DORUK NOKTASI

[4] KIRILMA NOKTASI

Yazar:

DORUK NOKTASI – Şahnaz kitap kapağı
DORUK NOKTASI – Şahnaz kitap kapağı

“Hakikat, en çok hazır olmadığımız anda kapıyı çalar.” Birazdan asla duymak istemeyeceğim sözleri duyacakmışım gibi hissediyorum. Gerçekler tek tek gün yüzüne çıkacak, şu an ki benden hiçbir şey bırakmayacak gibi. Buna hazır değildim ama yıllardır gizli perdelerin arkasındaki gerçekler gün yüzüne çıkmak için sabırsızlanıyordu sanki. Karşımda duran ve bana anlamsız gözlerle bakan anneme karşı bakışlarım sabitti. Bunca saattir nerede olduğumu ve şu an neden böyle davrandığımı merak ediyordu. Bunu gözlerinden anlayabiliyordum. Yanıma gelmek için bir adım attığında bende bir adım geri gittim. “Kızım ne dediğini anlamıyorum? İyi misin sen?” diye sordu. Şaşırmıştı çünkü daha önce beni hiç böyle görmemişti. Ne kadar üzülsem de ağlasam da bunu asla anneme belli etmemiştim. Ona karşı her zaman güler yüzlü ve sakin olurdum. İlk defa duygusuz ve tepkisizdim. “Anne, biliyorum sen bana yalan söylemezsin. Sen her zaman benim iyiliğimi istersin ama sana tek bir şey soracağım. Benim babam öldü mü?” Sorum karşısında aldığı yüz şeklinden şaşırdığı belliydi. Benden asla öyle bir soru beklemiyordu. Yıllarca bana babamın öldüğünü söylemiş, ben ise buna inanmıştım. Aras bir şeyleri anlamak istermiş gibi bana ve anneme bakıyordu. Bakışları şaşkın aynı zamanda tedirgindi. Beni daha önce hiç böyle görmemişti. Ona ve anneme karşı her zaman sevecen ve hiçbir derdi yokmuş maskesini takıyordum çünkü onların üzülmesini istemiyordum. Hayatım boyunca yaşadığım kötü şeylerin üstesinden tek başıma gelmeye çalışmıştım. “K-kızım ben ne dediğini anlamıyorum. Daha açık olur musun?” Sesinin titremesi bile bana kendimi kötü hissettirdi. Ya o adam annem konusunda yalan söylediyse? ‘Annen gerçekleri biliyor.’ Demişti. O adama nasıl inanıp da annemi sorguluyordum bilmiyorum. Annemin bana yalan söylüyor olmasını aşamazdım. Elimde ki dosyayı önümde duran orta sehpaya bırakıp anneme döndüm. Üzgün ve huzursuzdum. “Anne bildiğin gerçekleri anlat bana. Lütfen. Kafayı yemek üzereyim.” Dolan gözlerimi birkaç kere kırpıştırıp gelen yaşları hemen geri gönderdim. “Efsa ne gerçeklerinden bahsediyorsun. Aniden ne oldu?” “Anne, çok yıprandım. Son bir aydır neler yaşadığımı hiç bilmiyorsun. Babam öldü mü diye soruyorum sana lütfen gerçeği söyle.” Gözlerinde bir şeylerin kırıldığını gördüm. Dik tuttuğu omuzları öne doğru eğilmiş, gözlerinde ki kırgınlık açıkça görünüyordu. Bir şeyleri gizlediğini sezdim. “Efsa…” Ağzından ismim döküldü ama bu sefer itiraz eder gibi değil de bir şeyleri kabullenmiş gibiydi. Üzgün gözlerle bana bakıyordu. “Kızım kim sana bunları söyledi bilmiyorum ama gerçekten sadece senin içindi. İyiliğin için söyledim her şeyi.” Demek yalan değildi. O adam doğru söylüyor olabilirdi. “Anne, gerçekten yalan mı söyledin bana? B-benim babam ölmedi mi yani?” Benim de omuzlarım annemin ki gibi önüme düşerken, kırgınlık dolu bakışlarım ona bakıyordu. “Gel otur konuşalım bu konuyu. Sana her şeyi baştan anlatacağım ama lütfen sonuna kadar dinle beni.” Bacaklarım titreye titreye yürüdüm karşımda ki koltuğa doğru. İçimde ki korku ve tedirginlik yavaş yavaş gün yüzüne çıkmaya başladı. Nasıl bir çıkmazdı bu böyle? Annem bana nasıl şeyler anlatacaktı bilmiyorum ama bu saatten sonra hiç bir şeyin eskisi gibi olmayacağını içten bir şekilde hissediyordum. Eski neşemiz, huzurumuz ve sakinliğimiz bitecek gibiydi. Annem oturduğum yere gelip hemen yanıma oturdu. Ellerini uzatıp avucunun içine alırken yüzüne baktım. Gözyaşları gözlerinden taşmış, yanaklarını ıslatmaya başlamıştı. Elleri titriyordu. Öğrendiğim gerçekten korkmuştu. Bana bir şeyler anlatmaya başlarken hiç sorgulamıyordu. “Efsa, ben nerden başlayacağımı gerçekten bilmiyorum. Sana her şeyi en başından beri anlatacağım ama lütfen beni sonuna kadar dinle.” Diyerek bütün dikkatimi kendine yönlendirdi. Gözleri korkulu bakıyordu. Onu terk etmemden endişe duyuyor gibiydi. Başımı sallayarak annemi onayladım. Derin bir nefes alıp konuşmaya başladı. “Sana hamile kaldığım zaman lise son sınıfı bitirmiştim. Mezuniyet törenimiz vardı bir…

Bölümün tamamını WritePad'de oku