DÖNÜM NOKTASI

14

Yazar:

DÖNÜM NOKTASI – Lucerow kitap kapağı
DÖNÜM NOKTASI – Lucerow kitap kapağı

✮ Daldığım yerden çıkarak ofladım. Sabahtan beri bir deneme başında oturmuş duruyordum. Hayır çözemiyordum da takılıp kalmıştım. Aklım akşam ki partideydi. Gidip gitmemek konusunda çok kararsız kalmıştım. Sera da iki günlüğüne şehir dışına gitmişti. Bu yüzden partiye gidersem tek kalacaktım. Kapım çaldığımda düşüncelerimi bir kenara atarak sandalyemi kapıya çevirdim. Annem gelmişti. "Çok çalışıyorsun bu aralar Leyla biraz dinlen kızım." Doğru mu duymuştum? Çalış kızım diyen annem, dinlen demişti. "Bu arada baban yarın sabah iş için yurtdışına gidecek. Seninle dışarı çıkalım mı?" Düşündüm, evde kalmak daha iyi gibiydi. "Film gecesi yapsak? Bayadır yapmıyorduk hem." "Olur kızım. Beni ararsan çalışma odamdayım." Tam odadan çıkıyordu ki, cümlemle durdu. "Sence Kerem'in sahilde ki partisine gitmeli miyim anne?" Gözleri parlamıştı. "Tabi ki gitmelisin. Hem biraz şu kitaplardan ayrılman iyi gelir sana." Cidden annemde bir şey vardı. Kafasına saksı düşme olasılığı? "Tamam o zaman gideyim ben?" "Git tabi kızım." Odamdan çıktığında şaşkınlıkla sandalyemde oturuyoruyordum. Sanırsam cidden kafasına saksı düşmüştü. Kafamı iki yana sallayarak ayaklandım. Partiye gidecektim gitmesine de ne giyecektim? Hızlıca gardırobuma ilerleyerek elbiselerime bakındım. Siyah elbise giymek istiyordum ama o da çok basit olurdu. Parmaklarım gözlerimle uyumlu olan elbisede durdu. Askılı ve parıltılı yeşil bir elbiseydi. Evet kesinlikle bunu giyecektim. Saatin altı olduğunu gördüğümde gözlerim kocaman açıldı. Parti yedi buçukta başlayacaktı ve ben daha hazırlanmaya başlamamıştım bile! Aceleyle üstümü giyerek, makyajımı yaptım. Aynanın karşısına geçtiğimde saçlarımı at kuyruğu yapmaya karar vermiştim. Saçımı da yaptığımda hazırdım. Üstüme ceket almam lazımdı. Sahil kenarı soğuk olurdu. Ceketimi dolaptan çıkardıktan sonra seçtiğim çantayı da alarak alarak odamdan çıktım. İki telefonumu da çantaya atmıştım. Zor olacaktı ama halledecektim. Aşağı indiğimde babamı televizyon karşısında gördüm. İşi yok muydu? Beni fark ettiğinde kocaman gülümsedi. "Nereye böyle güzellik?" Güzellik... Eren mesajlaşırken yazmıştı. Öhöm, hayata dön! "Kerem'in partisine." Şaşırsada hemen toparladı. "Söyleyeyim o zaman Necibe götürsün seni?" Nerde olduğunu anlamadığım annem cevap vermişti. "Gerek yok hayatım. Kerem alacak Leyla'yı." "Öyle mi?" "Öyle mi?" Bundan benim niye haberim yoktu? Merdivenlerden inen annem bizi şaşırtmaya devam ediyordu. Üzerinde kırmızı bir elbise vardı. "Hayatım sen nereye?" Çok doğru bir soru baba. "Seni yemeğe çıkartıyorum." Kafamı iki yana sallayarak bu ikiliden uzaklaştım. Annem iyi miydi acaba? Dün ne yediyse iyi gelmemişti ona. Korna sesi duyduğumda elbisemle aynı renk olan kısa, topuklu ayakkabımı giydim. Araba görüş açıma girdiğinde daha çok şaşırdım. Kerem değil Eren almaya gelmişti beni!

Bölümün tamamını WritePad'de oku