Eve Dönmek
Yazar: Gecelerin iyisi🌙

İstanbul, bu kitabı senin için yazıyorum. https://youtu.be/u7bDITB4TOk?si=-tIZASeftalhbVOL *şarkıyla beraber okumanız tavsiye edilir.* 🌃 Defne, İstanbul'a yaklaşırken camdan dışarı bakıyordu. Yol boyunca aynı şeyi yapmıştı. Telefonuna bakmış, birkaç dakika müzik dinlemiş, sonra sıkılıp yeniden başını cama yaslamıştı. Bir süre sonra da uyuyakalmıştı. Uyandığında otobüs şehrin içine girmişti. Camın ardından gördüğü binalar birbirine karışıyordu. İnsanlar, arabalar, tabelalar, duraklar... İstanbul. Defne'nin içinden garip bir şey geçti. Ne heyecan diyebilirdi buna ne de özlem. Daha çok, yıllardır görmediği bir akrabasıyla karşılaşmak gibiydi. Tanıdık olması gerekiyordu ama değildi. Telefonunun ekranını açtı. Annesinden iki cevapsız arama vardı. Hemen geri döndü. Annesi daha ilk çalışta açtı. “Geldin mi?” “Daha inmedim otobüsten anne.” “İstanbul'a girdiniz mi?” “Girdik.” “Eşyaların yanında mı?” “Evet.” “Çantalarını tek başına taşıma sakın.” Defne gülümsedi. “Anne, on dokuz yaşındayım.” “E ne olmuş?” “Taşıyabilirim.” “Ben yine de söylüyorum.” “Tamam.” Karşı taraftan babasının sesi duyuldu. “Telefonu kapatsın da dinlensin.” Defne güldü. “Babam ne diyor?” “Dinlen diyor.” “Tamam, siz de merak etmeyin. Eve geçince ararım.” “Tamam kızım.” Telefon kapandı. Defne bir süre ekranına baktı. Annesiyle babası Tekirdağ'da kalmıştı. Aslında İstanbul'a gelirken onu bırakmak için beraber gelmek istemişlerdi. Defne kabul etmemişti. “Ben giderim,” demişti. “Evi de biliyorum zaten.” Evi biliyordu. Ama evin bulunduğu mahalleyi ne kadar bildiğini bilmiyordu. Çocukluğunun üzerinden çok zaman geçmişti. --- Otobüsten indiğinde hava beklediğinden sıcaktı. Defne çantasını omzuna aldı, bavulunun sapını çekti ve bir süre etrafına baktı. Kalabalık hiç değişmemiş gibi geliyordu. Belki de değişmişti. Ama İstanbul'da insanın değişiklikleri fark etmesi zordu. Şehir sürekli hareket ediyordu. Bir şeyin eskisi gibi kalıp kalmadığını anlayamadan başka bir şey önüne çıkıyordu. Defne ulaşımını hallettikten sonra yola çıktı. Birkaç saat içinde nihayet Balat'a geldi. Sokağa girdiğinde yavaşladı. Burası... Bir tuhaf gelmişti. Çocukken çok daha büyük olduğunu düşündüğü sokak şimdi olduğundan daha küçük görünüyordu. Binalar eskimişti. Bazıları boyanmıştı. Bazılarının pencereleri değişmişti. Bazı dükkânların yerinde başkaları vardı. Ama yine de mahallede tanıdık bir şey vardı. Defne bunun ne olduğunu çıkaramadı. Bavulunun tekeri kaldırıma takılınca düşüncelerinden sıyrıldı. “Of.” Bavulu kaldırıp devam etti. Sonunda eski evlerinin önünde durdu. Kapının önündeki birkaç basamak hâlâ aynıydı. Anahtarı çantasından çıkardı. Kapıyı açtı. İçerisi serindi. Defne bir süre eşiğin üzerinde kaldı. Sonra içeri girdi. Evin içi, hatırladığından daha küçük görünüyordu. Salondaki pencere aynı yerdeydi. Mutfak kapısı aynıydı. Koridorun sonunda kendi odası vardı. Defne bavulunu girişte bıraktı ve odasına gitti. Odaya girdiğinde ilk yaptığı şey perdeyi açmak oldu. Pencere dışındaki sokak görünüyordu. Bir çocuk bisikletle geçti. Aşağıda iki kadın konuşuyordu. Bir yerlerden tabak çanak sesi geliyordu. Defne pencereyi açtı. Mahallenin sesi içeri doldu. Bir araba kornası. Bir çocuğun bağırışı. Uzaktan gelen müzik. Defne birkaç saniye öylece durdu. Sonra telefonu çaldı. Babası. “Geldin mi?” “Geldim.” “Evi nasıl buldun?” “Baba, evi biliyorum.” “Ne olur ne olmaz.” Defne güldü. “Her şey tamam.” “Yerleşince haber ver.” “Tamam.” “Yemek söyledin mi?” “Daha değil.” “Bir şeyler ye.” “Tamam baba.” “Tamam.” Telefon kapandı. Defne yatağın üzerine oturdu. İlk birkaç dakika hiçbir şey yapmadı. Sonra kendi kendine: “Tamam,” dedi. “Şimdi yerleşiyoruz.” --- Yerleşmek, Defne'nin düşündüğünden çok daha uzun sürdü. Kıyafetlerini dolaba koydu. Kitaplarını yerleştirdi. Mutfaktaki tabakları yıkadı. Sonra bir süre mutfağın ortasında durup neden tabak yıkadığını düşündü. Evde zaten temiz tabak vardı. Ama nedense bir şeyleri kendi düzenine sokmadan rahat edemiyordu. Akşam olduğunda hâlâ açılmamış birkaç koli vardı. Defne on…