DÖRT KİŞİ DÖNDÜK

TETİĞE DOKUNAN ELLER

Yazar:

DÖRT KİŞİ DÖNDÜK – Mehmet Korkmaz kitap kapağı
DÖRT KİŞİ DÖNDÜK – Mehmet Korkmaz kitap kapağı

Tetiğe Dokunan Eller İsmail’in bahçe çitinden yan evin bahçesine atladığı an topuklarını yumuşak toprağa bastı; tek bir çakıl taşının bile çıtırdamasına izin vermedi. Vücudunu yere olabildiğince yakın tutuyor, elindeki tüfeğin namlusunu toprağa değdirmemek için sol eliyle sıkıca göğsüne bastırıyordu. Genzi yakan tezek kokusu ve incir yapraklarının nemli ağır kokusu geceye karışmıştı. Gözlerini zifiri karanlığa alıştırmak için birkaç saniye yaşlı bir incir ağacının gövdesine sırtını dayayıp bekledi. Kalbi göğüs kafesini dövüyordu ama nefesi pürüzsüz ve ritmikti. Stresi yönetme refleksleri, panik dalgasını anında bastırmıştı. Sokaktan gelen fener ışıkları yan evin kerpiç duvarında sarı, keskin çizgiler oluşturdu. "Şu tarafa da bakın! Bir kişi bile evinde kalmayacak!" Başını milim milim çevirdi. İki militan, elde fenerler, yüzlerinde siyah kar maskesi ve sırtlarında tüfeklerle hemen üç metre ötedeki dar sokaktan geçiyordu. Fenerin hüzmesi, gizlendiği incir ağacının dallarını sıyırıp geçti. Nefesini tamamen kilitledi. Kirli sakallı yüzünden süzülen bir damla ter, şakağından çenesine doğru kaydı ama o gözünü bile kırpmadı. Postal sesleri uzaklaştığı an tekrar hareketlendi. Sokak aralarını kullanamazdı; açık hedef olurdu. Evlerin birbirine bitişik bahçelerinden, ahır arkalarından ve alçak taş duvarların gölgesinden ilerlemesi gerekiyordu. Yan evin avlusundan küçük bir ahırın çatısına tırmanmadan hemen önce, içerideki keçilerin kıpırdandığını hissetti. Hayvanların ürküp ses çıkarmaması için bacaklarını esnetip gövdesini tek bir hamlede ahırın ahşap saçaklığına çekti. Çatının üzerindeki kiremitler ıslak ve kaygandı. Ağırlığını dört noktaya dağıtarak, kiremitlerin üzerinde kaydı. Meydandan gelen sesler artık çok daha yakındı. Kadınların ağlayışları, çocukların bastırılmaya çalışılan çığlıkları ve Kurt’un gürleyen sert komutları havayı yarmaktaydı. Çatının bitiminden yan evin avlusuna atladığı sırada sol taraftaki çalıların arasından bir köpek fırladı. Cılız, zincirsiz bir köy köpeği... Köpek hırlayıp havlamaya niyetlendiği an Mert sol elini hızlıca ileri uzatıp işaret parmağını dudaklarına götürdü ve derin, ölümcül bir fısıltıyla tıslandı: "Şşt... Sus." Köpek, karşısındaki adamdan yayılan o yırtıcı, baskın baskıyı hissetmiş gibi kulaklarını dikip geriledi; tek bir ses bile çıkaramadan çalıların arasına sindi. Vakit kaybetmeden meydana doğrudan bakan son iki katlı taş evin arkasına ulaştı. Burası köyün eski muhtarının eviydi; meydandaki pikabı, toplanan köylüleri ve teröristlerin konuşlandığı açıları tepeden gören en stratejik noktaydı. Evin alt katındaki ahşap pencere hafifçe aralıktı. Pencere pervazına tutunup kendini içeri çekti. Odada kimse yoktu; ev sahipleri çoktan dışarı sürüklenmişti. Odadaki eski kilimlerin ve tozlu havayla birleşen rutubet kokusunun içinden süzülerek ahşap merdivenleri ikişer ikişer, basamakları gıcırdatmadan tırmandı. İkinci katın meydana bakan penceresinin dibine çöktü. Perdenin kenarını sol elinin iki parmağıyla milimetrik olarak kenara çekti. Namlunun ucunu pencere eşiğine koydu, dipçiği omzuna yerleştirdi. Aşağıda, meydandaki manzara tam karşısındaydı. Pikabın kasasında Kurt, elinde telsiz ve tüfekle köylüleri süzüyordu. Etrafta en az on beş silahlı militan, ellerindeki meşaleler ve fenerlerle kadınları bir tarafa, erkekleri duvar dibine dizmişti. İsmail de o erkeklerin arasındaydı; başı öne eğik duruyordu. Mert, gez ile göz arasından Kurt’un şakaklarına odaklandı. Gezin ortasına oturtduğu o kirli sakallı, sert çene hattı... Meşale ışığının vurduğu şakaktaki o belirgin yara izi... Parmağı tetiğin üzerindeki soğuk metale dokundu. Soluk alışı yavaşladı. Kalp atışları zihninde tek tek sayılacak kadar netleşti. Parmağı tetiğin üzerinde aniden milimetrik olarak dondu. İçini yakıcı bir tanışıklık hissi kapladı. Bu yüz... Ben bu adamı daha önce gördüm. Hafızası alarm veriyordu ama zihni resmi bir türlü tamamlayamıyordu. Nerede ve ne zaman olduğunu çıkaramıyordu ama bu adamı daha önce çok yakınında gördüğüne emi…

Bölümün tamamını WritePad'de oku