serap, diğer yanda ise nereye gitsem peşimi bırakmayan Kartal. En son ki kaçma girişimden sonra Kılıç Kartal’ı dibime diktiği için elim kolum bağlıydı. Göze batmamak için birkaç gündür o cani adamla ters düşmemeye çalışıyordum. Bu sayede Kılıç Kartal’ın yanımda kalmasına gerek olmadığını düşünüp, o adamı alacaktı başımdan. Bende hemen ardından kaçacaktım bu hapishaneden farkı olmayan evden. Planım her ne kadar güzel olsa da Kılıç’ın bu kadar kolay vazgeçeceğini sanmıyordum. Son iki gündür evde canlı bomba gibi dolaşıyordu. Günün belirli saatlerinde odama gelip bütün sinirini kusup geri gidiyordu. O adamın kızı olmam yeterliydi onun için. Bütün hıncını benden çıkarıp biraz da olsa kendini iyi hissetmek istiyor olmalıydı. Kılıç’ın intikam mevzusunu, Serap’ın bana anlattıkları ile çözmüştüm. Ağzından laf almak asla kolay değildi. Tek tük aldığım bilgiler kafamda ki soru işaretlerinin bir kısmını gidermişti. Ama daha tam yerine oturmayan yerler vardı. Serap’ın dediklerinden çıkardığım şeyler, Kılıç’ın yıllar önce bir sevgilisi varmış. Nişanlandıklarından sonra düğüne kısa bir zaman kala öldürülmüş. Kimin öldürdüğünü öğrenmesem de bunu tahmin etmek zor değildi. Babam olduğu söylenen kişi tarafından öldürülmüş olmalıydı. Kılıç ise bunun intikamını beni kullanarak alacaktı. Nasıl bir dünyaya girdiğimi fark ettiğimde kanım donmuştu. Bunları hep dizi ya da filmlerde görürdüm ve varlıklarına ihtimal vermezdim. Şimdi ise o dünyanın içindeydim. Tek başıma. Her ne kadar gerçek olduğu apaçık ortada olsa da içimde ki Efsa babamın böyle biri olduğunu kabul etmek istemiyordu. Babam her zaman marangozdu benim için. İyi, temiz kalpli ve şefkatliydi. Hep böyle hayal etmiştim. Fakat şu an olduğum noktaya bakınca sadece hayallerimin değil doğru bildiğim şeylerinde aslında yalan olduğunu görüyorum. Kocaman bir yalanlar ve intikam silsilesi içerisinde kurbanlık koyun gibi kalmıştım. Bu düşünceler zihnimi terk etmiyordu. Yalnız kaldığım her anda beynime hücum ediyorlardı. Uğraşacak hiçbir şey olmadığı için düşüncelerimle baş başa kalmak bana iyi gelmiyordu. Soğumaya yüz tutmuş kahvemden son yudumumu alıp önümde ki sehpaya bırakırken derin bir nefes aldım. Gündüzleri etrafı aydınlatan güneş yavaşça batarken, yerini gecenin karanlığına bırakıyordu. Etraf şaşırtıcı şekilde çok sessizdi. Kılıç az önce eve gelmesine rağmen, gelip siniri kusmamıştı. Bu şaşırılacak bir şeydi açıkçası. İçten içe sevinmiyor da değildim. Bugün, yapmadığım ya da sebep dahi olmadığım şeyler yüzünden aşağılanmayacaktım. Daha ne kadar bunlara tahammül edeceğimi bilmiyordum fakat annemi çok özlemiştim. En son dün, Kılıç’tan zar zor telefonu alıp konuşmuştum. Sesi çok tedirgin geliyordu. Anlamadığım şey ise Kılıç’tan bahsetmesiydi. Bunu annemden duyunca çok şaşırmıştım. O an anneme bir şey sormasam da telefonu kapattıktan sonra bu konuyu Kılıç’a sormuştum. İlk bir şeyler söylemese de soru sormama dayanamayıp cevaplamıştı beni. İki gün önce annemle konuşmamın ardından, evime gidip annemle tanışmış. Kendisini arkadaşım olarak tanıtmış meğerse. Daha fazla laf alamadım ağzından. Annemle tanışmaya neden gittiğini tahmin edebiliyordum. Annem nerede ve kiminle olduğumu bilmiyordu. Bende bunu bilerek sürekli onunla irtibat halinde olmak istiyordum ki fazla meraklanmasın. Kılıç’da buna dayanamayıp böyle bir şey yapmıştı. Daldığım düşüncelerden kapımın çalınmasıyla sıyrılmak zorunda kaldım. Oturduğum yerden kapıya dönerken, konuşmama fırsat kalmadan kapım açıldı. Serap kafasını içeri uzatıp odada birkaç saniye gözlerini gezdirdi. Bakışları aradığını bulurmuş gibi benim üstümde durdu. İlgi dolu bakışlarıyla benden bir şey isteyeceği belliydi. “Efsa,” Diyerek içeri girdi. “abim az önce geldi. Şu an salond…