DÖNÜM NOKTASI

19

Yazar:

DÖNÜM NOKTASI – Lucerow kitap kapağı
DÖNÜM NOKTASI – Lucerow kitap kapağı

Saata bakarak telefonu kapattım. Eren'in beni eve bırakmasından sonra hiç görüşmemiş ya da yazışmamıştık. Dünse babamın yurtdışına gitmesiyle annemle anne-kız günü geçirmiştik. Şimdi ise okulun bahçesinde bankta oturuyordum. Eren'in arabasını gördüğüm için okula geldiğini anlamıştım ama okula girmek istemiyordum. Karşılaşma düşüncesi bile beni geriyordu. Bir anda omzuma konullan ellerle sıçradım. "Sakin benim." Gelen Bora'yıdı. Sera'nın abisi, yani namı diğer kuzenim. Bir sene sınıfta kaldığı için o da bizimle aynı okuldaydı. Güya notları sınıfı geçmeye yetmemişti. Özel okulda da sınıfta kalmazsın ya! Şimdi ise eşit ağırlık, on ikinci sınıftı ama şimdiki notları nasıldı bilmiyordum. "Bir anda neden geliyorsun?" Kızgın sesimle pişkin pişkin sırıttı. Bari pişman olsaydın pislik! Yanıma oturduğunda ona sinirli bakmaya devam ettim. Beyfendinin umrunda değildi, gülüyordu sadece. "Kızım sende ama korktun. Kim olabilirdi ben ya da Sera'dan başka?" Eren olabilirdi diyemedim. "Ne biliyim ben, korktum işte!" Atarlı tavrımla ciddileşti. Kaşları çatılırken etrafa bakındı. Tek tük öğrenciler vardı neye bakıyordu? Bazıları arkadaşlarıyla sohbet ediyor, bazıları ise okul zili çalana kadar kantinde kahvaltılarını yapıyordu. "Biri falan mı uğraşıyor seninle?" "Ne!? Ne alaka?" Ani tepkimle, kaşları daha da çatıldı. O sırada gözüm okul kapısından çıkan Eren ve Kerem'e takıldı. Ben Bora'ya döndüğümde onun da Kerem'lere baktığını gördüm. Tekrar o tarafa döndüğümde onlarında buraya baktığını gördüm. İkisinin de kaşları çatılmıştı. Ne dönüyordu burada? Bora'ya dönerek aklımda ki soruyu sordum. "Asıl sen söyle niye Kerem'lere öyle bakıyorsunuz?" Gözlerini sinirle kapatıp açtı. Artık bana bakıyordu. "Anma şunun ismini. Her şeye de burnunu sokma Leyla!" Yanımdan bir hışımla kalktığında, kantine doğru hızlı adımlarla gitti. Ne demiştim şimdi ben? Ne sorunu vardı ki Kerem'lerle. Kerem ve Eren bana doğru gelmeye başladıklarında ayaklandım. Onunla konuşmaya hazır değildim. Kerem dudaklarını aralamıştı ki hızlıca yanlarından geçip gittim. Üzgünüm Kerem. Okula girdiğimde hızlıca merdivenlerden çıkmaya başladım. Sınıfa girdiğimde ise sırada uyuklayan Sera karşılamıştı beni. Bir kere de uyuma be kızım! Çantamı sıranın yanına asarak Sera'ya döndüm. "Sera? Kime diyorum?!" Bir anda kalktı. "Özür dilerim anne- Bir dakika ben zaten okuldayım." Elimi yüzüme vurmamak için zor duruyordum. "Günaydın Sera'cım. Okulu bırak şimdi sana bir şey anlatmam lazım." Son cümlemde sesim kısılmıştı. Sera bilmiş bilmiş sırıttı. "Sonunda. Söyle bakalım kime aşık oldun?" E oha ama! "Onu nasıl anladın?" Kahkaha attı. Sınıftakilerin bize dönmesini bile umursamamıştı. "Ben anlarım söyle bakalım kim bu şanslı çocuk?" "Eren." Kaşları çatıldı. "Eren kim Leyloş?" "Eren Dağdeviren." Dudakları şokla aralandı. "Deniz Eren Dağdeviren'den mi bahsediyoruz? Şu okulun en zeki çocuğu, basketbol kaptanı olan?" Kafamı olumlu anlamda salladım. O ise tek bir şey yapmıştı. Çığlık atmıştı! Sınıftakiler ona ters ters bakıp laf etsede umursamadan ayaklandı. "Şaka mısın kızım sen! Bunu bana niye demiyorsun?" Utanarak elinden tutup yerine geri oturttum. "Sesiz olur musun?" Etrafa bakınıp onayladı beni. "O peki, biliyor mu ya da hoşlanıyor mu?" Gülümsedim. "Cumartesi akşamı öğrendi. O da seviyor mu bilmiyorum. Ben ona ismimi söylemeden mesajlar atıyordum." Şaşırsada konuşmadan devam etmem için elini salladı. "Sonra işte öğrenince sevindi gibi." "Baştan anlatsana sen her şeyi." Onaylayarak baştan sona her şeyi anlatmaya başladım.

Bölümün tamamını WritePad'de oku