9
Yazar: Lucerow

Yıldıza basmayı ve yorum yapmayı unutmayın!! İyi okumalarrr 🤍 Son soruyu optiğe işaretleyerek kapattım denemeyi. Daha yarım saat vardı sürenin bitmesine. Erken bitirmiştim. Emin olmadığım sorumda yoktu. Etrafıma baktığımda herkesin dikkatle soruları çözmeye çalıştığını gördüm. Yüzlerinden zorlandıkları belli oluyordu. Ben nasıl yapmıştım hepsini? Sanırsam çalışmalarım işe yaramaya başlamıştı. Voleybol seçmelerinden sonra rahatlamıştım gerçi. Aklım dolu olmadığı için de iki gündür çok güzel ders tekrar yapabilmiştim. Sıraları gezen hoca yanımda durduğunda optiğimi uzattım. Şaşırsada sorgulamadan almıştı. Kağıdı biraz inceledikten sonra göz kırparak gitti. Seviyordum bu hocayı da, tek sorun hamile olmasıydı. Tam üç aylık olduğunu söylemişti. Onun adına mutluyduk ama o giderse kimya dersimize başka bir hoca girecekti. Serpil Alkan. Evet kendisi dünyanın en suratsız birinci hocasıydı. İkincisiyse erkeklerin beden hocası, Erdem hoca... Bu kadar nemrut hocaları nerden buluyordu bu okul? Daha fazla düşünmemeye çalışarak sesizce çantamı toplamaya başladım. Denemenin bitmesine son yirmi beş dakika kalmıştı. Zaman neden bu kadar yavaş geçiyor! Sıra altında ki okuma kitabımı da çantama atarak fermuarı yavaşça kapattım. Duvarla bakışmaca. Harika bir aktiviteydi! Duvarda olan saate bakarak, yirmi dört dakikanın hızlı geçmesi için dua ediyordum. Neyse ki yavaş yavaş diğerleri de optiklerini vermeye başlamıştı. Arkamda hareketlik olduğunda güldüm. Kerem her zaman ki gibi sıradan çıkamıyordu. Uzun boyun zararları. Zaten ayakları benim ayaklarıma kadar geliyordu. Bazen derste sıkılınca ayağıma vurarak dikkatimi dağıtıyordu. Sıradan çıkabildiğinde kısık sesle güldüm. Gözünden kaçmamıştı gülmem. Kağıdını götürüp geri sıraya döndüğünde sesizce kulağıma fısıldadı. "Yarın partimde de böyle güleceksen gelme." O niyeydi? Arkamı dönmeden fısıldadım. "Gelmeyi düşünmüyorum zaten." "O niye lan?" Lan? "Yani niye gelmeyi düşünmüyorsun?" Tepkisine gülerken, konuştum. "Canım istemiyor." "Çocuklar sesiz olun. Daha sınavını bittirmemiş arkadaşlarınız var!" Hocanın uyarısıyla ikimizde sustuk. Ciddili partiye gidesim yoktu. Ne yapacaktım ki orda? Hiç benlik bir yer değildi. Sera da denemesini bittirip, hocaya verdiğinde zil çalmıştı. Cuma günü olduğundan bahçede istiklal marşı okunacaktı. Herkes eşyalarını toplarken ben sadece ayaklanarak çantamı sırtıma takmıştım. Ama bir şeyi unutmuştum, Sera. Hanımefendi çantasını bir saate topluyordu. Benim sinirli bakışlarımla neyse ki hızlı toplarlamayı başarmıştı. Aşağı indiğimizde sınıfımızın sırasına geçerek, müdürün konuşmasının bitmesini beklemeye başladık. Gözüm etrafta gezinirken, yan tarafımızda sırada olan Erene ilişti. Öyle bir gözüm deydi canım. Çantasını tek omzuna atmış telefonuna bakıyordu. Gözünü bir anda bana çevirince göz göze geldik. Gülümsediğinde bende utangaç bir gülümseme sergiledim. Tabi bu iki saniye falan sürmüştü. Çünkü utandığım için gözlerimi kaçırmıştım. Bana neden gülümsemişti? Acaba herkese gülümsüyor muydu böyle? Sinir olmuştum şimdi. Müdür konuşmasını bittirdiğinde istiklal marşını okuduk. Tam istiklal marşın bitmişti ki telefonum çaldı. Annem arıyordu. "Efendim anne?" "Kızım akşam Kerem'lere gideceğiz haberin olsun. Ben geç gelebilirim. Ona göre ayarla kendini." "Tamam annem." Vedalaşarak telefonu kapattım. Kerem'lere gidecektik. Ben onu gördükçe vicdan azabı çekiyordum ama kader beni zorluyordu. •