DÖNÜM NOKTASI

12

Yazar:

DÖNÜM NOKTASI – Lucerow kitap kapağı
DÖNÜM NOKTASI – Lucerow kitap kapağı

Kapıyı açtığımda Atiba'yı seven Eren'le göz göze geldik. Atiba beni gördüğünde kucağıma atlamıştı. Yere düşsekte umursamadan sevmeye başladım onu. Havlaması benim onu sevmemle artmıştı. "Oğlum özledin mi sen beni?" Tekrar havladı. Kuyruğunu mutlulukla sallamaya başlamıştı. Cidden yiyecektim ben bu köpeği. Ben Atiba'yı severken Kerem'in homurtusu duyuldu. "Sattı beni, baksana Eren!" Bakıyor zaten diyemedim. Kitlenmiş bir şekilde ben ve Atiba'ya bakıyordu. Atiba durduğunda ayaklandım. Kerem'e de laf atmayı unutmadım. "Bakamıyorsan demek ki." Ağzı kocaman açıldı. Eren de alttan alttan bizim bu halimize gülmekle meşguldü. Kerem'in sıfatı gülünmeyecek gibi de değildi gerçi. "Görüyorum seni Eren! Sende otur kız şuraya!" L koltuğu işaret ederek kurmuştu bu cümleyi. Seslice gülerken oturdum. Gözlerim etrafta geziniyordu. Oyun odasını yeniden yenilemişti. Küçük bir odaydı ama içine her şeyi sığdırmışlardı resmen. Bir bilardo masası, L koltuk ve televizyon vardı. Tabi bir de teras. Gerçi teras Kerem'in odasına bağlanıyordu. Büyük bir terastı genellikle masa tenisi oynardık orda. Gözlerim en sonunda televizyonda durdu. Playstationdan fifa oynuyorlardı. Kerem yedi, Eren ise dörttü. Kerem kesinlikle Eren'e fena koymuştu... "Oynayacak mısın?" Kerem'in sorusuyla gülümsedim. "Yenilmek istediğine emin misin?" Eren Atiba'yı severken bizi dinliyordu. Sözlerime şaşırdığı belli olsada, ciddiye almış gibi değildi. "Hah! Gel atalım bir el. Ya da Eren sen oynar mısın?" Başını sallayarak konuştu. "Bana uyar. Sonra ağlamasın da Leyla." Gülme isteğimi içime attım. Kerem de benim gibi gülmemeye çalışıyordu. Beni hafife almamalısın zeki çocuk. "Hadi o zaman! Başlattın da görelim kimin kazanıcağını." Kerem takımları ayarlarken Eren de onu izliyordu. Bense belli etmeden çantamı açarak diğer telefonumdan, Eren'e mesaj atmıştım. Evde çektiğim sorunun fotoğrafını ve yakarışlarımdı mesajın konusu. Telefonu kapatıp Atiba'yı sevmeye başladım. Eren'de gelen bildirimle telefonuna bakmıştı. Cevap yazdığını gördüm. Kerem oyunu ayarladığında Eren hala telefona bakıyordu. Bir anda Kerem'e döndü. "Kağıt kalem var mı burada?" O ne alakaydı? Bir saniye yoksa... "Var şu çekmecede niye?" Eren, Kerem'e cevap vermeden ayaklanarak çekmeceden kâğıt kalem çıkardı. Koltuğa geri oturduğunda hızlıca soruyu çözmüştü. Sesli mesaj atarak da soruyu anlatmıştı. Bizse şokla onu izliyorduk. Olduğu yeri, oyunu boşverip sorumu çözmüştü. Ben o soruyu çözmek için bir saat uğraşmıştım. Ve tabi ki çözememiştim ama onun çözmesi beş dakikasını almıştı. "Sakın bana o soruyu kıza attığını söyleme!" Kerem'e umursamazca omuz silkti. "Sanane oğlum? Hadi başlat oyunu." Tamam ben ciddili düşmüştüm. Ona aşkla bakmamalıydım. Hayır bakma! Yutkunarak kumandaya uzandım. Aklımı oyuna vermeliydim. Oyun başladığında Eren'e izin vererek üç gol atmasına izin verdim. Kerem bizi gülerek izliyordu. Ne de olsa birazdan neler olacağını biliyordu. Kerem kaş göz yaptığında artık kendim gibi oynamaya başladım. Birinci gol, ikinci gol derken tam dokuz gol atmıştım. Maç dokuz üç bitmişti. Eren şok içinde bana bakıyordu. Kerem'le kahkaha atmaya başladık. "Onu nasıl yaptı?" Öyle aklını alırız oğlum. Kerem umursamazca omuz silkti. "Kim öğretti sanıyorsun." Egosuyla söylemişti bunu. Haklıydı da Kerem sayesinde öğrenmiştim. Yenemediğim tek kişi oydu. Bazen berabere de bitiyordu maçlarımız ama onu daha hiç yenemiştim. Kapı çaldığında içeri çalışan abla girmişti. "Yemek hazır sizi bekliyorlar çocuklar." Kerem oyunu kapatırken, Gül ablayı onayladım. Eren hala bana bakıyordu. Çocuk ciddili şoka girmişti. Hep birlikte ayaklanarak odadan çıktık. Ders çalışırken yediğim meyvelerle duruyordum. Cidden açıkmıştım. Aşağı inerken bile Eren'in gözleri üzerimdeydi. Şoka girmiş hali cidden çok komikti. Böyle aklını başından alırlar Eren’cim.

Bölümün tamamını WritePad'de oku