-2-
Yazar: Lucerow

Siz; Selam! Nasılsın? Eren; İyi. Sen? Siz; İyiyim. Bu gün ki denemen nasıl geçti? Eren; Güzel, kolaydı zaten. Siz; Ne kolay mıydı? Aynı denemeye girdiğimize emin misin? Eren; Bana kolaydı. Tüm soruları cevapladım. Siz; E oha ama! Tamam çalışkansın da, bu kadarı da fazla. Eren; Okul kütüphanesindeyim gizemli kız. Sorularından emin değilsen gelip sorabilirsin. Siz; Zaten bende okul kütüphanesindeyim. Hatta seni görüyorum. Sen beni görebiliyor musun zeki çocuk? Eren; Şimdi görürüm. Ne demekti bu? Beni arıyordu! Neyse ki kütüphaneye geleceğim için telefonu sesize almıştım. Karşı masamda oturan kızın telefonu çaldığında Eren gülüyordu. Üzgünüm zeki çocuk o ben değilim. Kız telefonu 'efendim anne' diyerek açtığında Eren'in surat ifadesi bozulmuştu. Artık gülen taraf bendim. Telefonuna döndüğünde, bende masanın altından telefonumu açtım. Eren; Zeki kızmışsın ama aklıma koydum. Bulucam seni. Sersem bir gülümseme oluştu yüzümde. Onda bir merak uyandırmak beni mutlu etmişti. Siz; Kolay gelsin sana. Bulunca bana da söyle. Eren; Söylerim ama bir şey merak ediyorum. Daha ben cevap yazmadan bir mesaj daha geldi. Eren; Saçların ne renk? Siz; Bakır. Eren; Bakır? Kahkaha atmamak için zor tuttum kendimi. Siz; Evet. Bakır. Eren; Peki gözlerin? Siz; Açık yeşil, ela yani:) Eren; Dalga geçtiğini düşünmeye başladım. Siz; Yemin edeyim mi? Ciddiyim. Eren; Peki. Şimdi test çözeceğim sonra konuşuruz. Siz; Kolay gelsin sana görüşürüz. Eren; Görüşeceğiz...