11
Yazar: Lucerow

Telefonu yatağa atarak ayaklandım. Annemler gelene kadar deneme çözmem gerekiyordu. Masama geçerek bu gün çözmem gereken denemeleri çekmeceden çıkardım. Denemeleri çözdükten sonra yanlışlarıma bakarak, tekrar yapmam gerekiyordu. Süremi başlatarak ilk denememi çözmeye başladım. ✮ "Leylam?" Babamın sesiyle irkildim. Soruya o kadar odaklanmıştım ki, odama geldiğini bile fark etmemiştim. "Efendim baba?" "Annen birazdan gelecek. İşin bittiyse sende hazırlan." Onu onayladığımı belirten bir ses çıkardım. Babam kapıdan ayrıldığın da, esneyerek ayaklandim. iki saattir sandalyede oturuyordum, sırtım tutulmuştu resmen. Aklıma Eren geldiğinde sırıttım. Acaba hala Kerem'lerde miydi? Ders çalıştığım için ona yazmaya da vaktim olmamıştı. Zaten o da arkadaşlarıyla vakit geçiriyordu. Aşağıdan annemin sesini duyduğumda geldiğini anladım. Hızlıca gardırobuma ilerledim. Gözüme sırtı dekolteli siyah crop'umu ve beyaz eteğimi kestirmiştim. Askıdan çıkartarak hızlıca hazırlanmaya başladım. Kısa sürede hazırdım hafif bir makyaj bile yapmıştım. Aşağıdan annemin yakınmalarını duyduğumda çantamı ve ceketimi alarak odadan çıktım. Merdivenlerden inerken, basamağa kurulmuş olan Tahin'i sevmeyi unutmamıştım. Her yerde uyuyabiliyordu hanımefendi. Son basamağı da indiğimde annemle karşılaştık. Lacivert dizinin altında bir elbise giymişti. "Oo Banu hanım bu güzeliğinizi neye borçluyuz?" Güldü, sağ tarafında ki gamzesi ortaya çıkmıştı. "Kızıma borçluyum hanımefendi." Gülümsedim, duyduğum adım sesleriyle arkama döndüm. Babam da lacivert kot ve beyaz gömlek giymişti. Bu uyum da neyin nesiydi böyle? "Alındım ama. Söyleseydiniz de bende sizin için lacivert giyerdim." Gülmüşlerdi sinirlenmeme. Triple dış kapıya yürüdüm. Ayakkabımı giyerken onlarda arkamdan geliyorlardı. Ben ayakkabımı giyip onları yalandan tribimle beklerken onlar sohbet etmekle meşguldü. Onları beklemeden triple arabaya ilerledim. Tabi onlar bana yetişmişti. Babam beni kendisine çekip başımdan öptüğünde güldüm. "Çok nazlı bir kızımız var Banu." Şaşırarak döndüm babama. "Size yalan hiç yakışmıyor Halit bey." Annem her zaman ki halimize gülüyordu. Alışmıştı artık bizim atışmamıza. Annemin aksine evin neşesi ben ve babamdık. Annem ne kadar sakinse biz o kadar deli doluyduk. Arabaya bindiğimizde ortam sesizleşmişti. Babam önde ben ve annemde arka koltukta oturuyorduk. Beş dakika sonra inecek olsakta merakıma yenik düşerek konuştum. "Ailen daha iyi mi Necip abi?" Necip abi bizim şöförümüzdü. Bir haftadır karısı rahatsız olduğu için izinliydi. "İyi kızım çok şükür." Araba durduğunda babam Necip abiye haber edeceğini söyleyerek indi. Bizim kapımızı da açtığında inmiştik. Bakalım yemek nasıl geçecekti. Ben önden annemler kol kola arkamdan geliyorlardı. Zile bastığımda kapı anında açıldı. "Hoş geldiniz!" "Hoş bulduk Beliz abla." Beliz ablaya sarılıp içeri geçtim. Beliz abla Kerem'in annesiydi. Kendimi bildim bileli annemle birlikte, babamın şirketinde hukuk kısmında çalışıyorlardı. "Leyla hoş geldin kızım." Beni görünce telefonunu bırakarak ayaklandı. Biz sarılırken babamlarda salona giriş yapmıştı. "Halit hoş geldin!" "Hoş buldum Tuğra. Nasılsın?" Onlar özleşirken çantamdan telefonumu aldım. Çantamı kapattıktan sonra ceketimi de çıkartarak çalışan ablaya vermiştim. Çantam benimle kalacaktı çünkü diğer telefonuma da ihtiyacım olabilirdi. "Leyla, kızım sen çık yukar. Kerem, Eren'le birlikte oyun odasındalar." İşte bu! Meriç gitmişti herhalde. Gitmek için bahane de bulduğum için hızlıca atıldım. "Tamam o zaman gidiyim ben." Beliz abla hadi git dercesine elini salladığında merdivenlere ilerledim. Duvarda ki çerçevelerde Defne'nin resimleri vardı. Kerem'in kardeşi... Benimle yaşıttı. Arkadaş sayılırdık onunla gerçi o benden pek hoşlanmazdı. Abisinden kıskanırdı. Kerem'de ona inat beni överdi. Özlemiştim onu ve kıskanç hallerini. Ellerimle gözlerimi kuruladım. Merdivenleri çıktığımda sesleri gelmeye başlamıştı. Kapıya yaklaştıkça. Kerem'in gülme sesleri ve Atiba'nın havlamaları artmıştı. Atiba kim miydi. Kerem'…