DÖNÜM NOKTASI

18

Yazar:

DÖNÜM NOKTASI – Lucerow kitap kapağı
DÖNÜM NOKTASI – Lucerow kitap kapağı

"Leyla,dur!" İsmimi söylediğinde durdum. Bana yaklaştığını hissedebiliyordum. Önüme geçeceğini anladığım da gözlerimi yerde ki kızıl yaprağa diktim. Onun beni kendine çeken elalarına bakacak kadar cesaretli değildim. Bir anda elini belime koyarak kendine çektiğinde elalarımız çatıştı. Ben daha belime koyulan ele şaşıramazken bir an da bakmaya doyamadığım elalarıyla karşılaşmıştım. Bu gün kesinlikle kalpten gidecektim. Buna az önce kesin olarak emin olmuştum. "Gizemli kız sendin demek." En iyi yaptığım şeyi yaparak kaçırdım gözlerimi. Ne diyeceğimi bilemiyordum. Sol elini kaldırdığında yutkundum. Elini yanağıma koymayacaktı inşallah. Bir dakika diğer eli hala belimdeydi! Kesinlikle kalp krizi geçirmeme az kalıştı. Sol eli enseme gittiğinde ne yaptığını anlamak için gözlerimi omzuma çevirdim. Parmaklarının arasında küçük kızıl saç tutamım vardı. Artık inkar etmem için çok geçti. Her şey tamamen ortadaydı. "Daha dikkatli olmalıydın gizemli kız." Diyebilceğim hiç bir şey olmadığı için sesiz kaldım. Aslında ne düşündüğünü merak ediyordum. Konuşabildiğimi hatırladığımda boğazımı temizleyerek dudaklarımı araladım. P-peki ne hissetin? Anladığında yani." Kekelememe takılmadı. Dudağı kıvrılmıştı. Bu ne anlama geliyordu? "Sanırsam sen çıkmasan gizemli kızı üzebilirdim." Doğru mu anlamıştım? Ben gizemli kız olmasaydım, beni mi seçicekti. Biraz kafa karıştırıcıydı. Ama eğer gizemli kız başkası olsada bana bakacaktı. Aslında düşününce bu hoş bir şey değildi. Gerçi şu an bu umurumda değildi. Gizemli kızın, ben çıkmama sevinmişti. "Düşünmen bittiyse seni eve bırakayım gizemli kız. Bu konuyu ben daha ayıkken konuşsak daha iyi olur çünkü." Başımı sallamakla yetindim. Bu utangaç hallerim onu eğlendiriyor gibiydi. Yan yana onun arabasına doğru ilerledik. Arabanın kilidini açtığında, hızlıca kapımı açarak bindim. Oysa benim halime gülerek kendi tarafına geçmişti. Biraz saçmalamıştım sanırsam ama utanıyordum ne yapayım? Ben kemerimi takarken o da arabayı çalıştırdı. "Arabayı sürebilecek kadar ayık mısın ki?" Soruma kahkahası eşlik etmişti. "Niye benim yerime sen mi süreceksin?" Dudak büktüm. Bu hareketimle gözleri dudaklarıma düştü. Seçtiği ruju sürmüştüm ama dudağımdan uçup gittiğime emindim. Peki o zaman neden hala dudaklarıma bakıyordu? Yutkunarak, boğazımı temizledim. O da yola döndü. Titrememsi için uğraştığım sesimle sorusunu cevapladım. "Ehliyetim olsaydı neden olmasındı." Biraz geç cevap vermiştim ama o bunu çok umursuyor gibi değildi. Başını olumlu anlamda salladı sadece. Sanırsam o da utanmıştı.

Bölümün tamamını WritePad'de oku